• İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C

Memiş Okuyucu: Eğitimi Terbiye Etmek!.

Memiş Okuyucu: Eğitimi Terbiye Etmek!.
Bir işin nasıl yapılacağını gösteren yol, yöntem, kaide, kural, metotlar vardır.Kaideler, her işin niteliğini, değerini, estetiğini, verimini belirleyen kriterlerdir. Yerine göre metodoloji, sistematik olarak ta adlandırabiliriz.
Geleneğimiz, bu kaidelerin yaşadığımız gündelik, doğrudan insanlar arası ilişkileri belirleyen bölümünü   ‘adab’ olarak adlandırmıştır.
Hukukta ve genel sosyal bilimlerde bir ilke vardır: Usül asıldan önce gelir. Herhangi bir dava da her hangi bir cürüm, kabahat sözkonusu ise ve hukuk toplumlarında bunun bir cezai bedelinin olması gerekir. Bu cezai bedeli de kurulu hukuk sistemi tayin ve tespit eder. Hukukun kurallarının çerçevesinde bir işlem, ameliye gerçekleştirilecekse önce usül yani yöntem şartları yerine getirilir. Fiilin faili, davalısı, davacısı, muinler(yardım edenler), o fiili işleyenlerin; hangi şartlarda, hangi konumda, hangi şartlarda; sorgu, muhakeme ve tecziye(cezalandırma)  edilecekleri bir usüle bağlanmış olmalıdır. Muhakeme esnasında da bu usül ve esaslara uygun hareket edilmesi hakların ve hukukun geçerliliği açısından gereklidir. Hukukun yerini bulması, işte bu şartlara riayet edilmekle ancak mümkün olur. Hak tecelli eder/edebilir.
Sosyal hayatta ve sosyal bilimlerde de bir usül vardır/olmalıdır. İşin kendisinden önce, nasıl yapılacağı daha önceliklidir. Yani önce usül gelir!.
 
        Bunun için ‘usulsüz vusül(varış) olmaz’ demiş atalarımız!
 
Bizim ilim/bilim geleneğimizde ‘adab’ olarak adlandırılan kaideler, kurallar bütünü vardır. İlim öğrenmenin ve ilim öğrenirken almamız gereken mesafeleri, aşmamız gereken merhaleleri ve de hayat basamaklarını geçerken göz önünde bulundurulması icap eden usüller vardır. Bizim medeniyetimiz bu usül ve kaideleri 'adab' olarak isimlendirmiştir. Tüm tedrisat/eğitim kademelerinde adabı, nezaket ve terbiye konusu haline getirmiştir. Medeniyetimiz, adabı ahlakî bir nitelik olarak görmüş. Gönül ve akıl eğitimi ile ahlakî kurallar bütünü oluşturmuştur. Tahsil kademelerinin tümü usül, kaide terbiyesini yani adabı; okula giriş terbiyesi, başlangıç eğitimi olarak şart görmüşlerdir.

Edebini bilmeyi, edebini takınmayı, edep dairesini, edep dışına çıkmamayı, edep etmeyi ve kendisine sınırları hatırlatılıp ta 'edep erenlere' denildiği zaman duracağı yeri bilmeyi öğreten bir terbiye, maarif sistemimiz vardı. Nihayet kendisine 'edebine dikkat et' ihtarını bildiren 'edep ya hu!' denildiği zaman tüm zamanların ve mekanların durdurulduğu hududu bildiren ve bu davranışın gönül terbiyesini anlatan bir maarifimiz vardı. 

Tekkelerin girişinde ‘edeb ya hu’ yazar idi!

Zamanın kelamına döndürse idik bu hitabı; ‘zamanını, sıranı ve yerini bekle’ vakarını(onurunu) koru olarak isimlendirebilirdik!

Yunus bütün bu değerlerimizi ne güzel söylemiş:
 
         Vardım ilim meclisine eyledim kıldım talep,
         Dediler ilim geride, illa edep illa edep.
 
İçinde gönül eğitimini, edebi, adabı barındıran bir terbiye sistemi idi klasik sistemimiz. 

Hasılı bu maarif sistemimiz edepli, terbiyeli, müeddep insan yetiştirirdi.

Medeniyetimizden klasik maarif sistemimize süzülüp gelen;  bir ahlak, nezaket ve terbiye sistemi vardı. 
Asırlarca devletler kuran, medeniyetimizi kıtalara, iklimlere taşıyan, yeryüzünde mamur beldeler kurup, adaleti ile bütün insanlığa hizmet eden atalarımız bütün bunları; yüksek nitelikli talim terbiye sisteminden yetiştirdikleri cemiyet ve  bu cemiyeti meydana getiren insanlar ile başarmışlardır. 
İthal edip  iki yüz yıldır ülkemizde uyguladığımız mevcut eğitim sistemi  pragmatik bir sistemdir. Eğitim sistemimiz üzerinde, 19. asırdan 1908 ikinci meşrutiyete kadar Fransız tesiri, 1920’ye kadar bir miktar Alman tesiri ve özellikle 1924’ lerden itibaren artan bir şekilde Amerikan tesirinden söz edebiliriz. Bir örnek vermek gerekirse 1968 ilkokul programı. Hazırlıkları 1955’lerde başlamış, yirmiye yakın ülkede çalışmalar yürütülmüş, değerlendirme toplantı sonucu Viyana’da açıklanmış bu program Ford Vakfının finansmanı, denetimi ve gözetiminde tespit edilip, uygulamaya konulmuştur.  En önemli özelliği ben merkezci, pragmatist ve olabildiğince ferdiyetçi olmasıdır. 1968 ilkokul programı da, eğitim sisteminin sadece bir parçasıdır.
 Neslimizi cendereden geçiren mevcut eğitim sisteminin kendisi terbiyeye muhtaçtır. Neslimiz akıl, gönül ve ruh terbiyesinden mahrum kalmış bulunmaktadır. İnsan imalatı sun’i gerçeklikler, bizim değerler alanımızı kaplamakta, kapatmaktadır. 
Bu haber toplam 145 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim