Fethi Güngör: Âkif’in Güç Kaynağından Beslenebilmek

Fethi Güngör: Âkif’in Güç Kaynağından Beslenebilmek
“Elif. Lâm. Mîm. Şu Kitab’ı görüyor musun? İşte bir kere onun hak olduğunda şüphe yok. Sonra, Allah’ın o saygılı kullarına yol gösterir…”(Bakara, 2/1-2).

Hayatı vahiyle inşa etmenin yakın dönemde canlı bir örneğini sunmuş olan Âkif’i sadece “İstiklal Marşı Şairi” olarak anmak onu yeterince anlamamak anlamına gelir. Esasen Âkif coşkulu bir “Kur’an Şairi” olup, yüksek sanatını zamanlar ve mekânlar üstü değerlerin en çetin şartlarda bile taviz vermeden hayata tatbik edilmesi gerektiğini haykırmış, bu inanç ve düşüncelerini fildişi kulesinden ürettiği kuru söylemlerle değil, derin sancılar çeken geniş bir coğrafyada hayatın içinden, bizzat ve bedel ödeyerek ortaya koymuştur.

Âkif’in bir çöküş hengâmesinde ortaya koyduğu çelikten iradesinin ve muhteşem duruşunun kaynağını, Mustafa Demir hocanın 1982 yılında Yeni Devir gazetesinde çıkan üç yazısından özetle iktibas ederek ortaya koyacağız:

 

Ölüm Kalım Döneminde Aktif Görev Üstlenmek

Âkif’in güç kaynağına herkes onun gibi inansa ve mesajını kavrasa her zaman ve mekânda adalet, özgürlük, güven ve huzur olurdu.

Mehmet Âkif 1873-1936 yılları arasında yaşamıştır. Bu tarihler asırlarca büyük bir imparatorluk halinde yaşamış bir devlet ve milletin en acıklı günleridir. Devlet-i Âl-i Osman çökmüştür, savaşlar kaybedilmiştir, millet zayıf düşmüş ve toprakları işgal edilmiştir. Millet ölüm-kalım, var olma ya da yok olma noktasındadır. İşte bu noktada bu millet için her alanda kahramanlara şiddetle ihtiyaç vardır. Mehmet Âkif söz konusu şartlarda ortaya çıkmış her yönü ile mükemmel bir kahramandır. O, bağımsızlık savaşımızın kazanılmasında emeği geçen en önemli şahsiyetlerin başta gelenlerinden birisidir. Zira Âkif çok geniş bir alanda ve en zor şartlar altında dini ve ülkesi için önemli ve tehlikeli görevler icra etmişti.

Milletinin bağımsızlığı için çok yönlü ve yoğun çabalar sarf etmiş olan Mehmet Âkif, muhteşem İstiklâl Marşı ile millete sunduğu kıymetli hizmetlerini taçlandırmıştır. Bu vesileyle diyorum ki; Ey koca Âkif, kadrini bilenler seni unutmadı, onlar sana hep minnettar ve duacıdır.

 

Mehmet Âkif’in Güç Kaynağından Güç Alabilmek

Eğer Âkif’in güç kaynağı üzerinde yeterince durulsaydı, hem Âkif doğru ve gereği gibi anlaşılır hem de birçok yeni Âkifler yetişirdi.

Mehmet Âkif için çok konuşuldu, çok yazıldı. Birçok kitaplar Âkif’in şiirlerinden mısralarla süslendi, birçok toplantılar Âkif’in şiirleri ile açıldı ve kapandı. Mitinglerde, yürüyüşlerde insanların heyecanlarına Âkif’in şiirleri ile yeni heyecanlar katıldı. Onun için özel konferanslar ve geceler de düzenlendi. Bütün bu etkinliklerden söylem, eylem ve kültür alanlarında olumlu meyveler de devşirildi kuşkusuz. Ne var ki, Âkif’i besleyen, onu harekete geçiren, eylemlerinde süreklilik sağlayan kaynak yeterince gündeme getirilmedi. Oysa Âkif’i, idealleri ve aksiyonu ile benimseyenlerin onun kaynağına dikkat edip, o kaynağa varmaları gerekirdi. Ne var ki, çoğunlukla Âkif’in söyledikleri sloganlaştırılmakla yetinildi. Böyle olunca Âkif de hakkıyla anlaşılamadı, güç kaynağı da görülemedi. Eğer Âkif’in güç kaynağı üzerinde yeterince durulsaydı, hem Âkif doğru ve gereği gibi anlaşılırdı, hem de yeni birçok Âkifler yetişirdi. Bu bağlamda Âkif’in güç kaynağını gündeme getirmeye ve Âkif üzerinde toplanan haklı dikkat ve duyarlılıkların bir noktada kalmayıp, esas kaynağa yönelmeleri için bir katkı yapmak istiyorum.

Mehmet Âkif deyince hemen akla onun Safahat adlı eseri gelir. Âkif’in Safahat’ı kendi dönemi için ve geleceğe yönelik olarak İslam’ı anlatır safha safha. Her türlü bireysel ve toplumsal sorunlar için İslami çözümler, uygulamalar, formüller önerir ve tarihten örnekler gösterir. O sadece bir teoriysen ve kuru bir ideolog değil, yaşantısıyla uyarıya aracı olan, örnek bir eylem adamıydı. Âkif, gezici bir mesaj taşıyıcısıydı. Yolda, sokakta, camide, cephede, okulda ve nerede insan varsa Âkif orada idi. Çünkü o, yılmaz yorulmaz, ümidini yitirmez bir cihat eriydi. Âkif’in bir güç kaynağı vardı ki, herkes ona Âkif gibi inansa, onu Âkif gibi öğrense ve onun gibi kavrasa; her zaman ve mekânda adalet, eşitlik, özgürlük, güven ve huzur olurdu. Âkif, gücünü Kur’an’dan alan ve Allah Rasulü’nün Kur’an ahlakının yansıması olan yaşayışını kendisine örnek edinen gerçek anlamda bir Müslüman idi. Bu bağlamda Âkif’in güç kaynağını kendi yazılarından yola çıkarak ortaya koymamız yerinde ve anlamlı olacaktır.

 

Safahat’ın Ana Kaynağını Görebilmek

  • Safahat’a genel olarak bakıldığında bütün konuların Kur’an’ın ışığında ele alındığı görülmektedir.
  • Safahat’ta İslam medeniyeti, mimari alandaki şaheserlerine varana kadar tanıtılmıştır.
  • Âkif şiir sanatını İslam’ın ve milletin kurtuluşu için büyük bir başarıyla kullanmıştır.
  • Âkif’in İslami ve insani bir konuya değinmeyen hiçbir şiiri yoktur.
  • Âkif kuvvetli Arapça bilgisiyle, dinini doğrudan Kur’an’dan öğrenebilme bahtiyarlığına erişmiş bir Müslüman’dır.
  • Yüksek derecede Kur’an bilgisine sahip olan Âkif, şiirlerinde konularını çoğu kez âyetler ışığında işler.
  • Âkif çağdaş sorunlara âyetler ışığında yaklaşmış ve böylece Kur’an’ın evrenselliğini açıkça göstermiştir.
  • Hiç şüphesiz Mehmet Âkif’in güç kaynağı Kur’an’dır.
  • Âkif, büyük bir imanla Rabbine iltica etmiş, zaman zaman naz edip şikâyette bulunmuş ise de umudunu her daim korumuştur.
  • Âkif sadece din düşmanlarını değil, dindaşlarının hatalarını da şiddetle eleştirmiştir.
  • Kur’an-ı Kerim ve Rasul’ün (s) örnekliği, bunlara derin bir bağlılıkla tâbi olan Âkif’e yol göstermiştir.
  • Âkif, “Doğrudan doğruya Kuran’dan alıp ilhâmı/ Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı” beytinde söylediğini önce kendisi yapmış; doğrudan doğruya Kur’an’dan aldığı ilhamı asrın idrakine söyletebilmiştir.

 

Safahat’taki Manzum Tefsir Örneklerini Fark Edebilmek

İmandır o cevher ki, İlâhî, ne büyüktür…

İmansız olan paslı yürek sinede yüktür! (Birinci Kitap, s.21).

 

“Çünkü biz bilmiyoruz dîni! Evet, bilseydik,

Çâre yok, göstermezdik bu kadar sersemlik.

“Böyle gördük dedemizden” diye izmihlâli

Boylayan bir sürü milletlerin hâli

İbret olmaz bize, her gün okuruz ezberden!

Yoksa bir maksat aranmaz mı bu âyetlerden?

Lâfzı muhkem yalnız, anlaşılan Kur’ân’ın,

Çünkü kaydında değil, hiç birimiz mânânın:

Ya açar nazm-ı celîlin, bakarız yaprağına;

Yâhut üfler, geçeriz bir ölünün toprağına!

İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,

Ne mezarlıkta okumak, ne de fal bakmak için!” (İkinci Kitap, s.170).

Devamı için: http://fethigungor.net/dirilis-postasi/akifin-guc-kaynagindan-beslenebilmek/?utm_source=fg-mail-list&utm_campaign=38a0afeae8-yeni_yazi_EMAIL_CAMPAIGN&utm_medium=email&utm_term=0_cb494b6212-38a0afeae8-118907593

Bu haber toplam 410 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim