• İstanbul 17 °C
  • Ankara 21 °C

Büyük Elmas: Büyük Türkçe Sözlük

Büyük Elmas: Büyük Türkçe Sözlük
Ekrem Tâhir

İrfan coğrafyamızın mücevherler atlası; lügattir. Lügat; irfanımızın en büyük ordusudur. 16. asırda, Osmanlı'da Vankulu'nun 160 bin kelimeyi ihtiva eden bir lügati var. Firuzabadi'nin Tac-ül Arus'u 200 bin kelime ile 19. asrın uçsuz bucaksız bir kelimeler okyanusu... Bu umman cedlerimizin emrinin altında, raflarında... Başlarını biteviye bu deryanın sayfalarına eğip, okudukları bir irfan okyanusu... Türk'ün, Arap'ın ve İran'ın ortak şaheseri olan Arapçanın, daha doğrusu İslam medeniyetinin en güzel lügatlerinden birisidir; Tac-ül Arus fi Lügat-ül Okyanus (19 cilt).

Filozof A. Schopenhauer'e göre, Avrupa'daki kültür zengini bütün milletlerin 11. emri şudur: "Asla ara verme..:' Yani irfanda sürekliliği kesmeyecek, ara vermeyeceksin emri... (Never inter up - Du sollst niemals unterbrechen) Heyhat! Biz sadece kesmeyi, ara vermeyi değil, irfanımızı tuz buz haline getirmeyi severiz. Türkçemizi, yani büyük bir elmas parçası olan dilimizi makaslar, parçalar, dağıtır, ufaltır, tozlaştırıp, lağıma fırlatırız. Tıpkı parçalanmış, ufaltılmış, kırılmış, toz parçası haline getirilen elmas, nasıl parlaklığını ve değerini kaybederse, Cumhuriyet döneminde dilimiz, zenginliğini, berraklığını ve parlaklığını kaybeder.

Unutulmamalı, dil aynı zamanda bir irfan ordusudur. Parçalanmış, dağıtılmış, küçültülmüş, elindeki en kıymetli silahları alınmış bir ordunun ne kıymeti ne de gücü olur. Düşman saldırısına mukavemet edemez bu ordu. Dil hem bir mücevherler bahçesi, hem de kültürümüzün yavuz, yalçın ordusudur. Cumhuriyet döneminde dilimizin yaratıcı tazıları (!), kelimeleri lağıma fırlatma, kırma yarışına giderler bizim dilimizin tazıları. Küçültür, parçalatır, kırık dökük cam haline getirirler elması, bizim dil tazıları. Yontmaktan, atmaktan, kırmaktan 20 bin kelimeye düşürürler, kelime hazinemizi. Afrika'daki herhangi bir kabile bile senden daha zengin, tazı beyleri... Hâlbuki Sayın Doğan'ın lügatine saldıranlar leksikoloji ilminden bihaberdir. Onlar, çağımızın en büyük lügat ilminin usta teorisyenleri olan Bray Laurent, O. Reichmann, Hebert E. Wi-egand, H. Kalver Kamper, Z. Ladislav, Alain Rey ve Hausmann F. Josef'i ne okumuşlar ne de tanıyorlar, hatta bırakın okumayı, dünyanın en önemli lügatlerini ellerine bile almış değiller. Bizde ilk kez bir lügatçimiz, daha doğrusu mevcut lügatler içinde gerek makro gerekse mikro yapı bakımından, bugünkü lügat ilmine (leksikoloji) en uygun lügat, D. Mehmet Doğan'ın Büyük Türkçe Sözlük adlı eseridir. (16. Baskı, 2003)

Sayın Doğan, dilimizin kazları ve tazılarının tahribine, yıkım ve ihanetlerine karşı, kaybolan, unutulan, parlak ve hakiki mücevherleri sayfalara kazımış, unutulup hafızalardan silinmesin diye... Şimdilik 75 bin kelime ve 18 bin deyimlik bir lügat, Doğan'ın lügati... Ama üstad daha yolun ortasında... Umarım bu derviş ruhlu, usta lügatçimiz dilimizde mevcut olan ve rahatlıkla 150-200 bin kelime olan dilimizin kristal, nadir elmaslarını, ihanetin, tahribin, hafızanın unutulan duvarları arasına atılan, gömülen, unutturulmaya çalışılan kelimeleri bize kazandırır. Bugün bir Fransız lügatnüvisi, Littre'nin lügatini temel alıp, bu mabedin üzerine eserini inşa eder eserini. Almanya'da bütün zamanların en başarılı lügat âlimi kabul edilen Johann Comenius (1597- 1670) olmasaydı, bir Adelung, Campe, Grimm, D. Sanders ve Duden olmazdı. Bizde de Mehmet Doğan, 19. asır Almanya'sının en büyük leksikolojisti D. Sanders gibidir... Yalanlara, tahriplere karşı acımasız; keskin ve dikkatli bir zekâdır Mehmet Doğan... Unutmayalım ki, Grimm gibi usta bir lügatçinin bütün önemli hatalarını, eksikliklerini, acımasızca tenkit eder, daha doğrusu paçavraya çevirir üstad Sanders, Grimm'in Lügatini... Kendisi 1860-1865 yılları arasında Almancaya ekleme ile 4 ciltlik 220 bin kelimeyi ihtiva eden, abidevi eserini armağan eder... Bizde de Sayın Doğan, 19. asrın Almanya'sının en büyük lügatçisi Sanders gibidir... Gelecek nesiller, Doğan'ın sözlüğünü temel ölçü alıp, yeni eserler inşa edecekler. Üstad, dilimizin tazılarına, "mankurt"lar diyor. Doğan'ın eseri yani, sözlüğü, geleceğin ufkuna dayanmış bir köprüdür... Karanlığa çakılmış bir ışıktır, Büyük Türkçe Sözlük... Sayın Doğan "Bir lügat bulamadım."(1) Diyor... Dwight Bollinger de lügatler konusunda ümitsizdir... Ona göre, "Lügatler, tanımlan yapmak için değil, sadece insanlara mânaları kavramakta yardımcı olmak için varlar" diyor...

Sayın Doğan bunun aksini sergilemiş, az bulunan usta bir leksograf o... Tanımlar kısa ve öz... ifadeler berrak ve sınırları belli... Tanımlar bir lügatin can damarlarıdır. Bir lügatin çekirdeği, özü tanımlar. Kötü misaller, çarpık, karanlık ve yanlış ifadeler lügati kuru bir iskelete çevirir... Ustaca seçilen, verilen misaller, tanımların doğru yapıldığına işarettir... İktibasın sanatı da, gösterilen misaller, tanımın, daha doğrusu anlamın klasifikasiyonları ile sıkı bir bağlantısı olduğuna işaret değil midir? Lügat ilminin en önemli yeniliklerinden birisi de lügatlerde deyimlerin anlamlarının klasifikasiyonlaştırılması noktasıdır. Lügatlerde misaller, deyimler ve terimler çok önemlidir. E. Littre ve Cemil Meriç olsaydı buna "Fikirlerin Anası" derdi. Bunlar Doğan'ın lügatinde var...

E. Littre, lügatini (Dictıonnaire de la Lanque Française, 1859-1872) hazırlarken seçtiği misalleri, çok sevdiği klasiklerden, bilhassa son üç asırlık düşünür ve usta edebiyatçıların eserlerinden misaller verir. Üstad, çağdaşlarının eserlerine iltifat etmez. Ondan yaklaşık bir asır sonra yayınlanan Le Grand Robert de la Lanque Française (1985, 6 cilt yayına hazırlıyan, Alain Rey) ise hem klasiklerden hem de çağdaş yazarların kitaplarından, kelimelere misal için iktibaslar ve yeni kelimeler kullanır... Öyle ki lügat basılma safhasında iken bile, yayınlanan yeni eserlerden misaller verir. Misalleri verirken, Littre gibi, sadece usta yazarlar, kalitesi yüksek yani, edebi, felsefi değerleri olan eserlerden misaller vermez. Harc-ı alem, marjinal yazarların eserlerinden de misaller verir. Ona göre "sosyal resmi" göstermek için... Doğan ise, Littre gibi, hem klasik eserlerden, hem de G. Robert gibi, çağdaş yazarlardan misaller verir, ama marjinal, harc-ı alem "yapıt"lara iltifat etmez.

Fransız düşünür P. Ricoeur son eserinde (Wege der Anerkennung)(3) Littre ve Grand Robert'in lügatlerini mukayese ederken, Littrenin kelime seçim usulü, ifade tarzı ve inşa mimarisinden dolayı, Littrenin lügatine yeknesak, çizgi vari doldurma sistemi der. G. Robert için ise, lügatini ağaca benzetip hiyerarşik ağaç mimarisi tabirini kullanır. Filozofumuza göre Littrenin Lügati ufuk; Robert'inki ağaç mimarisi gibidir. Ama ona göre Grand Robert, bu tarz ifadesiyle, kelimelerin anlam (semantik) inşasını daha açıkça, berrakça ifade edebiliyor. Çünkü o, değişik yapı kademelerini hiyerarşik olarak sınıflandırmış... Ricoeur'da C. Meriç ve J. Derridas gibi, Maximilien - Paul Emile, Littre hayranıdır... Ricoeur'e göre Littre olsaydı, bu metod için şunu söylerdi: En küçük sayıya kadar azaltın. Bütün bu şeyler, kelimelerin çok anlamlığını, geriye dönülemezliğini yani türetilemez olduğun teşkil eder.

Grand Robert bugün Fransa'nın ve Batı'nın en mükemmele yakın lügatlerinden biridir. Bu 6 ciltlik (ilk baskısı 9 cilt idi) toplam 13.440 sayfa tutarındaki dev lügat, 100 binin üstünde kelime, 250 bine yakın misaller, 86 bin tanım edatı, 175 bin iktibaslar ve 350 bin anlamlar ile tam bir Fransız Dili ve Edebiyatı Antolojisi; daha doğru bir ifadeyle bir hazine... Lügati yayına ha-zırlayan A. Rey bu lügat için şunu söylüyor: "Bu lügatte, dil sade-ce mücerretlerin ve ilmi bilgilerin bir aracı değil, aynı zamanda o, saf eğlencenin oyunvari ile şairane görünüşlerin bir aracıdır." Lügatini böyle tanımlıyor Alain Rey.* Grand Robert alfabetik ve analog bir lügattir.

Mehmet Doğan'ın lügati ise, tarz itibariyle Türk lügat ilmi ananesine bağlı; onu, yani kendi irfanını bütünüyle kucaklamakla beraber, çağının lügat ilminden haberdar ve dehasına bu bilgileri katıp yoğuran bir lügat. Şayet Doğan'ın lügatini, Batılı meslektaşlarıyla karşılaştırsak, tarzı itibariyle daha çok Grand Robert'in inşa mimarisine benziyor. Ama, Büyük Türkçe Sözlük, kemiyet olarak değil, keyfiyet olarak sadece bir Grand Robert'le eş bir lügat değil, Batı'nın en iyi lügatlerinin vasfına haiz bir eserdir. Umarım usta lügatçimiz, bize kemiyet olarak da çağdaş Avrupalı meslektaşlarıyla boy ölçüşebilecek bir lügat armağan eder.

Doğan'ın lügati bir çekiç, çelikten bir çekiçtir. Şairin çürük tahtalar dediği, üstünde ancak, hızlı bir şekilde geçilebilinen, ama üstünde durulamayan kelimeleri gösteren ve bilhassa demir leblebiye benzeyen kelimeleri kırıp, anlamak için enfes, sağlam bir çekiç, Doğan'ın, Büyük Türkçe Sözlüğü... Doğan, dilde tenkitçi ve kelimelere karşı şüpheci bir lügatnüvisimiz... Ama, o da Littre gibi, mütevazı bir gurura sahip... Daha doğrusu, Littre'nin mütevazılığı, ciddiyeti ve tecessüsü... Bir de, P. Bayle'nin öfkesi var Doğan'da. Şu satırlar, onun mütevazı gururu: "Büyük Türkçe Sözlük, bir ihtiyaçtan doğmuştu, öncelikle hazırlayanın sözlük ihtiyacından." İşte haklı öfkesi ve çığlığı... "Düşünce hürriyeti sadece ceza kanundaki maddelerle tahdit edilmiyor. Düşünmemizin unsurları kısıtlanarak, yok edilerek, sözlüklerimiz küçültülerek, kelime dağarcığımız darıltılarak, tarifler tahrif edilerek ve sınırlanıyor; bazen imkânsız hâle getiriliyor?" Bu satırları okurken, birden aklıma usta filolog Erich Auerbach'ın Istanbul'dan filozof W. Benjamin'e, onun Dil Sosyoloji'si hakkındaki yazısına cevap verirken (1937 yılında) Türkiye'de, Türkçeye yapılan ve dünyanın hiç bir yerinde yapılmayan kıyım' anlatan mektubunu hatırladım...(2)

Her hangi bir hizbin rengi ve sesi değil, Doğan'ın lügati... O, irfanımızın bütün buutlarını kucaklamak isteyen, gösteren bir topografya; dilimizin ve kelimelerimizin kütüğü... Bize irfan coğrafyamızın, kristal bahçelerini ve irfanımızın dimensiyonlarını sergiliyor... D. Mehmet Doğan, dilci, leksikograf, tarihçi ve her şeyden önce bir edip yani, hakiki münevver... Lügat âlimlerimiz içinde hakiki mânada tek sismograf o. Minervanın kuşu gibi kanatlarını germiş Doğan... Ve Hegel'in dediği gibi, alacakaranlıkta uçuyor... En güzelini şair söylemiş: "Koşar ati, koşar mazi... Seni tebcile minnetle."

Dipnotlar:

1) Bakınız: Bir Lügat Bulamadım, D. Mehmet Doğan, 2001 Ankara, Vadi Yayınları.

2) Mina Urgan, Bir Dinozorun Anıları adlı eserinde, Hocası E. Auerbach'tan bahsederken pek konuşmazdı, diye yazar. Zavallı Urgan, düşünmez, bilmez ki, hocasıyla yapılan 19 maddelik anlaşmanın bir maddesi gereği; Türkiye hakkında hiç bir şekilde fikir beyan edemez ve yayınlayamaz. Erich Auerbach, bu durumu talebesi M. Hellweg'e (Bakınız: Erich Auerbachs Brife an Martin Hellweg, 1939-1950, Von Martin Vialon, 2001) yazdığı, bir mektubunda daha doğrusu bu yasağı üzülerek, yazar... Onun için, Erich Auerbach'ın Türkiye hakkında umumi olarak, gerçekten ne düşündüğü mektuplarında sak-lı...

Ali Arslan'ın, "Darulfünün'dan Üniversiteye" adlı eserinde, üzülerek söyleyeyim ki, bir sürü lüzumsuz bilgi bulursunuz, ama gelen yabancı öğretim üyeleriyle yapılan anlaşmaların metinleri hakkında, bilgi bulamazsınız.

Alain Rey( 30 Ağustos 1928- ) Fransa'nın en büyük lügat âlimi, dilcisi ve lügatnüvisi. 1952'de Paul Robert'in çalışma arkadaş. 1964'de çıkan Grand Robert'i beraber çıkarırlar. Paul Robert'in (1910-1980) ölümünden sonra, lügati yayına hazırlayan Alain Rey'dir. Leksikoloji-1970, Anlamın ve İşaretin Teorileri, 2 cilt, 1973-1976, Lügat: Modeller ve Manzaralar, 1977, Ansiklopediler ve Lügatler, 1982, İhtilal: Bir Kelimenin Tarihi, 1989, Büyülü Kelimeler, 2003, Fransa Dilinin Tarihi Lügati ve Fransız Dilinde Kültürel Lügat, 2005, Bunlar yazarın önemli eserlerinden bazıları...

 3) Paul Ricoeur: Wege der Anerkennung-Erkennen, Wiederer-kennen, Anerkennen, s: 19-42,2006, Farankfurt a Main.

 

 

(Ekrem Tâhir’in Bâbil’deki Türkiye kitabından alınmıştır).

Bu haber toplam 700 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim