Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Bayram hepimizin, bütün milletin, bütün ümmetin...Neşemiz, sevincimiz teklikte değil, çoklukta. Hepimizin sevineceği, güleceği günler bayramdır.
Evet, önümüz bayram ve bu bayrama hüzünle giren şehid ve gazi ailelerimiz var. Fakat bu hüzün bayram yapmaya engel değil. Bu hüzün bayramın şanından...Onlar sayesinde bayram ediyoruz, onlara minnettarız.
Menfur bir darbe atlattık. Milletimiz kahramanca karşı durdu. Meclisimiz, siyaset kurumumuz, kararlılık gösterdi. Darbenin bir anlamda asıl muhatabı yönetim, hükümet milletle yekvücut olduğunu gösterdi. Belâ böylece defedildi.
Bunlar başlıbaşına bayram sebebi...Ümidimiz, kararlılığımız arttı, heyecanımız tazelendi. Bir millet olduğumuz hissiyatı güçlendi.
Bunlar olurken başka şeyler de oluyor elbete. Darbeci örgütün devletten temizlenmesi, darbeyi önlemekten çok daha müşkil bir iş. Adaleti tesis etmek, haklıyla haksızı ayırmak, suçluyu cezalandırmak, ama arada masumları yakmamak...Mağduriyet hissini yaygınlaştırmaktan kaçınmak. Elbette bu tasfiyeyi yapanlar bütün bunları gözetiyorlardır.
Gözetmek yeter mi?
Duyduklarımız, gördüklerimiz, bazı örnekler yetmediği kanaatini güçlendiriyor. Hedef bir kişinin bile haksızlığa uğratılmaması olmalı. Eğer gereken hassasiyet gösterilmezse, bugün değilse de yarın kapımızı çalacak tehlikeyi dikkatten uzak tutmamalıyız. Masumları âhından, mağdurların feryadından korkmalıyız!
Herkes tanıdıkları üzerinden kolay konuşabilir. Bu tasfiye sürecini kirleten unsurlar olduğu ortada. Bürokrasi çarkı insan öğütmeye müsaittir. Yukarılara tırmanmak isteyenler, birbirini çekemeyenler, başka hesaplar içinde olanlar...Şu günlerde müthiş bir ihbar furyası olduğundan şüphe edilmez. Elbette bu örgüt takiyye temelli. Görünürlüğü sınırlı, görünmez taraflarıyla sistem içinde aktivitesini sürdürüyor olabilir. O zaman kendini kurtarmak için kim bilir ne kurbanlar öne sürer.
Her şeye rağman adalet, her zaman hakkaniyet!
Bu bayramda hüznü aşan bir karamsarlık içine yuvarlananlar olmamalı. Kimse “devlet beni mağdur etti” diyememeli. Haksızlığa uğrayanların böyle bir hissiyata kapılması kaçınılmazdır. “Hayır kimse haksızlığa maruz bırakılmadı” diyebilir miyiz? Böyle süreçlerde biliriz ki kurunun yanında yaş da yanar. Bunun asgari seviyede olmasını temenni ediyoruz.
Buradaki sıkıntı şu: “Ben değilim”, denilecek merci yok, savunmaya fırsat yok!
Hukuk eninde sonunda işler, halkı haksız ayrılır; fakat neden sonra. Adaletin gecikmesi de adaleti haleldar eder.
Şu günlerde çetin bir ahlâk imtihanından geçiyoruz. Kimileri kimilerini gammazlıyor, o buna, bu şuna halkı haksız isnadlarda bulunuyor. Ortalık tozdan dumandan geçilmiyor.
Aklımızı başımıza alalım: İnsan kurban etmek cahiliye âdetidir!































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.