• İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C

Höşmelim Meydan Muharebesini Kim Kazandı, Biliyor musunuz?

Fahri TUNA

OLDUM OLASI GRUPLARDAN RAHATSIZIM

Sosyal medya yaygınlaştıkça, bir hastalık daha peydahlandı: Sizin rızanız sorulmadan bir dostunuz sizi bir gruba dâhil ediveriyor…

Kaç gruba dâhil edildiğimizi inanın biz de bilmiyoruz. Onlardan gelen mesajları takip edememek ayrı dert, o grupların sosyal ve siyasal açıdan size uzak veya yakınlığı ayrı dert, o gruplardaki asgari edep saygı ve nezaketin bazen çok aşağılarda olması ayrı dert. Gruptan çıksanız sizi o gruba ekleyen arkadaşınızın veya o grupta sizin de sevdiğiniz bazı kişilerin kalbini kırma ihtimaliniz aydı dert. Dert oğlu dert bu gruplar başımızda. Oldum olası rızam alınmadan dâhil edildiğim gruplardan rahatsızım.

Kısacası; her grup kötü değil ama her grup da iyi değil. Takip edemiyoruz da çoğunu zaten. Vakitsizlikten başımızı kaşıyamayan insanlarız biz.

ADAPAZARI MERKEZ ATATÜRK ORTAOKULU MEZUNLARI GRUBU SERÜVENİM

Bilenler bilir: Ben 1974 Kaynarca Ortaokulu mezunuyum.

Şehrimizin ‘atom karıncası Müjgan Zaman’ Ablamız, o bitmek tükenmek bilmeyen iyi niyetiyle, bundan dört-beş sene önce beni de Facebook’un ‘Adapazarı Merkez Atatürk Ortaokulu Mezunları Grubu’na eklemiş, sağ olsun. Ablamıza itirazımız olamaz. O neredeyse nereye uygun görürse gireriz, gideriz. Öyle de yaptık.

Yoğunluğumuzdan sık bakamasak da, gruptaki Adapazarı eski fotoğraflarına bazen ‘neresi olduğu’ gibi bilgi eklemeleri, Sakaryalı yazar ve sanatçılarla ilgili bilgi ve fotoğraf paylaşımları gibi mini katkılar yapmaya çalışıyordum naçizane.

Zira ‘Adapazarı; Gönlümüzün Başkenti’ yazımı 1991’de yazmış adamdım ben.

 

HÖŞMELİM MEYDAN MUHAREBESİ NASIL BAŞLADI

Bundan iki sene kadar önceydi. Söz konusu grupta çok su götüren bir tartışma yaşanıyormuş. Beğenenler yüzde 95. Paylaşıma katılanlar yani. Destek mesajları da çok. Bir hanımefendi inandığı bir kanaatle bir fotoğraf paylaşıp ‘Sakarya Valiliği tiz elden kaldıra’ manasına bir istekte bulunmuş valimizden. Yahut valilik yetkililerinden.

Hanımefendiye katılan katılana.

Ben olayı altı ay kadar sonra görmüşüm. Her zamanki gibi geç kalmışım. Ama tartışmanın dumanı henüz üzerindeyken yetişmişim.

SAKARYA VALİLİĞİ BU VAHİM HATADAN TEZ DÖNMELİ

Bu zarif hanımefendi, her il valiliğinin takdir edildiği üzere yaptığı gibi Sakarya Valiliği’nin resmi sitesindeki yerel yemeklerden Höşmelim’in fotoğrafını ve yemek tarifini paylaşarak, ‘Höşmelim Tatlısı Balıkesir’indir. Höşmelimle ve tarifiyle Sakarya’nın alakası yoktur. Valilik bu hatadan tez dönmeli ve tez elden sitesinden kaldırmalıdır’ manasında bir şeyler söylemiş bulunuyordu.

İlk bakıldığında doğru görünen, kendi içinde mantığı bulunan bir talepti hanımefendinin isteği. Ama, âh ama. Kazın ayağı öyle miydi acaba?

Galat-ı meşhur (meşhur yanlışlardan) olmasındı sakın. ‘Yanlış hesap Bağdat’tan dönmez’ miydi?

 “VALİLİK HAKLI, HÖŞMELİM SAKARYA’NIN TATLISIDIR’ DİYEN FARKLI BİR SES

‘Aaaaa. Sadiye Babaannemin, Naime Anneannemin çocukluğumuzda zaman zaman pişirdiği, tadına doyamadığımız peynir tatlısını Balıkesir’e mi devrediyordu bizden habersiz bu hanımefendi?

Evet höşmerimdi o. Bazı yerlerde mesela bizde Höşmelimdi. Kısaca Höşmel de deniyordu ona. Gelecek nesillere yerel mutfak konusunda çok güzle ve anlamlı bir eser bırakan Gülsen Yıldız’ın ‘Sakarya Türkmen/Manav Mutfağı’ kitabında da vardı tarifi zaten.

Gün itiraz günü, zaman doğruyu haykırma zamanıydı. Edebi kemalle tabii ki.

‘Sakarya Valiliği haklıdır. Höşmelim bir Sakarya tatlıdır.’ Diye bir mesaj okudu grubun takipçileri. Fahri Tuna’ydı yazan. 17 kitabının 7’si Sakarya araştırmaları üzerine olan bir yazardı bu iddianın sahibi.

Tuna’ya cevaben Seba soyadlı - ki muhtemelen her futbolsever gibi benim de rahmet sevgi ve minnetle andığım Hendek Soğuksu Köyünde yetişen BJK’nın efsane başkanı Süleyman Seba’nın akrabası ve Kafkas kökenli olması kuvvetle muhtemel olan - bu hanımefendimiz ‘Hayır, Adapazarı’nda böyle bit tatlı görmedik biz. Herkes de biliyor ki Höşmelim Balıkesir’indir.’ Diye yazınca doğal olarak Höşmelim Meydan Muharebesi’ni de başlatmış oluyordu.

İki zıt görüş çekişecekti. Bakalım muharebe nasıl neticelenecekti…

OZANLAR TEKELER GÜNEŞLER ERENLER’DE HER EVDE PİŞEN TATLIDIR HÖŞMELİM!

Tuna cevap veriyordu: ‘Adapazarı’nın Ozanlar, Tekeler, Güneşler, Erenler’inde herhangi bir kapıyı çalın. Kapıyı yetmiş beş yaşlarında bir annemiz açsın, ona Höşmelim’i sorun, o size Sakarya Valiliğinin sitesindeki tatlı tarifinin aynısını verecektir. Zira Höşmelim özbeöz bir Adapazarı tatlısıdır. Valilik haklıdır!’

Seba soyadlı hanımefendi ve destekçileri yorumlarını ve iddialarını yoğunlaştırıyorlardı şimdi: ‘Hayır, kesinlikle Balıkesir’indir. Sakarya valiliği yanılmıştır. Biz üç kuşatır Adapazarı’nda yaşıyoruz. Bu şehri iyi biliyoruz.’

Sakarya kültürünü iyi bilenlerden birisi olarak bilinen yazar Fahri Tuna iddialarını genişletiyordu:     ‘Hanımefendi, Kaynarca’nın Kulaklı, Karasu’nun Resuller, Kocaali’nin Ortaköy, Hendek’in Punaortaköy’ü, Akyazı’nın Vakıfköy, Taraklı’nın Akçapınar, Geyve’nin Akıncı ve Sakarya Nehri’nin doğusundaki 27 Dernekkırı köyünden herhangi birinin kapısını çalın,  Kapıyı yetmiş beş yaşlarında bir annemiz açsın, ona Höşmelim’i sorun, o size Sakarya Valiliğinin sitesindeki tatlı tarifinin aynısını verecektir. Zira Höşmelim özbeöz bir Sakarya tatlısıdır. Valilik haklıdır!’

“ÜÇ KUŞAKTIR ADAPAZARLIYIZ. HÖŞMELİM DİYE BİR TATLI YOK BU ŞEHİRDE’

Maalesef doğru olan bir söz vardır: ‘Türkler bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olurlar’ sözü. Ailece beş altı kişi herhangi bir konu tartışıldığında, durumu özetleyen küçük baldızım Reyhan Dombaycıoğlu’nun da meşhur bir sözü vardır: ‘Ben kendi görüşüme katılıyorum!’

Yine öyle olmuştu: Herkes kendi görüşüne katılıyordu. Ve bilgi sahibi olmadan üstelik.

Seba soyadı hanımefendi: ‘Biz üç kuşatır Adapazarı’ndayız. Böyle bir tatlı görmedik’ diyor, bir başkası ‘biz 1950’den beri Adapazarı’nda yaşıyoruz. Yok böyle bir tatlı Sakarya’da’ diye onu destekliyordu.

Ve ekliyorlardı: ‘Höşmelim Sakarya’nın değil, Balıkesir’indir!’

Höşmelim Meydan Muharebesi bütün hızı ve iddialarıyla sürüyordu.

MUHAREBEYİ BİTİREN SÖZ: HÖŞMELİM HEM SAKARYA’NIN HEM HER YERİN

Muharebe bütün hışmıyla sürerken, Tuna açıklamalarını sürdürüyordu:

“- Hanımefendi, Osmanlı 1299’da Söğüt’te kurulduğundan sonraki elli yıl içerisinde Doğu Marmara’yı fethetmiş, Özbekistan ve Türkmenistan’dan Müslüman Türkleri getirip iskân etmiş. Şimdilerde Yörük ve Manav denilen insanların atalarını. Onlar da koyun ve keçi sütlerinden elde ettikleri peynirden tatlı yapıyorlar asırlardır. Höşmelim Bilecik, Bursa, Eskişehir, Kütahya, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli, Sakarya’nın da tatlısıdır. Dokuz ilin ortak tatlısıdır yani. Birçok yemek de böyledir. Doğu Marmara mutfağı diye ortak bir mutfak vardır. Dolayısıyla Höşmelim herkesindir. Bu dokuz il içinden Balıkesir çıkmış, Höşmelim’i ticarileştirmiş, markalaştırmış. Helal olsun diyor,  takdir ediyoruz.”

Ve ekledi: “Bugün yaşı ellinin üzerindeki her Adapazarlı, eğer son bir asırdır göçüp gelen bir ailenin çocuğu değilse, babaannesi ve anneannesinin elinden Höşmelim Tatlısını çok kez yemiştir.”

Tartışma sona ermişti böylece.

BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ TURİZM FAKÜLTESİ DEKANI PROF.DR.CEVDET AVCIKURT: “HÖŞMERİM, COĞRAFYANIN ORTAK BİR ÜRÜNÜ AMA BALIKESİR’LE MARKALAŞMIŞTIR ”

Yine de bir de uzmanına sormak istedim. Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt olayın bilirkişisidir aslında. Neden mi? Hem Sakaryalıdır. Kaynarca’nın Yeniköy’ündendir. (Bir Yerli/Manav Köyü.) Hem de ihtisası gereği otuz beş yıldır lisans, yüksek lisans, doktora, doçent, profesör ve yıllardır da dekan olarak Balıkesir’de yaşamaktadır. Üstelik alanı turizmdir.

Çok eski dostum Cevdet Kardeşime, açtım telefonu sordum: “- Çocukluğunda Sakarya Kaynarca’da babaannenin elinden Höşmelim yemiş miydin?” “Hatırlıyorum ağbi, yemiştim.”

Yukarıdaki olayı safhalarıyla anlattım. Ve son hükmü ona bıraktım: “Höşmerim Tatlısısın, esasen Orta Asya’dan Anadolu’ya göçler yoluyla geldiği ve coğrafyanın ortak bir ürünü olduğu bilinmektedir. Anadolu’nun birçok yerinde yerel halk tarafından farklı yapılış tarzlarıyla karşımıza çıkmış olan Höşmerim veya Höşmelim Tatlısı günümüzde Balıkesir Yöresi ile özdeşleşmiş ve Balıkesir Yöresine ait peynirli bir tatlı olarak markalaşmış durumdadır.”

HÖŞMELİM BİR İLİN DEĞİL HEPİMİZİN.

Höşmelim Meydan Muharebesi’ni, bir kişi değil, kişiler değil tüm Doğu Marmara kazanmıştı. Dokuz vilayet kazanmıştı. Esasen bütün bir Anadolu Kazanmıştı.

Zira tüm Anadolu’nundu o. Sadece Doğu Marmara yerleşik Türkmenlerinin değil, diğer Türkmenlerin asırlardır yerleşik olduğu Bolu, Zonguldak, Kastamonu, Sinop, Çankırı, Çorum, Ankara, Yozgat, Kırşehir, Nevşehirli birisi de çıkıp ‘Höşmelim bizim de tatlımızdır’ derse haklıydı. Nitekim hikâyeci Mukadder Gemici ‘Çankırı’, Prof. Dr. Erol Ayaz ‘Angara’ demişti bile. Haklılardı elbette. 

Bir şey daha ortaya koymuştu bu tartışma: Bir şehirli olabilmek, o şehrin kültürünü yeterince yaşayabilmek/tanıyabilmek için ‘üç nesil’ değil, en az üç yüz sene yani ‘on iki nesil’ gerekmekteydi.

Sakarya Doğu Marmara kültürünün tipik bir şehriydi de.

Muharebe de sulh ü sükuna erişmişti böylece. Höşmelim hepimizindi. Türkmenlerindi. Bütün bir Türkmenlerin. Sadece Balıkesir’in değil. Balıkesir takdir edilecek şekilde onu alıp markalaştırmıştı. Helal olsundu analarının ak sütü kadar.

Zaten Höşmelim de bir sütlü (peynir) tatlısı değil miydi.

Fahri Tuna

hosmelim1.jpghosmelim2.jpg

Bu yazı toplam 56 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim