Sahabinin biri yoldan geçerken bir kadın görür. Güzelliği onu cezbeder. Bakışlarını alamaz. Kadın da onun bu bakışından etkilenir, o da delikanlıyı ilgiyle takip eder. Sahabi bir tarafta yola devam etmekte diğer taraftan da kadına bakmaktadır. Ve az sonra, önüne bakmadığı için karşısına çıkan duvara çarpıverir.
Çarpmanın etkisiyle kendine gelir. Burnundan akan kanları görünce kendi kendine hayıflanır. Canının yanmasından çok yaptığı işe pişmanlık duyar, üzülür, kendi kendine kahrolur ve bir karar verir: “Doğruca Allah Resulüne gideyim, hâlimi arz edeyim ve ne ceza verirse razı olayım.” Aynen öyle yapar. Ağzı burnu kan içinde doğruca Allah Resulünün yanına gider, olanları aktarır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:
“Bu senin günahının cezasıdır, onu dünyada çekmişsin.”
“Harama bakış, iblisin zehirli oklarından bir oktur. Her kim Allah korkusu sebebiyle bunu terk ederse Allah ona kalbinde halâvetini hissedeceği bir iman bahşeder.” (Hâkim, IV, 349/7875)
Gözler bir ok gibi bir mermi gibi hızlı tesir eder. Varacağı yere ulaşır. Uyuyan veya tetikte bekleyen hücreleri uyandırır. Uyandırır da sonucunun nereye varacağını kestiremez. Karavana olacağı gibi kalpten de vurabilir. Sağlam bir kalkan, muhkem bir zırh ancak gelen o yönelişi püskürtebilir.
…
Teşhir çağında yaşıyoruz. Kişisel alan sınırlarını çok geniş tutmaya başladık. Görünür olma arzusu bir çılgınlığa dönüşmüş durumda. Gizem, şahsîlik, mahsusiyet, mahcubiyet, mahremiyet hak getire. Burnunu göstermekten hicap duyan kadından, giyinik çıplaklığa gelinen bir noktadayız. Erkekler de kadınlarla yarışmakta, insanları ayartmak için olmadık yollara başvurmakta.
Böylesi bir ortamda bize düşen kendimize, içimize dışımıza sahip çıkmak. Batınımızı, kalbimizi kötü düşüncelerden korumanın yanı sıra zahirimizi, bedenimizin görünen yönlerini de korumalıyız kem bakış ve hayallerden.
İnsanlardaki şehveti büyütmemeliyiz. Zehirli okları üzerimize salmamalıyız. Eşimize, çocuklarımıza saklamamız gereken unsurları, birer paçavra misali ortaya sermemeliyiz. Bedenimiz mübarektir, kıymetlidir, bize aittir. Bize ait olması, onu dilediğimiz gibi sergileyeceğimiz anlamına gelmiyor, bize bu hakkı vermiyor.
Bedenimizde kirli, salyalı bakışlar ve izler değil tertemiz, naif ve mümince izler olsun.
Devamı: https://www.insaniyet.net/bedenimizdeki-zehirli-oklar/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.