• İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

Teoman Duralı: ‘Biz Kimiz?’ Sorunu –1

Teoman Duralı: ‘Biz Kimiz?’ Sorunu –1
1. Kimlik, Geçmişte İnşâa olunan bir Binâdır

Tarihte özel yer tutmuş olanlar ile olmayanlar olmak üzre, milletler de, tek tek kişiler gibi, kabaca iki ana kümeye ayırılabilirler. Tarihe baktığımızda, kimi milletlerin özel bir görevle yükümlendirilmiş olduğu izlenimi uyanabilir. Gerçi her millet kendikendine az yahut çok gelin güvey olur. Bu, son derece duygusal ve öznel millî tavır alış, yine de tarihle ilgili bir görünümün ortaya çıkarılamayacağı anlamına gelmez. Tarih sahnesinde uzun zaman zarfında devletleşmiş bir toplumun, siyâsette, iktisâtta, hukukta, zanaat yahut fende, sanatta, örf ile âdetlerde göstermiş olduğu becerilere göre değerlendirilmesi sonucunda, olağanmı yoksa olağanüstü zümreyemi dâhil edileceği, hükme bağlanabilir. Ayrıca, becerilenin de hep aynı cinsten olması beklenmemelidir. Meselâ Sümerlilerin kayda değer becerisi tarihi başlatan devrimi yaratacak yazıyı icâd etmek olmuştur. Bunun yanında, ilk devlet kurucu kültür olma şânını da taşırlar. Asurlular ile İlkçağ İranlılarına (Persler) gelince; kan bağını dile getirir boy/aşîret esâslı toplum yapısının daha geniş çaplı türevi olan kavimden ülkü teşkilâtına geçmişlerdir. Doğrudan maddî karşılıkları bulunmamakla birlikte, kendilerine inandığımız, dayandığımız değerlere ülkü diyoruz. Aile, akraba gibi kan bağına dayalı dirimsel etkenler, maddîdirler. Devletleşme aşamasına ulaşabilmiş toplumlardan pek azı, dirim unsurlarından tümüyle uzaklaşmak becerisini gösterebilmiştir. Bu unsurları hiçbir vakit inkâr etmemiş olmakla birlikte, meselâ Çin, kavim mülâhazasının yanında, tamamıyla manevî telâkkıları da esâs almıştır. Kavmî aslını esâsını asla gözden kaçırmamasına rağmen, hudutlarına dayanmış ister maddî, ister fikrî olsun yabancı değerleri de kesinlikle elinin tersiyle itip reddetmemiştir. Ancak, alınan ecnebî unsurlar, öylesine sindirilerek içleştirilmişlerdir ki, zamanla asıllarını çağrıştırmayacak hâle gelmişlerdir. Bunun da en belirgin örnekleri arasında Burkancılığı (Budhacılık) sayabiliriz. Adı geçen bâtınî meşrebin yahut dinin ve bundan doğmuş bulunan dünyagörüşünün beşiği Hind olmasına rağmen, Çin Burkancılığı farklı bir biçime dönüşmüştür. Çinin yerli düşünce gelenekleriyle karşılaşıp karışan Burkancılık, M.S. Altıncı yüzyılda Çan (Japoncada Zen) Burkancılığı adıyla yeni bir veche kazanmıştır. İlkçağın öteki iki ana medeniyet muhiti, İran ile Roma ve onun devâmı olarak algılanan Bizans gibi Çin, M.Ö.ki yıllardan yaklaşık M.S. 1700lere değin kuzeyinde genellikle konar-göçer tarzda yaşayan boylara câzibe merkezi olmuştur. Bu cümleden olmak üzre, bahsi geçen boylardan Hunların (Ç Hsiung-nu), Türklerin (Ç T'u-kiu), Moğolların, Mançular ile daha birçok başkalarının defalarca uzun yahut kısa süreli, kısmî yahut umumî istilâsına uğramış, her keresinde de onları bağrında eritip Çinlileştirmiştir. M.Ö. İkinci binin başlarından beri yerleşik hayata intikâl eden, tarımlaşan, tedricen şehirleşip devletleşen, sanatta, zanaat ile bilgelikte medeniyet tarihinde başı çekmiş olan Çin milleti, hâlâ aynı coğrafyada yaşayan en uzun ömürlü devlet olmak rekorunu elinde tutmaktadır. Çin, yazısı çizisi, sanatı, zanaatı, devlet idâresi itikâtlarıyla çevresini etkileyerek Japon, Kore, Vietnam, Laos, Kamboç, Tibet, Eski Türk, Moğol toplumlarının kimisinde üstün medeniyet ortamlarının oluşmasına önayak olmuştur. Asyada ikinci bir medeniyet yıldızı Hinttir. Çinden farklı olarak Hint, mütecânis bir kavimlilik manzarası arzetmez. Başlıca iki ırk topluluğu M.Ö. Birinci binin başlarından beri Hintte karşı karşıya gelmiştir: Kuzey batıdan Hint yarımadasına vâsıl olmuş ak tenli Arîler ile buraya daha önce yerleşmiş koyu tenli Dravitler. Bu iki ana unsura çağlar boyu hep yeni oymaklar, boylar ile uruklar katılagelmiş, Hint dünyası da, bir kavimler, inançlar, diller, örf ile âdetler halîtasına dönüşmüştür. 

Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/akademi/teoman-durali/2019/09/19/biz-kimiz-sorunu-1

Bu haber toplam 81 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim