• İstanbul 18 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 23 °C
  • Konya 17 °C
  • Sakarya 14 °C
  • Şanlıurfa 23 °C
  • Trabzon 23 °C
  • Gaziantep 22 °C
  • Bolu 11 °C
  • Bursa 19 °C

1453 kere maşallah

1453 kere maşallah
Fatih'e, Rumlara hitaben "Korkmayın, canımız bir, malım bir" dedirtip Amerikalı bir politikacı gibi bir kız çocuğuyla kameralara gülüyor gibi göstermek video oyunlarına bile yakışmaz 12 yıldır Türkiye’de yaşayan Yunanlı tarihçi Vangelis Kechriotis, ‘Fetih


Okulda verdiğim lisans tarih derslerinde, her dönemde en az altı film gösteriyorum. İtiraf etmeliyim ki, Bizans’la ilgili uygun bir film bulmakta zorlanıyordum. Bir defa 1997’de çekilmiş, Ersin Pertan’ın ‘Kuşatma Altında Aşk’ını seyrettirdim. Öğrenciler sıkılmış, gerçekten ağır bir filmmiş. Sonra bir arkadaşım eski bir filmin kopyasını verdi bana, Sami Ayanoğlu’nun ‘İstanbul’un Fethi’ filmiydi. Yıllar sonra, birden o dönemle ilgili yeni bir film gündemde oturdu: ‘Fetih 1453’ filmi. Birçok arkadaşımın uyarılarına rağmen filmi ben de perdede izlemeye karar verdim. Hemen belirteyim, bunun gibi durumlarda klasik tarihçi bakışı olayların gerçekçiliği üzerine duruyor. Film olayları olduğu gibi gösteriliyor mu acaba diye soruluyor tarihçilere, onlar da bazen polemiğe giriyor. Benim polemiğe girme niyetim yok. Bu filmin arkasında değerli tarihçiler var, üstelik o dönemi birçoğumuzdan daha iyi biliyor. Dolayısıyla filme bir Osmanlı tarihçisi olarak bakmak istemediğimi belirtmek isterim.
Benim çıkış noktam son zamanlarda ivme kazanan ‘kamusal tarih’ alanı. Tarih toplumda ne yönde kullanılır, müze, sergi, medya, film aracılığıyla hangi amaçta toplumun tarih bilincini yönlendirir... Elbette, bu süreçte imaj çok önemli. Seyrettiğimiz imajlar tarih tahayyüllümüzü şekillendiriyor. Dolayısıyla, bir seyircinin bugün eskisine göre çok farklı beklentileri var. Kara Murat filmleri seyretmiş olanlar ‘Arabistanlı Lawrence’ ya da ‘Doktor Jivago’ seyretmemiş olabilirdi, o dönemin imkânların çerçevesinde referansların farkında olmayabilirdi. Fakat bizim yanımızda oturan seyirci muhtemelen Ridley Scott’un ‘Cennet’in Krallığı’ ve ‘Gladyatör’ünü, seyretmiştir. Ya da bilgisayarda savaş video oyunu oynamayı bilir. Bunları değilse bile ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini mutlaka seyretmiştir.
Tabii ki, Türkiye’de bugüne kadar en pahalı prodüksiyondan bahsediyoruz. Fakat bilgisayar olmadan, böyle bir film olmazdı. Bunda ne sorun var ki diye sorabilir birisi. Zaten bütün Holywood filmleri böyle değil mi? Eğer, bütün mesele bir ‘Osmanlıwood’ yaratmaksa söyleyecek bir şeyim yok.
Gelelim filmin tarihle alakasına... Bazı tarihçiler tarih filmlerinin toplumun tarih ilgisini uyandırabilme kapasitesini önemli buluyor. Ama onlara göre, eğer biri gerçekten tarihi bilgi almak istiyorsa kütüphaneye (tabii orası da sıkıntılı olabilir) gider, sinemaya değil. Bir film “Ne olduğunu değil, neyin olması ihtimali olduğunu gösterir”, diyorlar. Tamamen katılıyorum. Üstelik artık profesyonel tarihçiliğin belgelerinin bize sunduğu bilgileri üzerine değil, ondan esinlenerek doğan ihtimaller üzerine giden bir egzersiz olduğunu kabul ediyoruz. Okuru bizim anlatımız tek gerçektir söylemiyle kandırmaya çalışmıyoruz, yorumumuzu sunuyoruz.
Sanatçının işi ise farklı. O seyirciyi ‘kandırmaya’ çalışıyor, kısa da olsa başka bir dünya kurup okurunu, seyircisini bunun içine çekmeye çalışıyor. Etkileyici bir filmden ‘vay beni nasıl kandırdı’ tatlı duygusuyla çıkıyoruz. Aksi takdirde, bizimle dalga geçildiğini, enayi yerinde konulduğumuzu hissediyoruz.
Fetih sırasında her şey olmuş olabilir. Onurlu ve kahraman Türkler, sinsi, korkak, sürekli kadınlarla eğlenen Bizanslılara hak ettikleri cezayı vermiş olabilirler. Fatih Sultan Mehmet, Atatürk gibi değil, daha sıradan, babasından yeterli sevgi görmemiş duygusal bir insan olabilir. Bütün Türk başkarakterler (Ve Ceneviz Justiniani ilginç bir şekilde) fitness’tan çıkmış Russell Crowe gibi yürüyor olabilir. Ama Ayasofya’ya giren Fatih’e, Rumlara hitaben “Korkmayın, canımız bir, malım bir” dedirtip, Amerikalı bir politikacı gibi bir kız çocuğu ellerine alıp kameralara gülüyor gibi göstermek, video oyunlarının kurallarına bile aykırı bir durumdur. Bunun arkasında duran ideoloji nedir diye soracak olursak, elbette geleceğin tarihçisi, her sene İstanbul’un fethini daha fazla ihtisasla kutlayan, hatta ‘Panorama 1453’ diye ‘muhteşem’ bir tiyatro sahnesi kuran bir toplumu anlamak için bu filmin çok iyi bir araç olduğunu fark edecek.

05.03.2012 Radikal

Bu haber toplam 1032 defa okunmuştur
Diğer Haberler
Mehmet Nezir Gül : Afrika’da Kadın OlmakMehmet Nezir Gül : Afrika’da Kadın Olmak
TYB’den öğrencilere yaz tatili için 20 kitaplık okuma rehberiTYB’den öğrencilere yaz tatili için 20 kitaplık okuma rehberiTürkiye Yazarlar Birliği, yaz tatilini kitaplarla değerlendirmek isteyen öğrenciler için ilkokuldan üniversiteye uzanan dört kademeli bir okuma listesi hazırladı.
Ethem Erdoğan:Tuna, Bir Sitem Gibi Akıyor!Ethem Erdoğan:Tuna, Bir Sitem Gibi Akıyor!Ferman Karaçam, 1980'lerden itibaren çeşitli dergilerde editörlük ve yöneticilik yapıyor; Aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nde çalışıyor.
Ağrı’da büyük buluşma: Sadettin Ökten bilgi şöleni! Modern insanın çıkmazı nedir? Ökten'in medeniyet tasavvuru ve çözüm önerileriAğrı’da büyük buluşma: Sadettin Ökten bilgi şöleni! Modern insanın çıkmazı nedir? Ökten'in medeniyet tasavvuru ve çözüm önerileriAğrı, Türk düşünce hayatının en önemli isimlerinden biri olan mimar, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Sadettin Ökten adına düzenlenecek önemli bir bilgi şölenine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Bilal Can: Hadramut: Ali Sali’nin Şiirine Dair DikkatlerBilal Can: Hadramut: Ali Sali’nin Şiirine Dair DikkatlerŞiiri hayatımızda aktifleştirmeliyiz. Bu ifade bir öneriyi barındırırken aslında temas ettiği gerçeklik, yitirdiğimiz hareket kabiliyetinin bir yansıması.
Bir Nevi Yazı AtölyesiBir Nevi Yazı AtölyesiVefa Oğuz yazdı...
  • Edebiyat ve Yapay Zeka23 Mayıs 2026 Cumartesi 11:26
  • Yazar Masasının Konuğu Mustafa Uçurum21 Mayıs 2026 Perşembe 12:24
  • Şakir Kurtulmuş’un Bahçelerde Yapayalnız’ı20 Mayıs 2026 Çarşamba 13:32
  • Çiçek Dili Kültürün Dili20 Mayıs 2026 Çarşamba 13:30
  • Necip Fazıl Kısakürek: Şair, Şiir, Şiirde Usul, Şiirde Gaye, Şiirin Unsurları16 Mayıs 2026 Cumartesi 15:10
  • Türk dünyasının ortak hafızası Ankara’da yaşatıldı15 Mayıs 2026 Cuma 13:29
  • Türk Dünyası ASBÜ’de buluştu13 Mayıs 2026 Çarşamba 15:38
  • Evi Olmayan Adam: Yahya Kemal12 Mayıs 2026 Salı 14:14
  • Yitiksöz 35 (2026 Mayıs-Haziran) Türkü Gündemine Devam12 Mayıs 2026 Salı 14:12
  • İslam ve İftira: Fıkhın Sosyolojisi06 Mayıs 2026 Çarşamba 12:59
  • SON DAKİKA HABERLER
    ÇOK OKUNANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim