Türkiye ASELSAN, ROKETSAN, BAYKAR ve TUSAŞ önderliğinde Bayraktar TB2/TB3/Akıncı SİHA’lar, KAAN Milli Muharip Uçak, Hürjet, Hürkuş, T129 Atak helikopteri, Altay tankı, MİLGEM gemileri ve Çelik Kubbe hava savunma sistemi gibi yerli/millî İHA/SİHA, hava, kara ve deniz platformları ile radar/elektronik harp sistemlerinde küresel bir güç hâline geldi. En son 6 bin kilometre menzilli Yıldırımhan füzesi mutluluğunu yaşadık.
Ülkemizin savunma sanâyiindeki büyük başarısı bize ne kadar ümit ve sevinç veriyorsa düşmana da daha fazlasıyla endîşe ve korku veriyor. İsrâil ve Yunanistan hop oturup hop kalkıyor, AB Amerika’nın güven vermez duruşundan dolayı bir arayışa girmiş, Türkiye’nin şemsiyesi altına girmeyi bile düşünmeye başlamış, bâzı savunma sanâyii ürünlerimize bâzı Avrupa ülkeleri tâlip olmuş… Ne güzel!
Bütün bunlar iyi de, iyi gitmeyen işler de var.
Bütün iyi niyetli çabalara rağmen eğitim alanında işler pek iyi gitmiyor. Eğitimin tabîatı gereği çok hızlı netîce alınamadığını biliyoruz ama bu kadar yavaşlık da moral bozuyor. Kemalizmin ve dolayısıyla CHP zihniyetinin hâkimiyeti bir türlü kırılamıyor. Küçücük millîleşme adımlarını bile kemalistleri ürkütmemeye çalışarak atmaya çalışıyorsunuz. Bu da millîleşme gayretini âdetâ görünmez hâle getiriyor. Orta Asya yerine Türkistan, Ege Denizi yerine Adalar Denizi, Haçlı Seferleri yerine Haçlı saldırıları… yazabilmek büyük iş ama problemin büyüklüğü karşısında o kadar küçük kalıyor ki… Bu kadar küçük unsurlarla bir değişimin olduğu hissini bile duyuramıyorsunuz. Eğitimde daha büyük ve silkeleyici devrimler gerekir; mâlum endîşeler sebebiyle bir türlü gerçekleştirilemiyor. Geçen gün Ak Parti’nin eski bir millî eğitim bakanı “İktidara kim gelirse gelsin, eğitimin temeli kemalizmdir.” dedi. Çok tenkid edildi ama yapmak istediği bir tespitti zannediyorum. Haksız da değil adam. Bu millet çok partili hayâta geçtikten sonra CHP’ye iktidar yüzü göstermedi ama eğitimde CHP iktidârı hep devâm etti. Kemalizm bir dip akıntısı olarak varlığını ve belirleyiciliğini sürdürdü. Yaşadığımız mânevî ve ahlâkî çöküşün temel sebebi de budur: Mâneviyâtsız, ahlâksız, materyalist, dünyâperest, yeni nesilleri sâdece maddî başarılara kilitleyen, zevkinden başka ideal bıraktırmayan eğitim zihniyeti…
Yazının devamı için:https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-talib-celen/acil-ihtiyac-manevi-celik-kubbe-savunma-sistemi-52609.html































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.