• İstanbul 28 °C
  • Ankara 29 °C

Emre Temizsoy: Çocuklar Bunu Hak Etmiyor 3; Evimizdeki Tehlike: Televizyon

Emre Temizsoy: Çocuklar Bunu Hak Etmiyor 3; Evimizdeki Tehlike: Televizyon
Taşınmayı düşünüyordum. Bir arkadaşım “bizim mahalleye gel” dedi. Dışarıda hiç çocuk yok. Bizimki de en fazla yarım saat oyalanıp mecburen içeri giriyor. Bu durum kötü bir şey değil mi? dedim.

Evet, ama aslında bir açıdan da iyi bir şey, dedi. Çocuk gözümüzün önünde duruyor. Başka türlü sürekli yanlarında duramıyoruz ki! Gelen giden bir sürü insana karşı, çocukları nasıl muhafaza edeceğiz? diyerek endişelerini açıkladı. Ayrıca sohbetimiz sırasında mahalledeki çocukların günde 5 saate kadar ama “ebeveynlerin kontrolünde” televizyon ve tabletle vakit geçirdiklerini öğrendim. 

Bir anne–babanın dışarıdaki kötülüklere karşı çocuklarını muhafaza etmek istemlerini ve gözleri önünde kontrollü bir şekilde büyümelerini istemelerini anlıyorum. Ancak çocuklarımızı dışarıdaki tehlikelerden koruyalım derken, vakit geçirmelerine izin verdiğimiz televizyon ve tabletlerin, hiçte küçümsenmeyecek derecede büyük tehditler olduğunun sanırım farkına henüz varamadık!

Televizyon ve tabletlerin evlatlarımıza verdiği başlıca zararları sıralamak isterim.

  • Çocuklara yönelik en “masum” çizgi filmlerde bile pek çok şiddet, çatışma, öfke içeren sahneler vardır. Bu durum çocukların oyunlarına ve kişiliklerine bile yansımaktadır. Daha çok televizyon izleyen çocukların daha saldırgan davrandıkları sonucunu elde eden deneyler vardır. (ör: Lovaas 1961)
  • Ayrıca şiddet içeren sahneleri seyreden çocukların kısa sürede şiddete karşı daha az duygusallık hissettikleri ve zamanla şiddeti normalleştirdikleri gözlemlenmiştir. Bu sebeple hayatın içindeki gerçek şiddete karşı, daha adil bir dünya için mücadele eden nesiller yetiştirmemiz zorlaşmaktadır.
  • Şiddetin yanısıra televizyon ve tablet uygulamalarında daha pek çok kafa karıştırıcı, korkutucu, endişe verici içerik bulunmaktadır. Daha hayatı anlamlandırma ve duygularını tanımlama döneminde olan çocuklar için bu durum duygusal bozukluklara, gelişim sorunlarına, hayata dair hatalı mesajlar kurgulamaya neden olmaktadır. Çocukların yaşadıkları endişe ve korkuları çözümleyebilmek için izledikleri / oynadıkları içeriklere daha çok bağımlı olurlar. Buna rağmen endişe ve korkularından bu şekilde kurtulmaları da mümkün olmaz.
  • Televizyon ve tablet içeriklerindeki görsel ve işitsel uyaranlar hipnoz etkisine benzer bir etki ile beyin hücrelerine hatta bilinçaltına depolanır. Bu etki tek taraflı olarak çocuklarımızın edilgen ve pasif olmalarını sağlar. Ayrıca görsel ve işitsel veri bombardımanın uğrayan evlatlarımızın beyni üretkenlikten vaz geçmeye başlayarak hazır bilgiye alışır. Bunun manası çocuklarımızın hayal gücünün oldukça zayıflaması ve hazır bilgiye bağımlı olmasıdır.
  • Televizyon ve tablet çocuklarımızın ebeveynleriyle ve diğer insanlarla geçirecekleri zamanı azaltır. Buda dil gelişimi (Burton 1979) ve sosyal gelişim için yavaşlatıcı bir etkendir.
  • Reklamlar, abartılı, yanıltıcı ve özendirici yapılarıyla çocuklarımızı duygusal, aileleri de maddi olarak yıpratır. Son zamanlarda neredeyse her çizgi kahramanın hak ettiğinden fazla fiyata sahip pek çok oyuncağı ve eşyası vardır.
  • Özellikle okul öncesi dönemi çocukların zengin bir hayal güçleri vardır. Maruz kaldıkları çizgi film ve dijital oyun sahnelerini, gerçek olan hayatla tam olarak ayırt edemezler veya onlardan gerçek olaylarla eşit düzeyde etkilenirler. Bu durumun olumsuz etkilerinin, evlatlarımızın yetişkin insanlar olduklarında daha açık olarak görüleceğini tahmin ediyorum.
  • Son olarak televizyon, tablet ve benzerlerinin, birkaç senedir 6. duyu olarak nitelenen vestibüler sistemin gelişimini engellediğinde bahsetmek istiyorum. Vestibüler sistem, insanın kendi bedeni hakkında farkındalığı olan denge duyusudur. Sistemin anne karnında başlayan gelişimi, çocukların takla atması, zıplaması, salıncakta sallanması, koşması, kendi etrafında dönmesi gibi bedeninin uzayda kapladığı alana dair farkındalığın gelişmesine katkı sağlayan bütün hareketler ile devam eder. Vestibüler sistem kulağımızın içindeki sıvının yine kulağımızda yer alan hassas kılları uyarması ile çalışır. Sadece tablet ve televizyon seyrederken olduğu gibi dik konumda oturmak bu sistemin gelişmediği zamanlardır. Çocuk ne kadar az dik pozisyonda durursa sıvı akışı o kadar çok olur ve denge duyusu o kadar çok gelişir. Vestibüter duyusunun az gelişmesi sakarlık, dengesiz hareket etme, başın daha kolay dönmesi gibi sorunlara yol açar.

Çocuklarımızın bedensel, sosyal, zihinsel, dilsel, ruhsal ve bütün gelişim aşamalarında sağlıklı olabilmesi için ebeveynler olarak onları tablet ve televizyondan uzak tutacak aktif faaliyetler içerisine sokmalıyız. Bunun için birbirimizle yardımlaşmaktan çekinmemeliyiz.

Devamı: http://www.yenisoz.com.tr/cocuklar-bunu-hak-etmiyor-3-evimizdeki-tehlike-televizyon-makale-39761

Bu haber toplam 107 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim