• İstanbul 32 °C
  • Ankara 33 °C

“Âkif, şair olmanın yanında önemli bir münevverdi”

“Âkif, şair olmanın yanında önemli bir münevverdi”
Atatürk Üniversitesi Oltu Beşeri ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Adem Polat, TYB Gençlik biriminin çevrimiçi düzenlediği “100.Yılında İstiklal Gençliği Programı” söyleşine katılarak Âkif’in “Münevver” yönünü anlattı.

 “Medeniyet ve İnsan Düşüncesi Bakımından Münevver Mehmet Âkif” konu başlığındaki  programda Gülfem Akyıldız’ın sorularını cevaplandıran Polat, “Mehmet Âkif, merhum, yaşadığı toplumun hafızasının tam da yenilenmeye ihtiyaç duyduğu bir zaman kesitinde milletinin hafızasına kuvvetle tesir eden bir vatan şairi olarak Türk milletine bir armağandır. Âkif kendi içinde yaşadığı toplumun ürünü bir şair. Yani onun bütün yazgısındaki talihsizlikler ve kaybettiği ikbal, elinin tersiyle ittiği her durum, onun yüksek ahlâkî seciyesinin aslında bir görüntüsü olarak düşünülebilir. Âkif, içinde yaşadığı toplumdaki hurafeyi, bid’atları tenkit etmeyle uğraştı. Bu, Osmanlı ekollerinin bir tenkididir aynı zamanda.” dedi.  

Âkif, şiirde şuurun şairidir

“Âkif’in şiirini okuduğumuz zaman bakın miskinlerden tutun da tembelliğin zararından, ahlâksızlığın zararından, en ufak bir Âkif’in manzumelerinde görülen en küçük mahalledeki bir Müslüman-dışı bir âdetten bile biz bunu çıkarabiliriz.” diye konuşan Doç.Dr. Adem Polat sözlerini şöyle sürdürdü:

“Âkif aslında otokritiğini, daha çok mizaç itibariyle önce kendinden başlatıp daha sonra bunu topluma doğru bunu yayan bir sanatkâr. Dolayısıyla içinde yaşadığı toplumun yanlış gidişatı da birtakım hâl tarzları geliştirmeye itmektedir. Mesela onun Muhammed İkbal ile Efganî düşüncesinde, yani eleştirel anlamda az önce sözünü ettiğim gibi ilmiye teşkilatına, tasavvufa ilişkin bir kritik süreci başlatması belki devamında biraz daha çağımızın içinden konuşmak gerekirse, Ali Şeriati’lerden alın Seyyid Kutup “akılcı”lığına kadar ortak bir geleneksel disiplin olarak görülebilir. “Akılcılık” arayışı olarak görülebilir. Bu kesinlikle Âkif’i pozitivist yapmadığı gibi sadece ilmi yöntemlerle toplumu ıslah etme kaygılarını gün yüzüne çıkarır.   Âkif, şiiriyetin ürünü olarak ortaya çıkar. Onda Allah vergisi olarak ortaya çıkan şey, hani meşhur “sözüm gerçek olsun odun gibi olsun” deyişinde olduğu gibi onun “gerçeklik” arayışını şiirin imkânlarıyla biraz da anlamak gerekir. En ufak bir sokaktaki tasviri bile ya da küçücük yaştaki bir çocuğun babasıyla birlikte camiye gidişi ve orada kalması, orada sessiz sakin cemaatin arasında olması gerektiğine ilişkin telkinini şiirsel metin itibariyle ortaya çıkışı bile onun şiirlerindeki zarafeti ve -bu kavramı kullanmak zorundayım- pragmatik yanın bir unsurudur. Âkif, şiirde şuurun şairidir. Bu aslında bir anlam ifade etmektedir. Âkif’i medeniyet itibariyle şiirle konuşturan şey ise Türk-İslâm edebiyatının bir şiir edebiyatı oluşuyla beraber, Devlet-i Aliyye’nin son büyük şairiyle bu özelliğini son bir kez hatırlatmış olmasıdır.”

Bizi, top tüfek değil gençlerin milli terbiyesi ve iyi eğitimleri kurtaracak

Konuşmasında Âkif’in gençlerle ilgili önemli düşüncelerinin olduğunun altını çizen  Doç.Dr. Polat, “Mehmet Âkif merhumun bünyesinde ve bu çerçevede İstiklal Marşı’nın bir destansı metin olduğu dikkate alınırsa söz konusu perspektifinde gençler için yol haritası, bir manifesto olduğu bunların az önce bahsettiğim gibi tarihin donuk bir malumatlar silsilesi olarak değil de yapmaları gereken ya da istikballerine yönelik bakmaları yönü tahin eden o ana cevheri göstermesi bakımından yeterli olacaktır. Tabi gençler bu ülkenin umudu. Ama bu her şeyden önce çok kuvvetli bir milli eğitim ve terbiye ve ahlâk sonucunda olacaktır. Yani biz bugün şükürler olsun ki kendi 5. nesil savaş uçağını yapmaya uğraşıyoruz. Amerika’dan ambargo yiyoruz. Kendimiz 5.nesil uçak yapmaya çalışıyoruz. Peki, bunu kim yapacak! İşte bunu gençler yapacak. Bunu genç mühendisler, şu an hâla lisede okuyan ama ileride teknoloji alanında eğitim almak isteyen gençlerimiz yapacak. İstikbâlimizin belki bu anlamda sosyal bilimler açısından da değerli olabilmesi bakımından Avrupa’nın kıta merkezli ve ırkçı düşüncesine karşı Türkiye’nin kendine olan güvenini ve kendi tezlerini bütün siyaset bilimi ve sosyal bilim alanında yeniden üretebilecek ve sosyal bilim alanlarında çalışabilen gençler bunu yapacak.  Dolayısıyla gençlere olan güvenimiz her zaman tam. Zaten bizi, bu gençlerin milli terbiyesine ve milli eğitimlerine vereceğimiz önem kurtaracak. Bizi, top ve tüfek bu anlamda kurtarmayacak. Gençleri nasıl eğittiğimiz ve onların nasıl bir İstikbal penceresinden baktıkları, yarınımızı tayin edecek, diye düşünüyorum.” diye konuştu. 

                                                                                   Gülfem Akyıldız – Mahmut Erdemir

whatsapp-image-2021-05-27-at-10.23.02.jpeg

Bu haber toplam 200 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim