• İstanbul 23 °C
  • Ankara 25 °C

Bekir Şahin: İstiklâl Marşı’nı Değiştirme Girişimleri ve Belgeleri (1925)

Bekir Şahin: İstiklâl Marşı’nı Değiştirme Girişimleri ve Belgeleri (1925)
Milli ruhu ve Milli Mücadeleyi yansıtacak bir şiir ortaya konulsaydı belki de değiştirile­cekti. Ama olmadı. Yazılan bütün şiirler ya masa başında hazırlanmışlardı, ya da ısmarlama yöntemlerle yazıldıklarından samimiyetten uzaktı.

Arşiv, Kurumların, gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri sonucunda meydana gelen, idari, hukuki, kurumsal değeri olan ya da tekrar kullanılmak üzere üretilen her türlü görsel, yazılı, dijital belge ve bilgilerin muhafaza edildiği yer olarak tarif edilir.

Bu zamana kadar maalesef ülkemizde kültür ve tarihimize ait pek çok belge, eser kıymeti bilinmeden ya da kasıtlı olarak yağmalandı veya yok edildi. Mesela;

İstanbul Defterdarlığı Maliye Arşivi’nde bulunan askeri, mali, ticari, siyasi, hukuki, edebi, denizcilik ve bilim tarihimize ait evrakın bir kısmı 1931 yılında konuyu bilen ve belgelerin değerini takdir ede­cek yetkili hiçbir şahıs veya müesseseye danışılmadan kese kâğıdı yapılmak için ayrılan kâğıtlarla birlikte OKKASI 3 KURUŞ 10 PARA­YA Bulgaristan’a satıldı.

Bunun son örneklerinden biri de 2009 yılının Mayıs ayında yaşan­dı. Kasım KOCABAŞ isimli fedakâr öğretmenin İnternet üzerinden satın aldığı belgeler 1925 yılında yapılan İstiklal Marşı’nı değiştirme girişimini resmen ortaya koydu. Marş yarışması hakkında ki bilgiler yıllardır akademik çevrelerde tartışılmasına rağmen, bu konuda yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamıyordu.

Oldukça yıpranmış ve mantarlaşmış olan belgeler Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde bakım ve onarıma alındı. 9 ay gibi bir sürede restorasyon işlemleri bitirilerek araştırmacıların hizme­tine sunuldu.

Bu bildiride söz konusu belgeler tanıtılacak ve belgelerlere dayalı olarak İstiklâl Marşı’mızın değiştirilmesi girişimleri anlatılmaya ça­lışılacaktır

Tarih 1920’li yıllar, Anadolu’da istiklal mücadelesinin en hararetli günleri yaşanıyor, bir destan daha yazılıyordu. Ülke sathında ya­zılan bu destanın kafiyesi eksik. Millete milli bir marş gerekli idi. Bu eksiği hisseden İsmet Paşa Maarif Vekâleti’ne müracaat ederek ‘Milli Marş’ yazılmasını teklif etti. İlk Meclis bu teklife olumlu baktı ve hemen 500 lira ödül ile bir marş müsabakası düzenledi. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Dö­nemin önemli şairleri, para ödülünden dolayı bu yarışmaya katılmak istemedi. Ödül kar­şılığında ısmarlama Milli Marş yazılamayacağına inanan Mehmet Âkif’te bu şairlerden birisi idi. Zaten O, bir taraftan şiirler yazarak feryat ederken bir taraftan da gazetelerde makaleler neşrederek milleti felaketlerden ders almaya çağırıyordu Ayrıca karış karış do­laştığı Anadolu vilayetlerinde verdiği vaazlar ve neşrettiği yazılarıyla milli mücadeleye inanılmaz destekte bulunuyordu.[1]

Neticede 724 şiir de başarılı bulunmadı. Âkif’in yakın dostlarından olan Hasan Basri Çantay’ın aracılığı ile İstiklal Marşı’nı yazma vazifesi Âkif’e tevdi edildi. Âkif, Taceddin Dergâhı’nda inzivaya çekilerek kendisine tevdi edilen görevi kısa sürede neticelendirdi. Marş Hamdullah Suphi tarafından Meclis’te vekillere okundu. O kadar beğenildi ki, Mus­tafa Kemal Paşa dahil ayakta alkışlanıp birkaç kere daha kürsüden okunarak oy birliği ile Milli Marş olarak 12 Mart 1921 günü kabul edildi.[2]

Tunalı Hilmi Bey gibi az da olsa aleyhte bulunanlar da oldu. Meclis tutanaklarından anlaşıldığı kadarıyla bir komisyonun kurulması ve bu komisyonun şiiri seçerek üzerinde gerekli düzeltmeleri yapması gerektiği savunulmuştur.

Refik Şevket Bey meclise “Âkif Bey’in şiirinin aleyhinde olanlarda el kaldırsın ki muha­liflerin sayısı anlaşılsın” teklifinde bulunur. Ancak kabul görmez. Bugün maalesef bu ilk muhalifleri tam olarak bilemiyoruz. Görüldüğü üzere ilk mecliste bile İstiklal Marşı’nın aleyhinde bulunanlar olmuştur. [3]

1925 YILI MİLLİ MARŞ MÜSABAKASI

1925 Yılı Siyasi Yapısı

Mustafa Kemal cumhurbaşkanı olduğu bu dönemde İnönü Hükümeti yönetimdedir. 2 Mart 1925’te güven oyu alamayan Fethi Bey (Okyar) hükümeti düşer. Yerine 3 Mart günü İsmet İnönü kabinesi geçer. İnönü Hükümeti’nde maarif vekili, Âkif tarafından yazılan marşın Milli Marş seçilmesinde önemli rol oynayan Hamdullah Suphi Bey’dir. An­cak ne ilginçtir ki, marş yarışmasının yapıldığı tarihlerde 21 Aralık 1925 günü Hamdul­lah Suphi Bey Maarif Vekilliği’nden ayrılır, yerine Mustafa Necati Bey geçer. Yarışmanın şartnamesini hazırlayan dönemin Hars (Kültür) Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Bey’dir. Aynı zamanda 1925 yılı pek çok alanda inkılâpların hız kazandığı bir süreçtir. Örneğin şapka devrimi, tekke ve zaviyelerin kapatılması, Takrir-i Sükûn Kanunu gibi pek çok yenilik bu tarihlere rastlar.

Niçin değiştirilemedi?

Milli ruhu ve Milli Mücadeleyi yansıtacak bir şiir ortaya konulsaydı belki de değiştirile­cekti. Ama olmadı. Yazılan bütün şiirler ya masa başında hazırlanmışlardı, ya da ısmarlama yöntemlerle yazıldıklarından samimiyetten uzaktı. Bu sebeple sadece milleti değil, belki de yarışmayı düzenleyenleri bile tatmin edecek bir eser ortaya çıkarılamamıştı. 1921’de ki ilk müsabakada da aynı netice ortaya çıkmamış mıydı? Yarışmaya katılan 724 şiirden hiçbirisi beğenilmemişti de marşı yazma görevi Âkif’e tevdi edilmişti.

Mehmet Âkif’in hayatını anlatan önemli eserlerde, hatta İstiklâl Marşı’nı konu alan araş­tırmalarda, 1924-25’teki yeniden İstiklâl Marşı güfte ve beste yarışmasının açılmasına değinilmemiştir. Konuya değinenler ise; sadece 1937 ve sonrası hakkında bilgi vermiş­tir. Bunun nedeni anlaşılabilir gözükmektedir. Zira Maarif Vekâleti yanmış, bakanlığa ait belgeler tahrip olmuştur. Ayrıca yeni marş arayışları, kabul görmediği için açılan yarış­malar da sonuçsuz kalmıştır. Onun için bu konuda araştırma yapanlar belgelere ulaşma şansını bulamamışlardır. [4]

1937 Yılı Girişimi

Değiştirme girişimleri bununla da sınırlı kalmamıştır. 1937 yılında yeniden Milli Marş yazdırılmasına teşebbüs edilmişti. Ulus gazetesi aracılığıyla bir yarışma düzenlenmiş, Falih Rıfkı, Necip Fazıl’a da katılması için teklif götürmüştür. O da bunu, müsabakanın iptal edilip marşı kendisinin yazması koşuluyla kabul eder ve nihayetinde “Büyük Doğu” marşını yazar:

Büyük Doğu Marşı

Tanrının alnından öptüğü millet!

Güneşten başını göklere yükselt!

Avlanır, kim sana atarsa kement

Ancak Mustafa Kemal Atatürk 1938 yılında vefat edince marş kendisine takdim edile­mez ve bu girişim de böylece neticesiz kalır.

Necip Fazıl şiirini aynı adla kitabına da almıştır. Bu şiir, 1940’lı yıllarda Necip Kazım Akses tarafından bestelenmiş ve kendisi bu besteyi radyodan dinlemiştir.[5]

Yarışmanın Şartnamesi

1925 yılına ait “Maarif Vekâleti Müsveddeliği” yazılı 4 sayfa üzerine Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Koşay tarafından tutulan el yazısı notlarda aşağıdaki hususlar maddeler halinde belirtilmiştir:

  1. Devletçe makbul olunacak resmi marşın umum müsabaka suretiyle bestelenmesi husu­sunda heyet-i celilenin 19.05.1340 tarihli kararı muvakki tatbike konacağı cihetle, kararna­mede meskut geçilen bazı hususatı istihzaha mecburiyet hasıl olmuştur.
  1. Kabul olunacak devlet resmi marşının güftesi Millet Meclisi tarafından mazhar-ı tak­dir olan ‘İstiklal Marşı’nın aynı mıdır?
  2. Âkif Bey’in şiiri ‘medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ gibi gazetelerde kıyl-ü kali mucip olan ibarelerden ma ada, Türk kelimesini zikir hususunda kıtlık gösterir.
  1. Âkif Bey’in İstiklal Marşı, mücadele günlerinin bir hatırası olarak yaşamalı ve merasimler­de söylenmelidir. Fakat resmi devlet marşının güftesi:
  1. Yüce Türk Milleti’nin metin gaye ile yürüdüğünü ifade etmeli,
  2. Cumhuriyetten istidlal ettiğimiz manayı ifade etmeli,
  3. Türk Milleti’ni saadete ulaştıranlara umum tarzda şükran ifade etmelidir.

Marş Şartnamesi

“ Devletçe kabul olunacak marşın umumî müsabaka suretiyle bestelenmesi hususunda He- yet-i Celîlenin19/5/340 tarihli kararı mevki-i tatbika konacağı cihetle Kararnamede meskût geçilen zîrdeki hususâtın istizâhına mecburiyet hâsıl olmuştur.

  1. Kabul olunacak devlet marşının güftesi Millet Meclisi tarafından mazhar-ı takdir olan İs­tiklâl Marşı’nın aynı mıdır?
  2. Âkif Bey’in şiiri “ Medeniyet dediğin dişleri sırıtan bir canavar ilah” gibi gazetelerde kıyl ü kali mucib olan ifadelerden maada Türk kelimesini zikir hususunda kıtlık gösterir.
  3. Âkif Bey’in İstiklâl Marşı mücadele günlerinden bir hatırası olarak yaşamalı ve merasim­lerde söylenmelidir fakat bir resmi devlet marşının güftesi
  • Yüce Türk Milletinin medeni gaye ile yürüdüğünü
  • Cumhuriyetin istidlâl ittiğimiz manayı
  • Türk Milletini saadete ulaştıranlara umumi tarzda şükrân ifade etmelidir.
  1. Merasimlerde ayakta kalacak zevatın fazla yorulmaması bâis-i icab ittiği cihetle millî marşın nihayet 8-10 mısradan fazla olmamalıdır, bunlardan 5-6;9-10 uncu satırlar nakarat olabilir.
  2. Milli Marş güftesinin vakûr bestesinin de güfteye uyacak surette vakûr aynı zamanda ümit saçacak surette neşeli ve tasannulardan (yapmacıklık) ayrı olması lazımdır.
  3. Âkif Bey’in Marşı İstiklâl Marşı olarak kalacağı cihetle resmi devlet marşının güftesinin tayini içün bir müsabaka yapılması icap eder. Bu müsabakadan kabul olunan eser

Heyet-i Celilenin 19/5/340 tarihli kararı mucibince umumi müsabakaya arz olunur.

Heyet-i Celilenin 19/5/340 tarihli kararında umumî müsabakada ecnebi bestekârlarına

Verilecek mükâfat miktarı ve mükâfatın hangi fasıldan verileceği tasrih edilmiş değildir.

“Baş Vekâlet-i Celîliye” başlıklı ikinci belgenin içeriği şöyledir:

1925 yılına ait Maarif Vekaleti Müsveddeliği yazılı 4 sayfa üzerine Hars Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Koşay tarafından tutulan el yazısı notlarda aşağıdaki hususlar maddeler halinde belirtilmiştir:

“Devletçe kabul olacak resmi marşın umumî müsabaka suretiyle bestelenmesi hususunda Heyet-i Celilenin ol babtaki kararının mevki-i tatbika konabilmesi içün Kararname-i âlide meskût geçilen zirdeki hususâtın istizahına (sorgulama, açık bilgi isteme) mecburiyet hâsıl olmuştur.

Kabul olunan resmi devlet marşının güftesi Büyük Millet Meclisi tarafından mazhar-ı kabul olan İstiklâl Marşının aynı mıdır?

Âkif Bey’in şiirinde “ medeniyet değdin tek dişi kalmış canavar “gibi gazetelerde kıyl ü kali mucib olan ibarelerden ma’ada Türklüğe sembol olacak bir marşta Türk kelimesi bir defa olarak geçmez.

Âkif Bey’in İstiklâl Marşı mücadele günlerinin bir hatırası olarak yaşamalı, merasimlerde ve mekteplerde söylenmelidir. Fakat devlet marşının güftesi yüce Türk milletinin medenî gaye ile yürüdüğünü, Cumhuriyete istidlâl ettiğimiz manayı ve Türk milletini saadete ulaştıranla­ra umumî tarzda şükran ifade etmelidir.

Merasimlerde ayakta kalacak zevatın fazla yorulmamasını temin icap ettiği cihetle Millî Marş nihayet sekiz on mısradan fazla olmamalıdır. Bunlardan 5-6, 9-10 uncu satırlar na­karat olabilir.

Milli marş güfte ve bestesinin vakur aynı zamanda ümit saçacak surette neşeli olması la­zımdır.

Âkif Bey’in marşı İstiklâl Marşı olarak kalacağı cihetle resmi devlet marşının güftesinin tayi­ni içün bir müsabaka yapılması icap eder. Bu müsabakada kabul olunacak eser 19.5.1340 tarihli karar mucibince umum müsabakaya arz olunur. İş bu müsabakada ecnebi bestekâr­larına verilecek müsabaka mükâfatının hangi fasıldan verileceği tezekkür buyrularak bir karara rabtı rica olunur.

Milli Marşımıza yönelen eleştiriler belgelerde şu hususlarda odaklanmıştır. sindirilmiş­tir: Batı Medeniyetine “canavar” deme, “Türk” kelimesinin geçmemesi, “lidere şükra- ne yokluğu”, “uzunluk..”

Arabacı bu hususlara ilişkin değerlendirmeleri şu şekildedir: ”Türk adına sığınarak marş değiştirme isteği ile Avrupa Medeniyetine söz söyletmeme çelişmektedir. Bu Türk adı ile Avrupa tercihi perdelenmektedir. Şükrane eksikliği ise istismardan başka bir şey değil­dir. Zira Âkif’in marşı, Şubat 1921’de kaleme alındığı için daha ne Sakarya ne de diğer zaferler görülmemiştir. Dolayısıyla devrin liderinin adı geçmemektedir. “Türk Milletini saadete ulaştıranlara şükraneden”, başka bir şeyin çıkartılması güçtür. O dönem basının­da sık geçen “Kurtarıcı, Büyük Kurtarıcı, Halâskâran Gazi” gibi ifadelerin bulunmaması, yeni dönem için bir eksiklik olarak algılanmıştır.”

Belgelerde Milli Marş’a yöneltilen eleştiriler ve değiştirilme gerekçeleri şöyledir;

  1. Merasimlerde ayakta kalacak zevatın fazla yorulmamasını temin ettiği cihetle Milli Mar­şın nihayeti 8 mısradan fazla olmamalıdır. Bunlardan 5-6 ve 9-10’uncu satırları nakarat olabilir.
  2. Milli Marşın güftesi vakur, bestesinin de güfteye uyacak surette vakur, aynı zamanda ümit saçacak surette neşeli ve tasannulardan ari olması lazımdır.
  3. Âkif Bey’in Marşı’nın İstiklal Marşı olarak kalacağı cihetle, resmi devlet marşının güftesinin tayini için bir müsabaka yapılması icap eder. Bu müsabakada makbul olunan eser heyet-i celilenin 19.05.1340 tarihli kararı mucibince umum müsabakaya arz olunur.
  4. Heyet-i celilenin 19.05.1340 tarihli kararında umum müsabakada ecnebi bestekarlarına verilecek mükafat miktarı ve bu mükafatın hangi fasıllardan verileceği tasrih edilmiş değil­dir.

Dr. Hamit Zübeyir (Koşay) [6]

Hars Müdürü

Belgelerden anlaşıldığı kadarıyla bu şartname dönemin Millet ve Akşam gazetelerinde 13 Kasım 1925 tarihinde resmen duyurulmuştur.

Dr. Hamit Zübeyir Koşay Kimdir?

Dönemin kültür müdürü ve yarışmanın bilinen tek sorumlusudur.

Dr. Hamit Zübeyir Koşay; İdil-Ural bölgesinde Tilenkçi Tamak köyünde 1897 de doğmuş olup, 1909’da tahsil için Türkiye’ye gönderilmiş ve 1911’de Selanik Merkez Rüştiyesi’ni bitirmiştir. Balkan savaşının çıkması üzerine Sultaniye’ye geçtiği yıl İstanbul’a dönmüş ve Dar’ül Muallim’den mezun olarak 1916’da öğretmen olmuştur. Bir kış Dar’ülfünün etnografya ve Macarca derslerine devam ettikten sonra tahsiline devam amacıyla Macaristan’a gitmiş ve burada Üniversite Felsefe Fakültesine devam ederek 1923’de fi­loloji ve Türkoloji alanında doktor ünvanını kazanmıştır.

Çok sayıda ulusal ve uluslararası bilim kurumlarının muhabir, asil ve şeref üyesi olan Koşay, vefat ettiği 1984 yılına kadar Anadolu arkeolojisi ve etnolojisi üzerinde çalışmalar yapmıştır. [7]

Yarışmanın Süreci ve Katılanları

Müracaat dilekçelerinde belirtildiği gibi 13 Kasım 1925’te başlayan katılım süreci, Ocak 1926 sonuna kadar devam etmiştir. Eldeki belgelere bakıldığında 60 kadar müracaat olmuştur.

Yarışmaya katılanlara baktığımızda içlerinde tanınmış şair ve bestekârlardan fazlaca bu­lunmamaktadır.

1925’teki yarışmaya, İstanbul, İzmir, Erzurum, Denizli, Halfeti, Muş, Kayseri, Sındırgı, Isparta, Eskişehir ve Diyarbakır’dan şairlerin katıldığı görülmektedir. İstiklal Marşı’nın kabul edildiği ilk yarışmaya oranla 1925 yılındaki yarışmaya katılım çok yetersizdir. Ka­tılımcıların hemen hemen pek çoğunda ortak nokta, para ödülünden duyulan rahatsız­lıktır. Yazdıkları marşları para ödülü için değil, böylesine önemli bir marşın altında kendi imzalarının bulunması olduğunu belirtmişlerdir. Sadece, gözleri sonradan ama olan bir katılımcı ameliyat olabilmek için bu paraya ihtiyacı olduğunu ve bunun için katıldığını belirtmiştir

Katılımcılardan bazıları şunlardır: Enis Behiç Koryürek (Milli Neşide), İsmail Fenni Ertuğ- rul ( Millet, Cumhuriyet, Vatan), Muhittin Akyüz (Milli Marş), İzmirli İsmail Hakkı Bıçak- cızade (Türk Milli Marşı), Muğlalı Ömer Efendi Zade Hafız Sabri ( Milli Marş) şiirleriyle katılmışlardır. Bunlardan bazıları notaları ile beraber bestelenmiş şiirler olarak yer al­maktadır. Bu özellikler, Âkif’in İstiklal Marşı dışında bestelenmiş nadir şiirler arasında yer almalarını sağlamıştır.

Yarışmanın Neticesi

Yarışmanın sonucu hakkında eldeki bilgi ve belgelere göre bir neticeye ulaşamıyoruz. Ancak belirtilen süre içerisinde müracaatların olduğu ve başvuru sürecinin normal şe­kilde işlediği görülüyor. Bugün Âkif’in Marşı resmi marş olarak gönüllerde ve dillerde söylendiğine göre sonucu tahmin etmek pek de güç olmasa gerektir.

Şiirler incelendiğinde anlaşılacağı gibi içlerinde Milli Mücadele ruhunu yansıtabilecek seviyede marş bulunmamaktadır. Belki de yarışmayı düzenleyenler de aynı kanaate var­mış olmalılar ki, Âkif’in şiiri Milli Marş olarak kalmıştır.

İşin bir diğer ilginç tarafı, devlet eliyle resmen ve alenen düzenlenen böylesine bir mü­sabaka nasıl olur da tarihin tozlu rafları arasında kaybolur gider?

Bu konuda yapılan araştırmada bilgiye ulaşamadığı gibi, döneme şahit olmuş kişilerin hatırat ve yazılarına da baktığımızda hiçbir bilgiye rastlayamıyoruz. Oysa yarışma Âkif hayatta iken düzenlenmiş, Âkif’e marşı yazmasında ısrar eden Hamdullah Suphi, Hasan Basri Çantay gibi zevat da bu dönemde hayatta idi.

Hatta daha ilginci, Hamdullah Suphi bu ikinci yarışmanın yapıldığı tarihte Maarif Vekili iken, Kasım 1925’te bu görevinden ayrılmasıdır. Diğer bir husus Âkif’ in 1925 yılı Kasım Ayı’nda Mısır’a gitmesi ile yarışmanın bu tarihlerde düzenlenmesi arasında bir ilişki var mıdır? Daha pek çok soru cevap beklemesine rağmen maalesef bugün bu sorulara bir karşılık bulamıyoruz. Kim bilir belki bir gün ortaya çıkacak belgelerde bu sorulara cevap bulunabilir.

YARIŞMAYA KATILAN ŞAİRLER VE ŞİİRLERİ

İZMİRLİ İSMAİL HAKKI BIÇAKÇIZADE (1869-1946)

Osmanlının son döneminde yetişen ve Cumhuriyet döneminde de faaliyetlerini sürdü­ren önemli fikir ve ilim adamlarındandır. Memleketine izafeten “İzmirli” lakabıyla anıl­mış ve tanınmıştır. Hem medrese, hem de okul eğitimi almış ve birçok kurumda hocalık yapmıştır.

İsmail Hakkı, 1869 yılında İzmir’de doğdu.

İsmail Hakkı, eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’un muhtelif okullarında çalıştı. Bu okullarda; muallim, müderris olarak görev yaptığı gibi bazılarında müdürlük de yaptı. Eğitim Bakanlığı, yani o zamanki adıyla Maarif Nazırlığının bünyesinde olan Encümen-i Teftiş ve Muayene Heyetinde bulundu (1896). Bakanlığa bağlı bir büro olan bu kurum; telif, tercüme vs. bastırılmak istenen eserleri inceler, bastırılmasında sakınca bulunma­yanların bastırılması için izin verirdi.

İzmirli, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye oldu. Meşrutiyetin ikinci kez ilan edilmesinden sonra, yeni durumun üstünlüklerini halka anlatmak maksadıyla yurt gezisine çıktı.

Türk Tarih Kurumu yedek üyeliği ve Paris’teki Milletlerarası İlimler Akademisi Türk Guru­bu üyeliğinde bulundu. [8]

Cumhuriyetin ilk yıllarında, namazda sure ve duaların Türkçe okunması tartışmaları gündemde bulunurken İzmirlinin de görüşüne başvuruldu. Arapçayı telaffuz etmede güçlük çekenlerin namazda ayetlerin Türkçe çevirisini okuyabileceklerine fıkhi cevaz bulunduğunu ifade eden rapor hazırladı. Yarışmaya aynı şiiri farklı tarihlerde iki kez göndermiştir.

Türk Milli Marşı

Türk’üm, Türk’üm, Türk’ tür şarkın şanlı büyük milleti

........ nedir bilmem esareti zilleti

Türk’üm benim aslım şarkın güneşi

Tarihimin yazılamaz bir eşi

Altay, Türgiş, Yakut, Kaçar, Gış benim

Azer, Tatar, Kırgız, Macar, Çin benim

Durgun deniz, Tibet, Baykal, Altaylar

Demir dağlar, gümüş çağlayan çaylar

Türk ilidir, Türk ilidir, Türk ili

Beş bin yıldır Hakk’ı okutur Türk dili

Türk’üm, Türk’üm, Türk’ tür şarkın şanlı büyük milleti

........ nedir bilmem esareti zilleti

İstiklalim tarihlere altın ile yazılsın

Vatanımın taşlarına süngülerle kazınsın. [9]

İzmirli İsmail Hakkı Bıçakçızade

ENİS BEHİÇ KORYÜREK (1891-1949)

11 Mart 1891’de İstanbul’da doğdu, 18 Ekim 1949’da Ankara’da yaşamını yitirdi. Hecenin Beş Şairi’nden birisidir. Selanik, Üsküp ve İstanbul idadilerinde öğrenim gördü. 1913’te Mülkiye Mektebi’nden mezun oldu. Hariciye Nezareti’nde çalışmaya başladı. Bükreş ve Budapeşte’de görev yaptı. 1921’de Türkiye’ye döndükten sonra Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen “Müdafaa-i Milliye” adlı gizli örgüte katıldı. 1946 seçimlerinde Demokrat Parti’den milletvekili adayı oldu, seçilemedi. Yaşamının son dönemini zorluklar içinde geçirdi. Ziya Gökalp’in etkisiyle hece veznini benimsedi ve Milli Edebiyat akımına katıldı. Ulusal duyguları ön plana çıkaran ve yiğitlik temalarını uç noktalara götüren şiirler yaz­dı. Bazı şiirlerinde biçim açısından hece kalıplarını kırma çabası da gösterdi. 1946’dan sonra mistik bir şiire yöneldi. Eserleri: Miras (1927), Varidat-ı Süleyman (Çedikçi Süley­man Çelebi Ruhundan İlhamlar 1949), Güneşin Ölümü (1951)[10]

Türklerin Neşidesi

Biz kimleriz? Biz Altay’dan gelen erleriz.

Çamlıbel’de uğuldarız; coşar, gürleriz.

Fırtınalar yoldaşındır nara salan Türk!

Hey koca Türk, Tanrısından kuvvet alan Türk!

Medeniyet şimşeğinden gelir hızımız;

Sorma: Kimdir kanatlanmış bu genç alaylar?

Bunlar bütün nura doğru akın eden Türk!

Hey koca Türk, uzakları yakın eden Türk!

Enis Behiç[11]

*Aslanlarız ki yerine ‘bozkurtlarız ki’ dahi denilebilir. Fakat aslanlarız ki bana daha mu­vafık geldi. Veyahut ‘ Demir dağlar delmiş olan bozkurtlarız’ şeklinde bütün mısra deği­şebilir.

HÜSEYİN AVNİ

Milli Marş

Türk’üm, Türk’üm Türk’tür dünya güneşi

Türk’üm, Türk’ün bulunur mu bir eşi

Türk’üm, yurdum yiğitlerle doludur

Ey Türk korkma! Haydi marş ileri

İzmir tütün inhisarı muhakimi seyfiyesi Müdür muavini Hüseyin Avni

6 Kanun-ı Evvel 1341[12]

MUĞLALI ÖMER EFENDİ ZADE HAFIZ

Muğla’nın yetiştirmiş olduğu ünlü şair ve bestekâr. Muğla Kuvva-i Milliye teşkilatı kuru­cusu ve Menteşe Gazetesi sahibidir.

Müracaat Dilekçesi ve Şiiri

Ankara’da maarif vekâletine,

Türk marş müsabakasına melfuzen takdim ettiğim manzume ile iştirak ediyorum. Bunun vekâletin arzusuna uygun olduğunu zannediyorum. Evvelen; köylümüzün de kolaylıkla anlayabilecekleri tarzda açık Türkçe yazılmış, Türk’ün büyük mazisini, parlak istikbalini göstermiştir. Saniyen; Türk tarihindeki ( yalnız harp kahramanlılarına değil teceddüt ve inkılabatına da ait)........ Türk’ün yetiştirdiği meşahir             bilhassa köylümüzün gönlün­

de Türklük duygusunu kökleştirmek duygusuna haiz beyitlerdir.

Bazı kelimat hali hazırda ve istikbale uygun görünmezse mesela ‘ ergenekon’ bir masal , bir hurafe addolunursa yerine ‘yüce altay’ va’z edilebilir. Ve yine bilhassa ‘hakanlık’ kelimesi ruhlarda başka tesir uyandırması melfuz görünüyorsa yerine ‘yasalara’ yazılabilir.[13]

H. Sabri

Milli Marş

Ergenekon dağlarından güneş gibi beliren

Yasa koyup devlet kuran, barbarlığı deviren

Yeşil turan illerini cennetlere çeviren

Yafes oğlu Türk devletinden Oğuz Han’ın oğluyuz

Ehli salib sürüsüyle nice leş, kan veren

Milyonlara karşı koyan, yurt yolunda can veren İslâmlığı kurtaran, millete şan veren

Türk kaplanı Zengilerin, Alparslan’ın oğluyuz

Güçsüzlere arka çıkan, zorbaları durduran

Yalvarana aman veren, dik başları vurduran

Kırk obalık aşiretten, koca devlet kurduran Mert yürekli Ertuğrul’un, Şah Osman’ın oğluyuz

Avrupa’ya karşı duran, Yunanlıyı boğduran Türklüğünü kaybetmiş, sultanları kovduran İstiklalin, cumhurluğun güneşini doğduran

Büyük Gazi Kemal gibi kumandanın oğluyuz

 

İSTİKLÂL MARŞI ------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Asilerin başlarını huzurunda eğdiren

Lozan’da ki kurultay da Türk hakkını verdiren

Bağrı yanık milletini bugünlere erdiren

Yavuz adlı İsmet gibi kahraman’ın oğluyuz

Hafız Sabri

Milli Marş

Altın dağında, Orhun da gülistanlar halk eden

Yatağına sığmamış sanki coşkun nehir idin

Asya’ya, Avrupa’ya, Afrika’ya kol salıp

Gayzımız Hint ve İran, Mısır ve Balkan’a yetirdin

Üç kıtada beş denizde .... çalan Türkleriz

Bin dokuz yüz yirmi üçün ilk teşrini sonunda

Cumhurluğu ilan ettin taç ve tahtlar yıkıldı

Dini alet eden miskin medreseler tekkeler

O taassup yolları, hurafeler yıkıldı

Teceddütte Asya’ya rehber olan Türkleriz[14]

NEŞET

Milli Marş Namına Naciz Bir Güfte

Sen büyük Türksün, başın yükseklerde olmak şan sana

Yakışır şan ve şeref saçmak bugün el hak sana

Aç ta bak tarihteki ecdadının mazisine

Kainatı titreten şanlar bırakmıştır sana

Türk nedir göster cihana, şan bırak evladına

Türk nedir anlat zamana nam bırak ahfadına

Şanlı şöhretli büyük Türkler desinler adına

Ya ölüm! ya şerefli bir hayat lazım sana...

Neşet[15]

Büyük Gazimiz Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Namına Yapılan Marş

(Suz-i dil makamında bestelenmiştir.)

Millete bahşetti ulviyet doğup nuru Kemal

Türkleri müstağrak etti nurlara nuru Kemal

Kainatı itti tenviri ol dehanın şulesi

Yer değil hatta semada buldu Hurşitler Kemal

Hakkıdır millet sürurundan coşup koşsa sana

En küçük ferdi de dinler edersin hasbihal

Zatına layık kemal bulmak tasvirden baid

Lal olup aciz kalır.......... Ehli kemal

Neşet[16]

DOKTOR ALİ RIDVAN

Müracaat Dilekçesi ve Şiiri

Arz-ı acizanedir

Vekalet-i celilenin tamiminde ki esasata riayet ederek Türk Cumhuriyeti için bir Milli Marş güftesi tertip ettim.

Manzur-ı ali buyrulacağı üzere melfuz manzume, açık bir Türkçe ile yazılmıştır. Tamimde zikr olunacağı ve talep buyrulduğu vech ile Türk’ün büyük mazisini, varlığını ve yüksek istik­balini vazıh bir üslup ile ifade etmektedir. Bütün mısralarında Türk’ün yüksek kabiliyetlerinin izleri görüldüğü gibi, güftenin umumiyetle metanet ve ümit verici bir tarzda olmasına itina edilmiştir.

Bu cihetlerin nazarı dikkate alınarak manzumenin Milli Marş güftesi olmak üzere kabulünü istirham ederim efendim.

İstanbul Gureba Hastanesi Etıbbasından Doktor Ali Rıdvan 1926[17]

Milli Marş

Coşkun yüreğim şevk ile ümit ile çarpar

Cennet gibi Türk ülkesi baştan başa şadan

Durmaz yürürüm gayeme kuvvet bana haktır

Ferda doğuyor pembe şafaklar gibi nevvar

Cennet vatanın her yanı pür nur olacaktır

Ruhumda güneşler yaratan mucizeler var

Doktor Ali Rıdvan 1341[18]

NUTKULLAH

Türkiye Milli Marş Güftesi

Yıllarca semamızda duran cehl ile zulmet Birden boğulup gitti ve kurtuldu millet

Türk ülkesi baştan başa Türk Milleti’nindir. Türküm diyen her fertte vatan hissi derindir Bir Türk eri bi-şüphe bu dünyaya bedeldir Mazide nasıl milletimin varsa gururu Atiyi de tesit edecek say ve nuru

28/12/1925 Nutkullah [19]

YAHYA SAİM

Milli Marş

Dilber vatanın bağrını yüz bin sene evvel

Rabbim dökülen kırmızı kanlarla yarattı

Bayrak, ağaran göklere yıldızlara yüksel

Aşkım sana yurdum gibi bir cennet arattı

Yerlerde sürünmekte şeref yok, yaşamak hak Göklerde meleklerle uçan sevgili bayrak

Kayseri lisesi Edebiyat....muallimi

Yahya Saim - 1926[20]

ASAF TALAT

Müracaat Dilekçesi ve Şiiri

Maarif vekaleti celilesi kalemi mahsusa müdürlüğüne

Pek muhterem Bey Efendim,

Milli Marşımızın güftesi için Kanun-ı Sani 1342 sonuna kadar bir müsabaka küşad edildiğini gazetede okudum. Bence şiir ilham neticesi olmalıdır. Binaenaleyh, sevki tabi ile vücuda gel­miş olan eşarımdan birini takdim ediyorum. Pek zayıf bir ümitle kazanacak olursam mükâ­fatını Teyyare Cemiyetine takdim edeceğimi arz ve hürmetlerimle kabulünü niyaz ederim efendim.

Bayezid Mürettebmahkeme-i Asliye Reisi

Asaf Talat

25 Kanun-ı Evvel 1341[21]

Milli Marş

Ey yüce Türk, ey kahraman

.......................... yok yapan

Sana bu azamet bu şan

Miras kalmıştır atadan

Ey Türk her şeyin güzeldir

Bir Türk dünyaya bedeldir

Sözü bir darbı meseldir

Nice büyüksün dünyadan

Bunu sade et ispat

Medeniyet de kıl sebat

Hurafeleri başından at

Olur.Gazi Paşadan

Cumhuriyet sana candır

Hakim kanun vicdandır

Seni mahveden sultandır

Sultan fenadır ve yadan

Yüksel ey Türk göklere çık

Zihnin açık, yolun açık

Manilerin varsa

Sakın her türlü beladan

Uyan ey Türk, fen ve sanat

Kazandırır sana servet

Senden izzet, senden himmet

Muvaffakiyet Hüda’dan

 

İSTİKLÂL MARŞI -------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ay yıldızı sen parlattın

Düşmanı vatandan attın

Sen harikalar yarattın

Yaşa ey Türk’ü yaşatan

Asaf Talat

25 Kanun-ı Evvel 1341-1925[22]

MUŞ VİLAYETİ TAHRİRAT MÜDÜRÜ MEMDUH

Milli Marş

Bilsin artık bütün alem hedefim hep ileri

İnkılap ordusunun her yüce Türk bir neferi

Okunur................ nasıyelerinden eseri

Yükselen sancağımın....... azmin zaferi

Yaşa ey sevgili millet yalnız sen var ol

Seni sevmekte............ gittiğimiz her yeni yol

Muş Vilayeti Tahrirat Müdürü

Memduh 13-12-1341[23]

MUALLİM BEHRAM LÜTFİ

Türkiye Cumhuriyeti Çorum Maarif Müdürlüğünden

Maarif Vekaleti Celilesine

Hülasa: Muallim Behram Lütfi Bey tarafından

Yazılan Milli Marşın lütfen takdim

Kılındığına dair

Milli marş müsabakasına iştirak etmek üzere erkek orta mektebi Türkçe muallimi Behram Lütfi Bey’in yazdığı eserin lütfen takdim kılındığını arz eylerim efendim.

28 Teşrinisani 1341

Daha dünya karanlıktı giden yoktu izinden

Türk varlığı parıldadı............... içinden

...................... ilk ışığı Türk erini istedi

Hilal, Türkiyesinde............................

Türk’ü hilal doğurdu

Türk hilali korudu

Hilal gökte duracak

Türk ebedi kalacak

Türk varlığı tarihlerin güzel şanlı feyzidir

Türk birliği dört bucağın.......... Özüdür

Tarihimin her yaprağı la yemut bir...

Nasıl vecde gelmeyeyim Türklüğümün önünde.

Muallim Behram Lütfi[24]

MÜTEKAİT İSMAİL

Türkiye Cumhuriyeti Maarif Vekaletine,

Ezine -Çanakkale

1 Kanun-ı Evvel 1341

Efendim Hazretleri,

Millet Marşı güftesinin tahriri hakkındaki müsabakaya dair ilanı okudum.

Yazdığım güfteyi lütfen arz ve takdim eylerim.................... efendim hazretleri.

Ezine ilk erkek mektep muallimi Mütekait               İsmail Hakkı[25]

NEDİM HALİT (HALİS)

Milli Marş

Bir elinde bilgi ışığı yürür turan aslanı

Bir zamanlar sen idin Hint’i Çin’i kurtaranı

Altın oluk kalbinden sendin nurun yaratanı

Sensin sensin hep senin şarkın..insanı

Altayların bozkurdu................. kurtuldun

Yıldızların nuru gibisin turandan doğmuştun

Altayların bozkurdu................. kurtuldun

Yıldızların nuru gibisin turandan doğmuştun

Çok karanlık günlerde............. bizi denedi

Çok dikenli yollardan ezdin geçtin hep ileri

Türk’üz Türk’üz biz Türk’üz, biz her Türk’ün rehberi

Kin........ hak...................... kalbi............

7 Kanunuevvel 1341 Geyve mahkeme-i asliye mustantifi

Nedim Halit veya Halis[26]

ERZURUMLU SALİM POLAT

Vekil Bey Efendimiz Hazretleri

Ben sonraları arız olan bir hastalık neticesi gözden malul bir Türk............... yim. Gazete okutur­ken Türk          ima eder bir marş için seçim açıldığını öğrendim. Türklüğün vatanı hakkında

...... bir yürek taşıdığımdan senelerden beri susmuş olan kalbimin.............. na sığındım. Buna merbuten takdim ettiğim güftemin tali Türk'ün lisanı............................................................. gibi birinciliği tutabi­lirse, kazanmış olacağı mükafatın da, mümkün ki gözlerimin açılmasına........................................ teşkil edeceği

ümidiyle tazimatı mahsusama ..takdim ediyorum vekil bey efendi hazretleri.

1 Kanunusani 1341 Diyarbekir de fatih mahallesinde 562 numaralı hanede

Mukim Erzurumlu Salim Polat

Türk Ebediyet Marşı

Şu gürbüz ses musiki mi,çağlayan mıdır ya...

Yoksa Türk’ün ebediyet marşı mıdır? ..Arkadaş !

Dinle, vecdim, heyecanım bak ruhumu kükretti

Hakkım bana........................................... öğretti

Yerler benim, gökler benim, hep güllüğüm bağımdır

Dünya şahit, yönüm benim şanlara karşıdır Ey vatandaş dinle şu sesi, ebediyet marşıdır.

1 Kanun-u Sani 1341 Salim Polat[27]

MUHİTTİN AKYÜZ (1870-1940)

Türk asker, diplomat, siyasetçi. Kurtuluş Savaşı’na katılan üst dereceli komutanlardan birisidir. Savaştan sonra diplomat ve milletvekili olarak görev yapmıştır. 1870 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. 1885-1888’de Harp Okulu’nu bitirdi. Teğmen rütbesiyle as­kerliğe başladı. 1888 yılında Harp Okulu’nda öğretmen yardımcılığına başladı. 1897’deki Türk-Yunan Harbi’ne de katıldıktan sonra tekrar Harp Okulu’nda öğretmenliğe döndü ve 1905’te sürgüne gönderilene kadar bu işi sürdürdü. Öğrencilere padişah I. Abdül- hamid aleyhinde görüşler aşıladığı gerekçesiyle 1905’te rütesi geri alındı ve önce Fizan’a, ardından Diyarbakır’a ve Erzurum’a sürüldü. İstiklal Madalyası sahibi olan Muhittin Akyüz, 3 Ekim 1940 günü hayatını kaybetti. Ölümünde milletvekili olarak bu­lunuyordu. Ankara Hava Şehitliği’nde gömülüdür.

Müracaat Dilekçesi ve Şiiri

M aarif Vekaleti Celilesine,

Milli marş güftesinin tanzim ve maarif vekaleti celilesine irsal ve takdimi hakkında ceraid-i yevmiye ile vukuu bulunan ilanattan cesaret alarak tanzim eylemiş bulunduğum marşın notasını lütfen takdim-i huzur-u samilerine arz olunur efendim hazretleri.

12 Kanun-ı Sani 1926

Mütekaidin-i Askeriyeden Miralay Muhittin

Marşı Milli (1)

Cümle millet ferahlandı gülüyor

Aziz vatan sahibini buluyor

İslâm ile henüz nimetleniyor

Her taraf cennet asa oluyor

Yaşasın vatan yaşasın millet deniyor

Ne büyük nimet bu söz söyleniyor

Marşı Milli (2)

Ehli vatan ahdi Zişan ettiler

Vatan için ölmeyi mukaddes bildiler

Vatandaşlar el ele birleştiler

Yaşasın adalet yaşasın müsavat dediler

Aslan yürekli Kemal Paşa uludur

İtikadı iman ile doludur

Allah’ın pek sevgili kuludur

Askeri her tarafta doludur[28]

HACI HAŞİM

Hars Müdüriyeti Aliyesine

Maarif vekaleti celilesince Milli Marş ittihaz edilmek üzere bir manzume inşadının müsaba­kaya va’z buyrulduğunu dün akşam gazetesinde okudum.

Reisi Cumhur Hazretlerinin geçenlerde İzmir’e teşrif buyurdukları sırada bir kışla duvarında “ Bir Türk dünyaya bedeldir” ibaresini havi bir levha görmeleri üzerine bence doğrusu “Bir Türk dünyaya bedeldir” buyurmuş olmalarından mülhem olarak yazdığım manzumeyi tak­dim ediyorum. Şeraiti kabulleri sadelik olduğunu bilmekle beraber lisanımızın henüz Arabi ve Farisi kelimattan istiğna hasıl edecek ve her sözü ifade için  matlubeyi haiz olacaka derecede zenginleşememesi sebebiyle bu şarta temelli riayete imkan bulamadığımı maal ıztırar vel  arz ederek bil vesile takdim ve .. eylerim efendim.

İstanbul’da Beyazıt civarında Mustafa Paşa Hanın da 11 numaralı yazıhanede

Hacı Haşim[29]

Milli Marş

Türk'üz, bu şeref bizler için fahre mahaldir

Bir Türk, sözün doğrusu dünyaya bedeldir.

Türk'ün ezeli, kudreti meşhur meseldir.

Bir Türk, sözün doğrusu dünyaya bedeldir.

Biz halka teceddüd-i medeniyet yolu açtık

Her yerde ilim ve marifet envarını saçtık.

Hiç kimseden alemde ne yıldık ne de kaçtık.

Bir Türk, sözün doğrusu dünyaya bedeldir.

İmdad-ı Hüda, akıl ve zeka yaverimizdir.

Tedbir ve basiret ebedi rehberimizdir.

Dünyada yine en güzel ülke yerimizdir.

Bir Türk, sözün doğrusu dünyaya bedeldir.

Hacı Haşim

BEKİR OĞLU MUHAMMED TEVFİK

Milli Marş Güftesi

 

Tarihte harikalar yaratan mert, yılmaz Türkleriz

Cihanda efsaneler........... cengaver bir milletiz

Ta ezelden gök yüzünde dalgalanan ay yıldız varlığımızın arması

Yüce münci-ü kemallerde Türk benliğinin güneşi

Terakki ve medeniyet yolunda ballar yapan arılar gibi çalışacağız

Hak uğrunda kudurmuş kaplanlar gibi çarpışacağız

Eğer vatandaşlar şu aziz vatana tecavüzkar bir el uzanırsa

Kükremiş arslanlar gibi hudut boylarına taşacağız

Her bucağından yurdumuzun atacağız zafer zafer naraları

Saçacağız zaferden sonra hayat, şeref, istikbal ışıkları

Müsterih ol ey şu aziz vatanın uğrunda giden kahraman simalar

Sizi temsil eden milletten hürmet ebediyen hürmet sizlere

Muhammet Tevfik30

MARŞIN BESTEKARI ZEKİ ÜNGÖR’E AİT İKİ MEKTUP

Türkiye Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâlet-i Celilesine

Arz-ı âcizîdir,

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâlet-i Celilesi’nden bestelenmek üzere taraf-ı âcizâ- neme lütfen gönderilen bir kıt’a İstiklal Marşı güftesini minnet ve şükranla aldım. Sevgili Anadolu’muzun hayat ve istiklâl davasındaki metîn azmini, yüksek imanını bütün âleme tanıttıracak, vatanın bugünkü mukaddes fedâkârlığını yarının evlatlarına hürmetle hatırla­tacak bir marşın kıymeti şüphesiz ki yüksek olmak lazımdır.

Bendeniz de bu nokta-i nazardan, mesleğimin bahşettiği tecrübeye ve ihtisasa binaen mümkün olduğu kadar canlı ve sert aynı zamanda muvaffakiyetle terennüm edilebilecek bir besteyi bi’t-tertib huzur-ı âlîlerine takdim etmekle mübâhiyim. Yalnız güftenin aruz vez­ninde olması, mısraları teşkil eden hecelerin musiki ölçülerine göre tertip edilmemesi ve her kıtada yek-diğerinden farklı düşmesi eserin kuvvet ve revişini ihlal ettiği gibi, güftenin âhenk ve ifadesini de haleldâr ediyor ve her kıta için ayrı bir bestenin tertibini icap ettiriyor. Bu ise bir marş için tabii doğru olamaz. Çünkü marşların gayet kısa ve sade mısralardan ibaret olması rağbet-i umumiyeyi daha ziyade celp ve temin ettiği zât-ı âlîlerince takdir buyrulur fikrindeyim. Bu itibarla güftenin yalnız ilk ve son kıtalarının bestesini takdim ediyorum. Eğer bestenin tarzı muvâfık bulunur, diğerlerinin tertip ve tanzimi arzu olunursa emr-i vâlâlarına intizardayım.

Tertip ettiğim bu besteyi bütün mahzurlardan kurtarmak için Ali Ulvi Bey’e tanzim ettirdi­ğim diğer bir güfteyi de ayrıca bu besteye tatbik ile manzur-ı âlîleri buyrulmak üzere takdim ediyorum. Hürmetler..."

Musika-yı Hümayun Orkestrası Muallimi Zeki

15 Haziran 1921 31

Belgeler içerisinde yer alan ve Marşın bestekârı Zeki Üngör’e ait yukarıda ki mektup di­ğer belgelerden pek çok yönüyle ayrılmaktadır. 60 civarındaki belgenin tamamı 1925 yılındaki müsabakaya ait iken, sadece bu mektup 1921 yılındaki ilk müsabaka ile ilgi­lidir. Mektubun yazılış tarihi 15 Haziran 1921. Kazım Nami (Duru) Bey’e iletilmek üzere yazılmış.

İlk mecliste Âkif’in şiiri ittifakla seçildikten sonra yine meclis kararıyla bestelenmek üzere memlekette tanınmış bestekârlara gönderilir. Zeki Üngör’de bunlardan birisidir. Kendi­sine bestelenmek üzere meclis tarafından gönderilen bir kıta marşı sadece bestelemek­le kalmamış buna Ali Ulvi Elöve’ye yazdırdığı bir marşı da ekleyerek geri göndermiştir. Elimizdeki bu mektup sadece bu durumu özetleyen belge durumundadır. Maalesef bu­gün bu beste ve Ali Ulvi Elöve’nin yazmış olduğu güfte bulunmamaktadır.

Bestekârın hatıratlarında maalesef bu bilgilere rastlayamıyoruz. Çünkü Zeki Üngör’ün kardeşi Ethem Üngör tarafından yazılan ve Zeki Üngör’e ait hatıratlarda marşın 1922 yılında besteleniş hikayesi şu şekilde anlatılır:

“Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir’e girdiklerinden iki veya üç gün sonra evimde oturu­yorduk. Kapı çalındı. İlkokul öğretmeni İhsan merhum geldi. Büyük bir heyecan içinde süva­rilerin İzmir’e girişlerini anlatmaya başladı. Hepimiz coşmuştuk. Hemen kalkıp piyanonun başına geçtim ve derhal içimden doğan parçayı çalmağa başladım. Böylece marşın ilk “ti..." yerine kadar olan akoru çıktı. Bu şekilde iki üç mözör yaptım. Arkadaşlarım “Aman" dediler, “bu çok güzel bir şey olacak" Bunun üzerine İhsan’a, İzmir’in kurtuluşunu ve büyük zafe­ri bütün teferruatıyla anlatmasını rica ettim. O anlattı, ben çaldım. Böylece kısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı. Ertesi gün de çalıştım. İki gün sonra beste bitti. Götürüp arkadaş­lara gösterdim. Çok beğendiler. Bunun üzerine bu müziği millî marş olarak takdime karar verdim. Ve kıymeti hakkında daha kat’i bir karar edinmek maksadıyla sonra direktörden gelen bir mektupta, eserin çok orijinal bulunduğu ve melodisinin Türk milletinin ihtişamına yakışacak şekilde olduğu belirtilerek tebrik ediliyordum. Bu mektup geldikten on beş gün sonra beni Ankara’dan çağırdılar..."

Yukarıda ki ifadelerden şimdiki bestenin Eylül 1922 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılı­yor. Oysa kendisine ait bu mektupta Haziran 1921 tarihinde bestenin yapılışı anlatılıyor. Demek ki Zeki Üngör’ün 1921 de yaptığı ilk beste bugün ki besteden farklı idi. Zaten marşın ilk ve son kıtalarını bestelediğini belirtmiş. Bugün ki beste birinci ve ikinci kıtaya aittir.

Ayrıca mektupta marşı bestelemenin ne kadar zor olduğunu belirtmiş. Bu durum, mar­

 

şın beste ve güftesinin uymadığı eleştirilerini açıklamamız da ve anlamamız da bizlere yardımcı olmaktadır.

OSMAN ZEKİ ÜNGÖR KİMDİR? (1880 -1958)

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın ilk şefi ve İstiklal Marşı’nın bestecisidir. San- turi Hilmi Bey’in torunu olan Osman Zeki Üngör, 1880 yılında Üsküdar’da doğdu. On bir yaşındayken Muzıka-yı Hümayun (saray orkestrası)’a alındı. Orkestradaki başarısı II. Abdülhamit’in dikkatini çekti ve konser kemancısı olarak yetiştirildi. Vondra Bey’den sonra uzun yıllar başkemancı olarak çalıştı.

1924’te Ankara’da çok beğenilen iki konser veren topluluk, Riyaset-i Cumhur Mu­siki Heyeti adı altında cumhurbaşkanlığına bağlandı ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın çekirdeği oluştu. Topluluğun ilk şefi olan Osman Zeki, 1934 yılında sağlık nedeniyle emekliliğini istedi. İstiklal Marşı dışında, çoğu marş türünde başka yapıtlar da bestelemiştir.

1958 yılında hayatını kaybeden sanatçının cenazesi, askeri bando tarafından İstiklal Marşı çalınarak Karacaahmet’te toprağa verilmiştir.

SONUÇ

Buraya kadar ki bilgi ve belgeler göstermiştir ki, marşımızı geçmişte olduğu gibi gele­cekte de değiştirmek isteyenler çıkacaktır. TC Anayasası’nın 3. maddesi uyarınca Türkiye Devleti’nin “Millî marşı “İstiklal Marşı”dır. Bu hüküm de Anayasanın 4. maddesi uyarınca, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Ancak daha da bu hukuki koruma­nın ötesinde Marşımız, milletimizin gönlünde öyle bir yer etmiştir ki hiçbir çaba başarılı olamamıştır.

Yakın tarihimize ait ve konumuza dair birçok bilgi ve belge günümüze ulaşmamıştır. Bu konuda en önemli iddia 23 Aralık 1947 yılında Ulus’ta ki Maarif Vekâleti deposu yangı­nıdır. Acaba ilk yarışmaya ait 724 şiir bu yangında yok olmuş olabilir mi? Bu belgeler bugün devletin arşivlerinde bulunmadığına göre bu iddialar ciddi şekilde araştırılması gerekir.

İşte bu noktada gün yüzüne çıkarılan 1925 yılı milli marş müsabakasına ait bilgi ve bel­geler yakın tarihimize ışık tutmaktadır. Belgelerin, bir dönem Maarif Vekâleti görevlisi­nin evinde saklandığı, öldükten sonra da mirasçıları tarafından birilerine devredildiği ve satılarak, eski eser-belge piyasasına çıkarıldığı düşünülmektedir. Zira bu gün kayıp birçok mahkeme sicilli de devrin kadılarının ailelerine miras yoluyla intikal etmiştir.

Milli marş müsabakasına ait belgeler, 1925 yılı marş yarışmasına ait bilgileri ortaya çıkar­masının yanında, Cumhuriyetin ilk yıllarına ait oldukça zengin şiir ve beste örneklerini de ihtiva etmesi açısından önemlidir. Müracaat dilekçelerinde ki bazı bilgiler, ilk marş yarışmasına ait hakikatleri de ortaya çıkarmıştır. Mesela bunlardan bir tanesi, şairlerin para ödülünden duydukları rahatsızlıktır. Bir diğer konu, şiirlerin hiçbirisinin “Milli Marş” olabilecek nitelikte olmayışlarıdır. Zira ilk marş yarışmasında da en büyük eleştirilerden birisi, 724 şiirden hiçbirisi Milli Marş olabilecek yeterlilikte olmayışıdır. Bugün ilk marş

 

yarışmasına ait 6’sı hariç 724 şiirden hiçbirisi elimizde olmadığına göre bu değerlendir­meyi yapmada 1925 yılına ait şiirler ayrı bir önem arz etmektedir.

Gerçekte, bayrak, vatan, dil gibi mukaddes olan milli marşlar, keyfi değiştirilemez. Çün­kü eser, millet hayatındaki büyük çalkantılar, ölüm-kalım savaşlarının sonucu doğmuş ve millet ruhunun tercümanı olmuştur. Buluşma yeri olarak “İstiklâl Marşı: Bir milli mu­tabakat metnidir”.[30]

Bir milletin geçmişinden vaz geçmesi mümkün değildir. Millet onu tanımak istemese de o mazi, milleti bırakmaz.[31] Milletler; hatıralar, gelenekler, tarih ve millî mukaddesatla yaşar. İstiklâl Marşı, “milli duygu ve heyecanı her zaman ayakta tutacak derecede yüksek bir şiir”, “bizatihi büyük bir sanat eseridir”. “ruhları coşturan bir hamaset ve belâgat abi­desidir”. Bir daha yaşanmaz millî maceranın “kelâm Anıtı”dır.[32] Şimdiye kadar hiçbir şair, “bu değerde bir millî ve vatanî şiir meydana getirememiştir”.

“İkide bir İstiklâl Marşı’nı değiştirmek maksadıyla otaya atılmak çılgınca ve haince bir harekettir”.[33]

Marşımız, milletimizin gönlünde öyle bir yer etmiştir ki inşallah onu değiştirmeye kim­senin gücü yetmeyecektir.

Kaynakça

Beşir AYVAZOĞLU, 1986, İstiklâl Marşı Tarihi ve Manası, Tercüman Aile ve Kültür Kitaplığı Yayınları,

Caner ARABACI, ( Doç. Dr.) “Cumhuriyet başlarında ilk İstiklâl Marşı arayışı.” Mehmet Âkif Edebiyat ve Düşünce Bilgi

Şöleni Kitabı ,TYB, 2009

Fahrettin GÜN, Mehmet Âkif Hayatı Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları, İstanbul, 2010

Faruk K. TİMURTAŞ, Mehmet Âkif ve Cemiyetimiz, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 1987,s.36

http://turkiyekulturportali.gov.tr/Sayfalar/KimKimdir/Dr.HamitZubeyirKosay.aspx

http://www.enfal.de/ecdad140.htm

http://www.turkceciler.com/sairler/enis_behic_koryurek.html

Kâzım YETİŞ, Mehmet Âkif’in Sanat, Edebiyat ve Fikir Dünyasından Çizgiler, Ankara 1992.

Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi Belgeliği (KBYEK), İstiklâl Marşı 8258/1-58d

M. Ertuğrul DÜZDAĞ, Mehmed Âkif Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara 1998.

Mehmet DOĞAN, Camideki Şair Mehmed Âkif, İstanbul 1998.

Mehmet Emin ERİŞİRGİL, İslâmcı Bir Şairin Romanı: Mehmet Âkif , Nobel Yayın Dağıtım, Ankara 2006.

Mustafa ÖZÇELİK, Mehmet Âkif Ersoy ve İstiklâl Marşı, Lamure yayını, İstanbul 2005.

Rıdvan CANIM - Etem ÇALIK, Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı, Yedi İklim1995, İstanbul.

Veli ERTAN, Mehmet Âkif Hayatı Eserleri ve Tesiri, İstanbul 1969, s. 54-58

KONYA BÖLGE YAZMA ESERLER KÜTÜPHANESİ 8258
DEMİRBAŞ NUMARASINA KAYITLI İSTİKLÂL MARŞI
YARIŞMASI İÇİN YAPILAN MÜRACAATLAR VE GÜFTELER

EK1

ek1-001.jpg

 

2a- Maarif Vekaleti müsveddeliği yazılı 6 sayfa üzerine Hars Müdürü Dr.
Hamit Zübeyir Koşay tarafından yazılan yarışmanın şartnameleri.

 

 

56b- İstanbul Cafer Paşa Parkından Muhiddin’in
Marşı Milli” adlı 2 adet Güftesi.

 
 

ek2.jpg

 

 

ek3.jpg

 

1- Musika-yı Hümayun Orkestrası Muallimi Zeki Üngör’ün mektubu (15.06.1337
tarihli mektubu)

 

6a- Bıçakçızade Hakkı’nın Müracaat dilekçesi.

ek4.jpg

3b- Enis Behiç Koryürek’in Müracaat dilekçesi ve “Türklerin Neşîdesi” adlı Güftesi.

 

ek5.jpg

Türkiye Yazarlar Birliği'nin vefatının 90. yılında Âkif'i anmak için düzenlediği bilgi şöleninin tebliğlerini içeren kitap, TYB'nin 45., Mehmet Âkif Ersoy Araştırmaları Merkezi'nin 6. kitabı...

 
 

[1]     Fahrettin GÜN, Mehmet Âkif Hayatı Eserleri ve Yetmiş Muharririn Yazıları,İstanbul 2010, s.79.

[2] Veli ERTAN, Mehmet Âkif Hayatı Eserleri ve Tesiri, Bahar İstanbul 1969, s. 54-58

[3]     Mehmet Emin ERİŞİRGİL, İslamcı Bir Şairin Romanı: Mehmet Âkif, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara 2006, s. 313-319

[4]     Caner ARABACI ( Doç. Dr.) “Cumhuriyet başlarında ilk İstiklâl Marşı arayışı.” Mehmet Âkif Edebiyat ve Düşünce Kita­

bı, 2009

[5] Rıdvan CANIM - Etem ÇALIK, Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı, Yedi İklim 1995, İstanbul, s. 55

[6] KBYEK 8258, EK1, 2a-2f

[9] KBYEK 8258, EK2-6a-6b

[11] KBYEK 8258, EK3-3b

[12] KBYEK, 8258, EK4-7b

[13] KBYEK, 8258, EK5-39

[14] KBYEK 8258, EK5-58d, 58c

[15] KBYEK 8258, EK6, 10a

[16] KBYEK 8258, EK6-10b

[17] KBYEK 8258, EK7-11a

[18] KBYEK 8258, EK7, 11b

[19] KBYEK 8258, EK8, 12

[20] KBYEK 8258, EK9, 15a

[21] KBYEK 8258, EK10-18b

[22] KBYEK 8258, EK10, 18a-b

[23] KBYEK 8258, EK11, 28a-28b

[24] KBYEK 8258, EK12, 30a-b

[25] KBYEK 8258, EK13, 32a

[26] KBYEK 8258, EK14, 33a-b

[27] KBYEK 8258, EK15, 38a-b

[28] KBYEK 8258, EK16, 56a-b

[29] KBYEK 8258, EK17, 57a-b

[30] Mehmet DOĞAN, Camideki Şair Mehmed Âkif, İstanbul 1998, s. 108.

[31] Kâzım YETİŞ, Mehmet Âkif’in Sanat, Edebiyat ve Fikir Dünyasından Çizgiler, Ankara 1992, s.V.

[32] Mustafa Özçelik, Mehmet Âkif Ersoy ve İstiklâl Marşı, Lamure yayını, İstanbul 2005, s. 113.

[33] Faruk K. Timurtaş, Mehmet Âkif ve Cemiyetimiz, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları 1987, s. 36

Bu haber toplam 494 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim