• İstanbul 18 °C
  • Ankara 16 °C

Ali Karahasanoğlu: Taziye ziyaretinde, anlatılan o olay!

Ali Karahasanoğlu: Taziye ziyaretinde, anlatılan o olay!
Taziye ziyaretleri devam ederken, anılar da tazeleniyor..

Abim Mustafa Karahasanoğlu için taziye ziyaretinde bulunan isimlerin bir kısmı gazetecilik sonrasında kendisini tanıyanlar..

Onların da çok değerli anıları var..

akit’in dik duruşu ile ilgili, pervasız yayınları ile ilgili takdirleri var..

Ama bir de..

Ağabeyimin yarım asrı aşan dostlarının ziyaretlerinde anlattıkları var ki..

Dindar insanların yaşadıklarını kamuya mal etme noktasındaki eksikliklerini, tekrar tekrar gözönüne getiriyor..

Elin solcusunun, beline silah takıp, adam kovaladığı-vurduğu dönemlerde..

Ülkede kardeş kavgasını fitilledikleri dönemlerde..

Dindar insanlar, anarşiye karışmadan..

Ama, algı operasyonlarına da eyvallah etmeden..

Medeni cesaretleri ile..

Farklı görüşten insanlara da ulaşma derdi ile..

Ne mücadeleler vermişler, hakkıyla anlatılsa, hakkıyla kamuoyuna mal edilebilse, belki sonraki nesiller de, bunlardan ibret çıkarabilse..

Önceki gün, abimin yarım asrı aşkın arkadaşı Bilal Karaköse taziye ziyaretine gelmişti..

Yakın köylümüz de olduğu için, evimize de gelip gitmişliği olan Bilal abi ile 1960’lı yıllara varan arkadaşlık, aynı zamanda Maçka Sanat Lisesi’ne uzanıyor.

Düşünün..

Yarım asrı aşan bir arkadaşlık..

Birbirlerini her daim destekleyen, irtibatlarını kesmeyen bir samimiyet içindeki arkadaşlık.

Bilal abi zaman zaman abimle görüşmek için evimize geldiğinde, rahmetli babam kendisine ikram için çay getirdiğinde..

Bilal abi, “Aman amca, zahmet etme” diyor..

Nihayetinde babam bir kıssa anlatarak, “zahmet etme” itirazını bitirtiyor.

Rahmetli babamın anlattığı kıssa şöyle..

Bir köyde yaşayan hatırlı kişiye, ziyarete giden insanlar, önce ikramlara boğuluyor..

Giderken de ev sahibinin şöyle sempatik bir tokatına maruz kalıyorlar..

En sonunda işin sırrını öğrenmek isteyen bir kişi çıkıyor..

“Hem ikram ediyor, hem de ikram ettiklerini dövüp yolluyor, acaba niye ki?” diye düşünen kişi, bu sefer kendisi hatırlı kişiyi ziyaret ediyor..

Ama bir pot da kırmamak için..

Hiç konuşmadan, durumu idare ederek, ziyaretini tamamlayıp, kalkarken, bekliyor ki meşhur sempatik tokat kendisine de gelsin..

Ama o ne?

Ev sahibi, son ziyaretçiye, sempatik tokatını atmıyor..

Merak daha da artıyor, “Başkaları hem ikram ediliyor, hem dayak yiyorlardı. Bana ikram edildi, ama dayak yemedim. Acaba niye?”

Ev sahibine de soruyor, bu soruyu..

Cevap şu:

“Yavrum, sen geldin, ben sana ne ikram ettiysem, kabul ettin. İtiraz etmedin.. Ama senden önce bana ziyarete gelip de giderken dayak yiyenlere her ikramımda, bana şöyle diyorlardı: ‘Zahmet etme amcacığım. Zahmet etme dayıcığım.’ Allah rızası için yaptığım bir hizmetten, beni alıkoymak istiyorlardı.. Onun için de, giderken onlara sempatik tokatımı atıyordum..”

Devamı: https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-karahasanoglu/taziye-ziyaretinde-anlatilan-o-olay-39922.html

Bu haber toplam 68 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim