• İstanbul 13 °C
  • Ankara 15 °C

“Caca Bey” demişken!

D. Mehmet DOĞAN

Uzaya gidecek vatandaşımıza ne diyeceğiz?

Ad koymak, bir hükümranlık meselesidir. Eğer bir şey senin tasarrufunda ise, adını da sen koyarsın. Uzaya gitme yolunu kendi gücümüzle açarsak, böyle bir tasarrufa hakkımız olabilir. İngilizce astronot, rusça kozmonot deniliyor. Her iki dilde de temel olarak latince kökler alınmış. “Astronaut”,yıldız gemicisi olarak çevrilebilir. “Kosmonávt” ise, kâinat gemicisi!

Konuşmalarında zaman zaman esprili bir dil kullanan MHP başkanı Devlet Bahçeli, zaman zaman ilgi çekici buluşlara imza atıyor, bu konuda Caca Bey ismini teklif etmiş. Bu tarihi bir şahsiyetin ismi. Demek ki onunla gökbilimi arasında bir bağ kuruluyor. Kimdir Caca Bey? Bu millet hafızasında çok fazla yerleşmiş bir isim değil. Galiba bu ismi en çok duyanlar ve kullananlar Kırşehirlilerdir. 

Yıllar önce Kırşehir’le ilgili bir yazımızda, Caca Bey’den onun astronomi ile ilgisinden/ilgisizliğinden söz etmiştik. Geçmişin bazı isimleri günümüze taşınırken, bugünden geçmişe götürülen bazı değerler yükleniyor. Caca Bey de bunlardan biri. En iyisi sizi o yazımızla baş başa bırakmak:

 

Biter biter de Kırşehir’in gülleri biter

Şakıyıp dalında bülbüller öter!

Kırşehir Ankara’nın dibinde, araya nevzuhur Kırıkkale vilayeti girmese komşu vilayet... Gerçi Kırşehir Ankara’ya bağlı bir sancaktı, 1924’te müstakil vilayet oldu. 

Kırşehir gelip geçtiğimiz, zaman zaman konakladığımız yerlerden. İlk vesile, 1980’de olmalı, Ahilik haftası dolayısıyla... Kültür Bakanlığı’ndayız, Sinema Dairesi’nde. Bakanın da katıldığı bir sefer, biz de kafiledeyiz, hatta Mustafa Yazgan da o sıralar Sinema Dairesi’nin elemanı olmuş, naif bir hevesle fotoğraf çekmeye çalışıyor. 

Ahilik sağ iktidarların esnaflarla ilişki kurmasında kolaylık sağlıyor olmalı ki, revaçta. Kırşehir’de de ahilik törenleri yapılıyor. Şed kuşanılıyor vesaire...

Darbe öncesi bu “resmî” ziyaretten sonra defalarca yolumuz düştü Kırşehir’e. Kayseri’ye her gidişimizde uğrak verdiğimiz, vermediğimiz halde Âşık Paşa türbesini ziyaret edip Fatiha okuduğumuz yer Kırşehir. 

Eski adı Gülşehri imiş, sonra Kırşehri olmuş. Bu değişimin sebebini merak etmek gerekmez mi? Bugüne kadar merak edip de bir iki satırla açıklayan bir Allahın kuluna rastlamadım! 

Kırşehir nasıl büyük şahsiyetleri toprağında barındırıyorsa, ona mümasil büyük acılar da yaşıyor olmalı. Şimdi baş tacı edilen Âhi Evran’ın Kırşehir’in en gösterişli mimarî yapısını inşa ettiren Caca Bey tarafından öldürüldüğünün iddiası bile yeterince yakıcı... Öldürülen sadece Ahi Evran değil, çok sayıda ahi, işgalci Moğol zulmüne direnen Türkmen ahali...

Velhasıl kanlı, acılı bir tarih. 

Ahi Evran’ın İran’ın Batı Azerbaycan Eyaleti’ne dahil Hoy’da doğduğu, Fehreddin Razi’nin medresesinde okuduğu, Bağdat’a gidip orada ahiliği benimsediği, Anadolu’ya dönünce Alaeddin Keykubat’ın arzusu ile bir çok şehri dolaşarak ahiliği yaydığı, bizzat kendisinin debbağlıkla, yani deri terbiyeciliği ile meşgul olduğu, ama bir taraftan da medresede ders verdiği, Sultan Alaeddin’in ölümünden sonra yerine geçen Gıyaseddin Keyhüsrev’le aralarının bozuk olmasından ötürü Konya’dan Kırşehir’e geldiği ve 93 yaşında burada vefat ettiği...hem bilinir, hem bilinmez!

Ahi Evran’ın Anadolu’yu içten yapan şahsiyetler arasında mühim bir yeri olduğu ortada, fakat Moğol baskısı altındaki Selçuklu tarihini kavramakta zorlandığımız da şüphe götürmez. Tarihe mal olmuş büyük şahsiyetlerin Moğollarla ilişkilerini sorgulamaktan imtina ediyoruz. Hatta bazı büyük şahsiyetlerin Moğolların mahallî idarecileri olabileceğini de görmezden geliyoruz. Caca Bey bunlardan biri olabilir mi? 

Selçuklular Moğollarla güç yetiremezler… Mısır MemlukSultanı Baybars Selçuklu idaresinde büyük rolü olan vezirEmir Pervane’nin davetiyle Anadolu’ya gelir ve İlhanlıordusunu Elbistan’da mağlub eder (1277). Moğolların safındasavaşan Caca Bey de esir düşer ve Şam’a götürülür. BüyükMemlûk sultanı Baybars’ın Şam’da ani ölümü üzerineesaretten kurtulur...

Baybars, mühim değil ehemm: O Selahaddin’in yarımbıraktığını tamama erdiren kahramandır. Selahaddin sonrasıbölgede varlığını sürdüren Haçlı kalıntılarını kesin olarakortadan kaldıran odur. Bu itibarla ona “2. Selahaddin” demekdoğru olur. Belki ömrü vefa etse idi, Türkiye tarihi farklıyazılacaktı. Moğolları mağlûb eden tek güç Memlûklar. Dahaönce de Memlûk Sultanı Kutuz Ayncalut’ta Moğollara ilk defamağlubiyeti tattırmıştı. Baybars’tan Elbistan zaferinden sonradaha güçlü hamleler beklenebilirdi...Osmanlının Mısır’ı elegeçirmesinden yaklaşık 350 sene önce MemlûklarınAnadolu’ya hâkim olması neleri değiştirmezdi ki?

Şimdilerde Kırşehir’de Caca Bey de rağbette! Onun yaptırdığı ve artık cami olarak kullanılan medrese, tam manasıyla “abidevî” bir yapı, diğer İlhanlı yapıları gibi! Caca Bey İlhanlı hükümdarlarının henüz Müslüman olmadığı bir devirde yaptırıyor bu medreseyi. İlhanlıların İran merkezi Müslüman değil, ama mahallen Müslüman olan veya Müslüman ahaliye gösteriş için dinî yapılar inşa eden valileri var. Erzurumda, Çifte Minareli, keza Sivas’ta aynı adla anılan medreseler böyle yapılar. 

​Caca Bey’de var bir kuyu!

Caca Bey’in Kırşehir’deki medresesini de bu tasnifte ele almak doğru olur. Yapı, kapalı avlulu medrese tarzında inşa edilmiş. Kapalı medresenin açık kubbesi ve altındaki kuyu bir sürü efsane üretilmesine zemin hazırlamış. Aslında kapalı avlu bu kubbenin üstündeki aydınlık feneri ile aydınlatılmak istenmiş olmalı. Nitekim, 1907 Ankara Salnamesi’ndekiresimde kubbenin üstündeki aydınlık feneri görülebiliyor. Sonra yapı geniş ölçüde harab olmuş, böylece kubbedeki aydınlık fenerinin açıklığı da genişlemiş. Bir de kubbenin altında kuyu olunca, bazı akillerin attığı taşları temizlemek mesele olmuş! 

Modernlik merakı medresenin astronomi maksatlı yapıldığı tahmini yürütülmesine fırsat veriyor. Acak meşhur ilim tarihçimiz (merhum) Aydın Sayılı’nın kazısı, kuyunun böyle işler için elverişli çapta olmadığını ortaya koymuş. Buna rağmen, bu efsane çoğaltılıp duruyor ve binanın köşe kuleleri de şekillerine bakılarak füzeye benzetiliyor! Bir de minare var kafa karıştıran. Güya burası rasat kulesi imiş! Sol köşede binanın cesametiyle yarışır bir kümbet var, Caca Bey’in türbesi... Seyahatlerimizde, Caca Bey türbesini ziyaret edeni görmedim, bizi ziyarete davet eden de olmadı. 

Caca Bey medresesi önemli. Sırf cesametiyle değil, Anadolu’da Uygur harfleriyle Moğolca yazılmış ilk eser onun vakfiyesi. Vakıf şahitleri arasında bir hayli Moğol adı da görülebiliyor. Caca Bey’in hayırhah bir idareci olduğu anlaşılıyor, Kırşehir’de, Eskişehir’de (yani Sultanüyüğü’nde) ve İskilip’te üç medrese, hayli mescid, han, hankâh, zaviye, mektep, türbe...vakfetmiş. Demek ki, her nasılsa ona mümasil servet de biriktirmiş!

Bir de Ahi Evran’ın kanı elinde olmasa idi!

Ahi Evran türbesi, Kırşehir’e gelenlerin mutlaka ziyaret ettiği bir kabir. Halkın onun kabrine yönelik teveccühünü CacaBey’den esirgemesine ne demeli? Demek ki maşeri şuur her şeye rağmen işliyor!

Bu yazı toplam 111 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim