• İstanbul 30 °C
  • Ankara 34 °C

Burhanettin Çağırıcı: İnsanlık Ağır Hasta

Burhanettin Çağırıcı: İnsanlık Ağır Hasta
Soruluyor:Bu gidiş nereye?

Bir bütün hâlinde insanlığın hâli nicedir? İslâm elbette tek kurtuluş ümidi ama Müslümanlar bu ümidi, tahakkukuna beşâretler taşıyan bir keyfiyette temsil edebiliyorlar mı?

Gittikçe tek tipleşen insanların metafizik bir anlam ve değer dünyası kaldı mı? Demokrasi, liberal ekonomi, serbest piyasa, özgürlükçü yasa küre-i arzı  cennet bahçesine çevirdi de Yaratıcının vaad ettiği cennetten istiğnâ mı ediliyor?

Ben kendi zâviyemden, (karamsarlığım için özür dileyerek ve yanılıyor olmak için Rabbime yalvararak) umumî gidişatı ve müncer olacağı âkıbeti yazmak istedim. Bu çığlık, çok ücrâda bir cinâyete şâhit olup da feryâdı basan küçük bir çocuğun çığlığı gibi kâtilin dâhi umursamayacağı ve belki kimselerin duymayacağı kısık sesli bir haykırış sayılabilir.

Lâkin artık bu haykırış irâdî olmaktan çok öte, âdetâ insiyâkî bir tepki ya da fiil-i münakis (refleks) nevinden bir ızdırap iniltisi. Duyanın, kulak verenin bulunup bulunmadığına bakmayacak kadar hâl ve şartlar ile irtibâtımızı kopartan bu derin acının tevlit ettiği kendinden geçme hâliyle diyorum ki; insanlık ağır hastadır. Kapitalist ihtiraslar, modern hazcılık ve liberal bencillikle imtizâc ederek batıdan doğuya cemiyeti zehirlemiş, çökertmiştir. 19.yy’da îtikâden terkedilmiş olan din müessesesi, 21.yy’da fiilen (ahlâken) terkedilmiş, yani 20.yy’da cihanşumul harplerin belini kırdığı insanlık, takrîbî yarım asırlık bir tereddüd devrini müteâkiben acziyetini unutup yine tuğyana dalmıştır. Dînî duygunun bile maslahatçı bir yaklaşımla sâkinleştirici nevinden tedâvülde tutulduğu bu ahlâksız asır ferden yaşanan sarsılmaların genel gidiş içinde yok sayıldığı veya hiç hissedilmediği şeytânî bir zaman dilimidir.

Ateşin ne şehri, ne mahalleyi, ne sokağı; sadece ve sadece düştüğü vicdanı yakıp tükettiği, ibret nazarlarına, gönül duyuşlarına yer olmayan bir uğursuz vakittir. Kurân’da helâki bildirilen topluluklara belâların neden umumî geldiğini, kavimlerin nasıl küllî olarak ifsâd olduklarını ve yeni bir inşânın neden ancak umumî bir imhâ sonrası mümkün olabileceğini idrak sahiplerine fiilen öğreten bir tefessühün tam ortasındayız. Ceza hükmü neden herkes için kesinleşir, münferit iyiliğin teammüm etmiş zulmet karşısında neden hükmü kalmaz ve en önemlisi “o kesinleşen hükümden (sözden) neden geri dönülmez” öğreten bir amansız çürümenin içindeyiz.

Çünkü süratle, neşeyle, hazla, coşkuyla koşan ama uçuruma doğru koşan ve birazdan neşe gülücüklerinin yerini keskin ve kesif bir çığlığın alacağı bilindik bir sona varacak, söz dinlemez, laf anlamaz bir çocuk oldu insanlık.

Hiyerarşik mevkiini, kulluk haddini bilmeyen ve tanrılık etmeye cüret eden bu yaramaz çocuk ya kıyamete ya da her şeyi yeni baştan başlatacak bir felâkete koşuyor. Pis, atılgan bir sudan yaratılıp, yaratıcısına apaçık bir hasım olma küstahlığı gösteren insana haddini, hiçliğini, çaresizliğini bildirecek, hatırlatacak acı ve umumî bir felâkete.

Çünkü evvelâ “sübhânekeyi” öğreten dedesini dinlemiyor da Tanrı’nın adını arzdan silmek isteyen deccallerin oyunlarına koşuyor bu çocuk. Gözü balonlarda, ayağının altındaki dipsiz boşluğu görmüyor.

Hep benzeşti insanlar, her yer aynı fâsık tiplerle doldu, bütün dünya bir oldu, ötelerle irtibat kesildi. Ölenler sadece gömülür, gidenler çabucak unutulur oldu. Evvelini merak eden, ahirini hesap eden kalmadı. Kısaca insan, hayvan oldu. Belki daha aşağı.

Eğer bu ümmete umumî ceza gelmeyeceği yönündeki haberler sahihse, gidişimiz kıyametedir. Herkes nefsine, ailesine ve nefes yetirebildiklerine dur desin.

Gidişatı durdurmak için değil, hesap günü kendini kurtarmak için îtirazını zapta geçirtsin. Ve desin ki: ”Yâ Rab ben mânî olabilecek kudretten âcizdim ama onlar gibi müşrik olmadım ,nefsimi mâbud kılmadım.”

 

Manzarayı başka türlü gören varsa ne olur bizi iknâ etsin de nefes alalım. Sevaptır.

Bu haber toplam 162 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim