• İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 23 °C
  • Konya 13 °C
  • Sakarya 20 °C
  • Şanlıurfa 17 °C
  • Trabzon 14 °C
  • Gaziantep 16 °C
  • Bolu 14 °C
  • Bursa 20 °C

Kerem Alkin: AB’nin zihin tutulması: “İsrailizasyon” Sendromu

Kerem Alkin: AB’nin zihin tutulması: “İsrailizasyon” Sendromu

Avrupa Birliği (AB) bugün sadece bir dış politika krizi ile değil, aynı zamanda derin bir ahlaki ve stratejik meşruiyet bunalımı ile de karşı karşıya. Gazze'de iki buçuk yıldır devam eden soykırım ve yıkım, on binlerce sivilin hayatını kaybetmesi, uluslararası mahkemelerde yükselen soykırım suçlamaları ve göz göre yapılan uluslararası hukuk ihlalleri karşısında Brüksel'in sergilediği tablo, bu krizin en net göstergesidir.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İsrail'e karşı en temel siyasi reflekleri dahi göstermekte isteksiz davranmakta. İspanya, İrlanda ve Belçika başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden gelen 'AB-İsrail Ortaklık Anlaşması askıya alınsın' çağrıları karşısında Brüksel'in sergilediği ağırkanlılık, artık diplomatik ihtiyatla açıklanabilecek bir tablonun ötesine geçmiş durumda. Bu tablo, AB'nin kurumsal yapısına yapışmış elitistlerin siyasi tercihi; adeta zihinsel bir kilitlenmed. Bu tablonun adı 'İsrailizasyon'dur.
Avrupa'nın, İsrail söz konusu olduğunda hukuk, insan hakları, demokrasi ve normatif dış politika iddialarını askıya alması; kendi değerlerini kendi eliyle hükümsüz hale getirmesinden söz ediyoruz. Ukrayna meselesinde yaptırım refleksi gösteren, Rusya'ya karşı hızla ağır ekonomik paketler hazırlayan AB'nin, Gazze'de aynı ahlaki hassasiyeti gösterememesi sadece çifte standart değil; kurumsal bir vicdan çöküşüdür. Daha dikkat çekici ve trajik olan ise, AB'nin gerçek kriz anlarında yok hükmünde kalırken, sembolik sahnelerde ise kendisini merkez aktör gibi sunma çabasıdır.
AB'nin Orta Doğu'da barış için ciddiye alınabilecek en ufak bir inisiyatifi yoktur. Güney Kafkasya'da kalıcı istikrar adına belirleyici bir strateji de yoktur. Ancak Ermenistan Başbakanı Paşinyan ülkesini Rusya'dan uzaklaştıracak bir siyaset inşa ettiğinde, yeni bir denge arayışına girdiğinde, onca zorlu etap atlatıldıktan aylar yıllar sonra, Brüksel'in bir anda Erivan'da sahneye çıkıp sanki kendi diplomatik başarısıymış gibi lanse etmeye kalkması, şov yapması yeterince utanç verici.
Oysa Erivan'daki yeni arayışın temelleri Türkiye'nin sağladığı dengeleyici ortamla, Güney Kafkasya'daki ülkelerin bölgesel normalleşme zeminine yönelik samimi çabalarıyla ve ABD'nin stratejik girişimleriyle atıldı. Türkiye'nin inisiyatif alarak açtığı diplomatik alanı, Brüksel'in sonradan gelip sahiplenmeye çalışma çabası siyasi bir gerçeklik değil, diplomatik bir nezaketsizliktir.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettikleri üzere, Avrupa bugün gerçek bir yol ayrımındadır. AB ya Türkiye'nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını, Birliğin darboğazdan çıkışı için stratejik bir fırsat olarak görecek; ya da dışlayıcı söylemlerin, tarihi önyargıların ve dar ideolojik reflekslerin Avrupa'nın geleceğini karartmasına izin verecek. Mesele artık Ankara'nın nerede durduğu değil. Türkiye kendi eksenini kurmuş, çok boyutlu diplomasi kapasitesini ispatlamış, bölgesel ve küresel denklemlerde vazgeçilmez aktör olduğunu defalarca göstermiş durumda.

Devamı:https://www.sabah.com.tr/yazarlar/kerem-alkin/2026/05/06/abnin-zihin-tutulmasi-israilizasyon-sendromu
 

Bu haber toplam 24 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim