• İstanbul 7 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 10 °C
  • Konya 7 °C
  • Sakarya 6 °C
  • Şanlıurfa 10 °C
  • Trabzon 9 °C
  • Gaziantep 8 °C
  • Bolu 8 °C
  • Bursa 8 °C

Faik Öcal: Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun

Faik Öcal: Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun
Ben dolunaysam sen beni kuşatan gökyüzüsün. Güldü yüzün, ışık oldu yüreğim. Bizimki gül ve ışığın hikayesi. Gülün sözü cennet düşü, ışığınki ise sonsuzluk ülküsü.

Ben cennet çiçeğiysem sen cennet bahçesisin. Şansıma senin cennet bahçende cennet çiçeği olmak nasip oldu.

Ben hayalsem sen gerçeksin anneciğim, biri olmadan diğerinin olamayacağı. Eksiktim, seninle tamamlandım, dünyadaki yerimi bulmuştum.

Sesim mavi bir su damlası ise senin sevgin uçsuz bucaksız derya. Bana verdiğin ilk hediye sevgi, ikincisi ise güven.

Erken büyümek için hiç acele etmeyeceğim. Sana söz anneciğim. Çocukluğumu doya doya yaşayacağım. Biliyorum ki çocukluğumla çocukluğunu yaşayacaksın yeniden ve seni bundan mahrum etmeyeceğim. Son sözüm: Kendimi keşfedeceğim ve "hayat aynamı" bulacağım. Kendimi keşfedeceğim ve hayatımın anlamını bulacağım. Bileceğim hayat aynamı elinde tuttuğunu ve hayatın anlamının senden geçtiğini.

Başımın üzerindeki göklerde beyaz kuş, ayaklarımın altındaki denizde kırmızı balık, yolculuk yapıyorum. Her an yanımda olduğunu hissediyorum. Beyaz kuş göğü yakın ediyor, kırmızı balık denizi dost kılıyor. Senin rengin hep mavi. Mavi mavi tebessüm ediyorsun, mavi mavi dua ediyorsun, mavi mavi saçlarımı tarıyorsun, mavi mavi hikayeler anlatıyorsun.

Öpünce gözlerimden hayatım ilk defa yazılmış şiire dönüşüyor. Öpünce gözlerimden kalbim sevinçten titriyor. Öpünce gözlerimden güller, yaseminler, papatyalar, menekşeler açıyor yanaklarımdan. Öpünce gözlerimden ben başka bir insan oluyorum, özel biri olduğumu anlıyorum. Giderken gelirken, gülerken ağlarken, uyurken uyanıkken hep gözlerimden öp anneciğim. Biliyorum senin öptüğün yaramdan gülü reyhan kokar.

Allah'ın armağanı bir şiir olmasaydım, sen sığmazdın içime. Mavi ışıkla çizilmiş bir cennet çiçeği olmasaydım, dokunamazdın yüreğime. Sesin içimde yankılanmasaydı, tanıyamazdım kokunu. Üç kutsal kokum var anneciğim: süt kokusu, çiçek kokusu ve senin kokun. Senin kokunda cennetin kokusunu alıyorum ve içim huzurla doluyor.

Bana ağlamakla gülmenin kardeş olduğunu sen öğrettin anne. Ağlamak geceyse gülmek gündüzdü ve her gecenin bir sabahı vardı. Bu yüzden beni ağlatan sebeplere takılmadım, biliyordum ortadan kalkınca o sebepler ağlamak da bitecekti. Sen hiç gitme anneciğim, hep güneş ol ve doğ üzerime. Isıt içimi, aydınlat beni.

Hayal kurmayı sen öğrettin bana anneciğim. İnsan hayal ettikçe yaşarmış, hayal ile gerçek ikiz kardeşmiş, biri olmadan diğeri olmazmış, olsa bile eksik kalırmış. Bana bir ayağımı gerçeğe, diğerini de hayale kurmayı sen öğrettin. Hayal etmeseydim Değnek At'tan Hayal At'a geçemezdim, Simbat ile uçan halıya binip dünyayı gezemezdim, Phileas Fogg ile 80 günde dünya turu yapamazdım, kaptan Nemo ile Nautilus deniz altına binip denizin 20 bin fersah altında yolculuk yapamazdım.

Anne, iyi bir insan olmak istiyorum ve iyi bir insan olma yolunun da senin dualarından geçtiğini biliyorum. Anne beni olduğu gibi kabul et. Bana yanlışlarımı göster ve kendim düzeltmem için fırsat ver.

Bana nereye bakacağımı gösterme. Bırak, nereye bakmak istiyorsam oraya bakayım. Senin gördüğünü görmek zorunda olmadığımı, bilmeni isterim anneciğim. Belki de muhtaç olduğum, aradığım şey senin gördüğünde değil, başka bir şeydedir.

Düştüğümde bırak kendim kalkayım, yanımda olduğunu hissetmek güç verecektir bana. Herkesin hayat denizi ayrıdır anneciğim. Bana yüzmeyi öğret ama bırak kendi hayat denizimde kendim yüzeyim, yolumu bulayım.

Hayat bir oyundu ve başkalarıyla oynamasını bilmeyen çabuk yorulurdu. Yalnızca kendi olanlar başkalarıyla oynayabilir. Kendi olmak, özüyle sözüyle iyilik toprağına kök salmaktır bir esenlik çiçeği olarak. Esenlik çiçeği hep aynı şarkıyı okumuştur: Hayat doğal olmak, güzel bakmak ve özgür yaşamaktır. Hayat bir tebessümle başkalarının yaralarını iyileştirmektir. Hayat dertlere derman olmasını bilmektir.

Yaşamak bir evcilik oyunudur, içeride ev kurmasını öğrenemeyenler dışarıda hep açıkta kalırlar, üşürler. İçeride ev kurmasını öğrenemeyenler dışarıda taş üstüne taş koymasını bilemezler, hep yalnız ve eksik kalırlar hayatın kıyısında köşesinde. Evcilik gerçek zemin üzerine hayal evi kurmasını öğrenmektir.

Ben büyük şehrin ucuna yaşayıp ayağında büyük ayakkabılar, omuzlarında iki su bidonu, sırtında su pompası şehri temizlemeye çalışan o fakir çocuğum. Bunu öğrenmiştim Hayat Oyunundan, böyle mezun olmuştum Hayal Okulu'ndan. Böyle öğrendim uzaklara bakmayı bir başına, şarkı söylemeyi başkalarıyla.

Yazının devamı için:https://www.kitaphaber.com.tr/ask-olsun-cocugum-ask-olsun-k7482.html

Bu haber toplam 135 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim