D. Mehmet Doğan: Akıl sağlığı, sığlığı ve hastalığı…

D. Mehmet Doğan: Akıl sağlığı, sığlığı ve hastalığı…
Öyle bir cinayet işlendi ki, zihinlerimiz allak bullak oldu.

Bu cinayeti köylü Ahmed ağa, esnaf Salim efendi veya inşaat amelesi Kasım işlese idi, “olabilir bunlar cahil cühela adamlar, kimi ilk okul okumuş, kimi liseden terk” der cahillik edebiyatı ile işi geçiştirirdik.

Fakat öyle değil, iki bakanlık müfettişi, bir mühendis, yani yüksek tahsilliler; istedikleri şarkıyı okumayan müzisyeni hunharca katlediyorlar.

Bu durumda aklımızı dumura uğratan bu cinayeti çözümleyip kafa konforumuzu yerine getirmemiz lâzım.

Bunlardan ikisi müfettiş, tahsilleri yerinde, devletin üst kademesinde memur; diğeri mühendis, hem de uzay sanayii gibi modernliğin ölçütü sayılan bir kurumda çalışıyor.

İşte burada akıl sığılığı devreye giriyor ve “vay böyle adamlar nasıl olur da devletin böyle yerlerinde bulunurlar”, deniliyor. Böylece cinayeti hükümete, idareye yıkarak işin içinden sıyrılınıyor.

Akıl sığlığından öte ciddi bir “akıl sağlığı” meselesi ortaya çıkıyor.

Düşünmek, mantık yürütmek, sebep sonuç ilişkisi kurmak…Bunlar hak getire!

“Cinayeti kimler işledi”den önce, nerede işlendi, neden işlendi sorusunu sormamız gerekiyor. Öyle anlaşılıyor ki, içkili bir eğlence mekânı burası…

Bu üç kişi, mekâna iki de kadın getirmişler…

Toplumun çok hızlı bir değişim geçirdiği bir zamandayız ve içki zebil, kadın zelil edilmiş. Suç işlemek için zemin her bakımdan müsait.

Anlaşıldığı kadarıyla devletin üst kademesindeki orta yaşta bu sahıslar hâlâ bir yuva kurmamışlar. Evlerinde çoluk çocuklarıyla geçirecekleri vakti, eski tabirle meyhanede tüketiyorlar.

Kimseye içki içmeyin denemez; bu gerilik alameti sayılır. İçki cumhuriyetin ilk yıllarındaki itibarını biraz kaybetmiş olsa da, hâlâ modernlik göstergeleri arasındadır.

Kadınların herhangi bir bağ olmadan erkeklerle aynı mekânda bulunması da modernlik belirtisi olarak görülür.

Okumuş adamlar, mevki sahibi kişiler ve kadınlar ve içki...

Hiç kimsenin ne zaman, nerede, nasıl suç işleyeceği bilinemez. Fakat içkinin insan zihninde meydana getirdiği teşevvüş böyle kötü fiillere yol açabilir. Hani “şişede durduğu gibi durmaz” denilir ya. Evet, içki kötülüklerin anasıdır!

Bu cinayet alkolün tesiri ile işlenmiştir ve beraber gelinen kadınların önünde cereyan etmiştir.

İş bu noktaya gelince hem alkolü kurtarmak, hem zelil edilmiş kadını kurtarmak gerekir. E o zaman son zamanların olağan suçlusu iktidar neden bu cinayetin mes’ulü olmasın?

“Bunlar muhakkak siyasi iktidarın adamlarıdır, ayrıca memur dokunulmazlığı var, hatta muhakeme edilmeleri bile izne bağlı…”

Zırvalamak suç değil!

Bu adi bir vak’a, adlî bir vak’a kim olursa olsun, gerçek anlamda dokunulmazlığı olan milletvekili dahi cinayet işlese, dokunulmazlık zırhı onu kurtaramaz.

Bir cinayet işlenmiştir ve toplum olarak suçlu bulmak zorunda değiliz, polisiye bir vak’adır, adliyeye intikal etmiştir. Adi bir cinayeti siyaset zeminine çekmek aklımızı iptal etmekten başka bir şey değildir.

Bu vak’anın bize asıl hatırlattığı şudur: Türkiye’nin arızalı modernliği toplumda büyük hasarlar meydana getiriyor. İş görünür görünmez cinayete kadar gidiyor.

Bu haber toplam 555 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim