• İstanbul 22 °C
  • Ankara 16 °C

Bayram ederler yâr ile şimdi…

D. Mehmet DOĞAN

Bayram kelimesi yerli yersiz kullanılan kelimeler arasına girdi.

Esasında “bayram” dinî bir kavramdır. Bu itibarla iki bayram vardır: Ramazan ve Kurban. Milli günlere bayram demek bize mahsus. Bunlar bütün dünyada “gün” olarak tesmiye edilir. Ekseriya da her devletin bir milli günü vardır Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanı yıldönümü millî gündür. Türkiye dışında böyle bilinir. İçeride ise bayramlardan bayram beğen!

Milli günler yetmez, toprak bayramından inek bayramına kadar nice bayramlar “kutlarız”.

Kut, kudsiyet, mukaddeslik dinin alanındadır. O yüzen dinî mahiyette olmayan günlerin kutlanması da bir tuhaf gelir bana. Neyse bahsimiz o değil; iki yıldır gerçek bayramlarımızı da hakkıyla kutlayamıyoruz. Hatta geçen sene ramazan bayramı namazı da kılınamadı.

Bayram, kuvvetli bir hatırlatıcıdır. Bayramla ilgili şahsi hatırlamalarımız, evimiz, ailemiz, şehrimiz ülkemizle ilgili epeyce zengindir.

Bayram bana Hacı Bayram-ı Veli’yi hatırlatır. Ankara Hacı Bayram’dır. Ankaralı Hacı Bayram’ı unutmaz. Bir bayram şiiri vardır ki o da unutulmaz. Daha onun önce hatırlatmalarını yazmıştım:

Yandı bu gönlüm!

Hacı Bayram bir şair değil, fakat üç beş yakıcı ilahisi var ki, gönle dokunur, haza şiirdir! Hacı Bayram’ın ilahilerinin, inşasından hemen sonra Süleymaniye kubbelerinde yankılandığını düşünmeden edemedim. Belki de Süleymaniye’nin gölgesindeki bir tekkeden yükseliyordu bu ilahiler.

Bu Bayramî ilahinin yüzlerce kilometre ötede, yüzyıllar boyu yankılandığı gerçeği yıllar önce zihnime kazınmıştı. Bosna hadiseleri patlak verdiğinde, buradan Türkiye’ye destek almak için gelenler Bosna müziği örnekleri ihtiva eden kasetler de getirmişlerdi. Evet daha kaset devrinde idik, bana verilen üç kasetten ilkini müzik setine yerleştirip dinlemeye başladığımda odaya lahutî bir ses, içe işleyen bir Kur’an tilaveti yayılmıştı. Bu olağandı, çünkü bu kaset Gazi Hüsrev Bey Medresesi talebeleri tarafından hazırlanmıştı. Asıl beni şaşkınlığa düşürecek olan Kur’an tilavetinden sonra başlayan ilahi idi...

N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm

Derd ü gam ile doldu bu gönlüm

Yandı gönlüm yandı bu gönlüm

Yanmaktan deva buldu bu gönlüm

Bu Hacı Bayram Veli’nin şiiri üzerine bestelenen ilahi beni bir süre oturduğum yere mıhladı. İlahî bitene kadar “bir yanlışlık olabilir” havasında idim; mesela aktarma sırasında bir başka parça karışmış olabilirdi. Esasen bir yanlışlık yoktu. Medrese talebeleri, muhtemelen hiç türkçe bilmeden bu ilahiyi, tıpkı dedeleri gibi samimi bir hisle ve şevkle okumuşlardı ve bu okuyuşta türkçe kusuru bulmak mümkün değildi...Bu ses bana şunu söylüyordu: Ankara Bosna’da, Bosna Ankara’da! En azından bir ses ve duyuş olarak. Aradan altı asır geçse de!

Bu bayram sabahı, bu kaseti yine kütüphanemde arayıp buldum. Heyhat! Artık kaset çalacak bir cihazım yoktu. Uşşak ilahiyi bu defa Kâni Karaca’dan dinledim. Hüznüm tazelendi, melâlim depreşti; sarsıldım ve kendime geldim.

“Ey Türk! Sarsıl ve kendine gel!”

Bizim bayramlarımız hüzün bayramıdır, hüznümüz kıt’alar aşar, dünyayı dolaşır. Ve gelir başımıza konar, bir hüma kuşudur âdeta. Hüznü baş tacı etmeyen, melâle âşina olmayan bizden değildir. Biz hüznümüzü kıtalar boyu yaşarız. Her bayram tazeleriz. Doğu Türkistan deriz, Afganistan deriz, Bağdat deriz, Şam deriz, Halep deriz, Kudüs, Trablus deriz, Cezayir deriz…

En katmerli hüzün Mekke, Medine denildiğinde çöker üstümüze.

Oralarda bayram nicedir?

Bizim indimizde, hüznü büyük olmayan adamdan sayılmaz! “Yanmada derman buldu gönlüm”.

Bayramın nasıl olmayacağını biliriz, nasıl olacağını da Ankara’nın ulusu Hacı Bayram Veli mâveradan söylüyor:

Bayramım imdi, bayramım imdi

Bayram ederler yâr ile şimdi

Hamd-ü senalar, hamd ü senalar

Yâr ile bayram kıldı bu gönlüm.

Vaad edilen bayrama erişmek, yâr ile bayram kılmak niyazıyle…

 

Bu yazı toplam 14 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim