Prof. Dr. Cengiz Anık: Yetinmek ile Görünmek Arasındaki Akrep Çukuru

Prof. Dr. Cengiz Anık: Yetinmek ile Görünmek Arasındaki Akrep Çukuru
Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri 23 Haziran 2019 tarihinde yapıldı. 31 Mart seçimlerine kıyasla beklenmedik bir farkla, CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu seçimi kazandı.

Uzun yıllardan beri iktidar halesinden uzak kalmış siyasi çevreler açısından bu sonuç çok büyük bir zaferdi. “Zafer değil” lafı sadece ‘laf-ü güzaf’. Yani, bizler zafer diyelim diye gösterilmiş bir tevazu.

Seçim sonuçlarıyla ilgili çok şey söylendi, söyleniyor, “işimize bakalım” deniliyorsa da, bir süre daha söylenecek. Mağduriyet edebiyatı, Öcalan kardeşler, AK Parti teşkilatı, beka söylemi, seçim kampanyaları, ittifaklar v.s. Bunların hepsi elbette doğru. Ama doğrular bundan ibaret değil:

  1. Yorgunluğu değil sorun olan, AK Parti Teşkilatı’nın doygunluğu. İktidar nimetlerinden, iktidarın sağladığı statüden, prestijden nemalanan her siyasal organizasyon gibi AK Parti’nin militan kadroları doygunluk evresine girdi. İnanmıyorsanız, 31 Mart 2019 ile 23 Haziran 2019 seçim sonuçlarını kıyaslayarak; Beşiktaş, Kadıköy gibi ilçelerdeki CHP’nin oylarıyla, Eyüp, Fatih, Üsküdar, Beykoz gibi ilçelerdeki AK Parti’nin oylarını karşılaştırın. Hangi ilçelerde sandığa gitme eğilimi yükseldi, hangilerinde azaldı. Bunları mercek altına alıp elde ettiğiniz verileri önyargısız görmeye çalışın.

    Doygunluk evresi demek, çok hızlı bir inişin başlangıcı demek, biz bunu İbn-i Haldun’dan beri biliyoruz.
     

  2. Esasında APO meselesinin seçimle hiçbir ilgisi olmamalıydı. Belli ki kusursuz bir projeksiyon tasarlanıp devreye sokulmuş.

    HDP Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyenlerin müttefiki. Bunu kimse gizlemiyor. Nice zaman önce, sırtlarını nereye dayadıklarını açıkça söylediler. Onlara “Büyük Kürdistan” adı altında bir “distopya” ezberletilmiş. Bunun pek çok nedeni var ama en önemli neden; hem emperyal güçlerin güven içinde faaliyet yürütebilecekleri bir toprak parçasını garanti altına almak hem de İsrail’in kuzey ve kuzey doğusunda güvenli bir alan oluşturmak. Böylece Ortadoğu’nun kalbinin içine, muhkem bir kalkan ve her emre amade bir üs konuşlandırılmış olacak.

    Lakin; Megalo İdea, Büyük Ermenistan, Vadedilmiş Topraklar, Yüce Alman Irkı ve hatta bizim Turan ülkümüz gibi distopyaları ezberleyen toplumlar, bu zaafın bedelini çok ağır ödemişlerdir. Bu tür hayalleri, ezberlenecek hap haline getiren güçlerin niyeti, muhakkak, çift taraflı katliamdır. Orta doğuda da böyle bir bataklık oluşturuluyor. Bu bataklığa; başta bazı Kürt aşiretler olmak üzere, bazı Arap, Acem ve Türkmen aşiretleri ve hatta bazı yerel topluluklar taşınmak isteniyor. Akl-ı selim pek çok muhatap bu tuzağın farkında. PKK ve türevlerine bu tuzaktan söz edebilecek yegane ağız terörist başı. Neticede, Kenya semalarında gezdirdikten sonra teslim edenler, kendisini yıllar boyu “tetikçi” olarak kullananlardı. Bu deneyimi ondan başka kimse yaşamadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka emin sığınak, Türkiye’den başka güvenli toprak olmadığının, bana göre o bile farkında. Bunu PKK’ya ulaştırabilecek yegane ağız da onda.

    Öyle anlaşılıyor ki, bu reel politiği, seçim arefesinde gündelik siyasete malzeme edenlerin bir hesabı var. Son derece alakasız birisi, elindeki bir kağıt parçası ile, siyasal gündemi birdenbire işgal ediyor ve devlet ricalinin en üst makamlarını bile meşgul ediyor. Kusursuz bir projeksiyon ve operasyon. Bu operasyonun birinci adım başarısı, İstanbul seçim sonuçlarında gözlemlendi.
     

  3. AK Parti, kurulduğu günden bu yana ilk defa, bu yerel seçimde rakipleriyle siyasal rekabet yaşadı. 2002’de seçmen, siyasal alanın neredeyse yüzde 80’ini boşaltmıştı. Seçmenin boşalttığı bu alana AK Parti yerleşmiş ve geçen 17 yıl boyunca da ciddi bir seçim rekabeti yaşamamıştı. İlk defa, idrak ettiğimiz bu yerel seçimde rekabet yaşandı. Nitekim, birkaç ay önce katıldığım bir programda, adayların çetin bir siyasal yarışa gireceklerini söylemiş ve buna hazırlıkla olmaları gerektiğini belirtmiştim. Hatta Rahmetli Dündar Taşer’in bir anısını da aktarmıştım.

    31 Mart 2019 ve 23 Haziran 2019 yerel seçimleri gösterdi ki, AK Parti teşkilatı, çetin siyasal rekabetin yaşandığı bu ilk yarışta, ipi göğüslemekte acz gösterdi. Uzunca bir süredir iktidarda olmanın neden olduğu rehavet ve bu rehavetin neden olduğu kayıtsızlığın ve duyarsızlığın etkisi elbette büyük. Ama başka nedenler de olmalı. Buna göre, AK Parti kurmaylarının ameliyat masasına yatıracakları ilk veri, teşkilattaki bu atalet olmakla birlikte, bana göre asıl gündemlerine almak zorunda oldukları realite, seçmen profilidir. Hilafsız söylenebilir ki, son yirmi yılda seçmen, iki yüz yıllık sürede bile gözlemlenmeyen bir değişim geçirdi. Bunun iyi mi, kötü mü olduğu takdiri başka bir tartışma konusu ama bu değişimin farkında olmak, şimdilik, daha fazla aciliyet kesb ediyor.
     

  4. Seçmenin son yirmi yolda geçirdiği değişimin bana göre oldukça uzun ve zor bir hikayesi var. Bunun analizi için acele etmiyorum. Nasıl olsa kısa zaman içinde seçim yok, bir süre ertelenebilir.
     

Bununla birlikte hemen belirtmem lazım: Ekrem İmamoğlu’nun oylarının kahir çoğunluğunu 18-35 yaş arası popülasyon oluşturuyor. Bu popülasyonun siyasal karakterini, seçimlerden haftalar önce, “Seçmenlerin Seçimi” isimli bir önceki yazımda şöyle dile getirmiştim:

Devamı: http://www.fikircografyasi.com/makale/yetinmek-ile-gorunmek-arasindaki-akrep-cukuru

Bu haber toplam 174 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim