• İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

Hüseyin Akın: Masa olmasa…

Hüseyin Akın: Masa olmasa…
Biz sofra biliriz, masayı sonradan öğrendik. Sofranın etrafında hilal gibi dizilir birbirimizi eşit şekilde görme imkânı yakalardık.

Masanın bizden evvel odaya yerleşmek gibi bir huyu vardı. Masanın etrafında dizilmek yoktu, masada yerini almak vardı. Masada yerimizi almak için öncelikle ait olduğumuz sandalyeyi bilmemiz gerekirdi. Tüm aile sandala biner gibi sandalyelere yerleşir masanın değişik uçlarındaki yemekleri tabağımıza kapasitemiz ve iştahımız ölçüsünce servis ederdik. Self servisin ilk denemeleri böyle başladı. Seneler sonra serpme kahvaltıyla tanışacaktık. Fakat bizde kahvaltı ne serpme ne de tepeleme olurdu. Annem her şeyin kararını bildiği için israfa yol açmayacak şekilde evde ne varsa önümüze koyardı. Cemal Süreya’nın “kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” dizesinden falan da haberi yoktu annemin.

Masada yemek yemek Türk toplumuna 19. yüzyıldan itibaren başlamıştır. O zamana kadar çatal, kaşık kullanma tekniği de olmadığından insanımız elleriyle yemek yiyordu. Osmanlılar kendi zamanlarında diğer milletler gibi yemeklerini yer sinilerinde yemekteydiler. Çatalın bulunmadığını söylemiyoruz tabi. Zira 11.yüzyılda Osmanlı’da çatal olduğu ve İstanbul’dan Avrupa’ya çatalı Bizanslıların götürdüğü tarihi kayıtlarda mevcuttur. Alafranga yemek yeme düzeni Sultan Abdülhamit döneminde İstanbul’da seçkin kimseler arasında yayılmaya başlamıştır.

Geçen bir dost mutfak masasında şiir yazarken fotoğrafını paylaşmıştı. Bir de fotoğrafın altına: “Bir masam bile yok” diye yazmış. Masanın da çeşitleri var yani. Ameliyat masası, nikâh masası, okey masası, rakı masası, emniyet cinayet masası, öğretmen masası ve daha bir sürü masa var sosyal misyona sahip. Ayak sayısı üçle başlayıp dörtle biten somut ortam araçlarıdır onlar. İBB’de “Beyaz Masa” diye bir ünitenin olduğunu da biliyoruz. Yemek masasında pekâlâ şiir de yazılabilir. Edip Cansever “Masa da masaymış ha” şiirini ne malum belki de yemek masasında yazmıştır. Üzerine her bir şeyi hayatımız hafiflesin diye attığımız yegâne tahammül aygıtımızdır o.

Devamı: https://www.milligazete.com.tr/makale/3151177/huseyin-akin/masa-olmasa

Bu haber toplam 118 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim