• İstanbul 18 °C
  • Ankara 16 °C

D. Mehmet Doğan: Seçim sonuçlarına hazırlıklı olmak!

D. Mehmet Doğan: Seçim sonuçlarına hazırlıklı olmak!
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu sonuçları ortaya çıktıktan sonra şöyle şık bir hareket beklenebilirdi: İkinci olan aday sonucu olgunlukla karşılar ve yarışı bıraktığını resmen ilan edebilirdi…

Bu Kılıçdaroğlu’na yüzde 45’lik oy oranı ile güçlü bir veda imkânı verirdi. İkinci tur sonuçlarının ona bu kadar yüksek sonuç alma şansı vermesi mümkün görünmüyor. İki tur arasındaki yalpalamalar dengenin tamamen kaybolduğunu gösteriyor. Tutarlılık kavramının artık onun zihninde bir yeri olmadığı anlaşılıyor. Dün ak dediğine bugün kara diyerek, milletin hafızasıyla alay ederek seçim kazanıldığı nerede görülmüş?

Bu belki kuyruğu dik tutmak olarak görülebilir, fakat sonuçta kuyruğu titretmek de var!

Bu seçimin en hayırlı sonucu, yakın tarihimizde kötü hatıraları olan bir asırlık bir partinin varlığının resmen değilse de fiilen sona ermesi olacaktır. CHP’yi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye siyasetini yönlendirmek için kurmuştur. Önce gayri resmi, sonra resmi hale gelen bu kuruluş, millet iradesini ipotek koyarak ilk sonucu almış, seçtirdiği Meclis’e Lozan’ı tasdik ettirmiş, ondan sonra da 1946’ya kadar gerçek seçimler rafa kalkmıştır. CHP devlet rolü oynamış, başkanı devlet başkanı, vekili başbakan, genel sekreteri içişleri bakanı olmuştur.

Bunlar neden hatırlanmalıdır?

Türkiye 1946’ya kadar bu parti marifetiyle ve demir yumrukla yönetilmiştir. Türkiye’de klasik hürriyetlerin hiçbirine müsaade edilmemiş, içerideki meşruiyet problemi, dışarının desteği ile çözülmeye çalışılmıştır.

CHP, meşhur Fransız siyaset bilimci Maurice Duverger’in deyimi ile orta doğduda dini-İslâmı geriletmek vazifesini üstlenmiştir. Bunu da hakkıyla yapmıştır! 1923’ten 1933’e kadar yapılan bütün inkılâplar Türkiye’nin esas kimlik yapıcı unsuru olan dini durdurmak ve geriletmek maksatlıdır. Din öğretimi yok etilmiş, dini kurumlar ortadan kaldırılmış, bazıları satılmakla beraber camiler açık bırakılmış, camiler de Türkçe Kur’an ve Türkçe ezanla farklı bir şekle sokulmak, ibadetin muhtevası değiştirilmek istenmiştir. Yeni cami yapılması, 1949’a kadar yasaklanmıştır.

            Dinleşen ideoloji

CHP’nin ideolojisi din karşıtı bir ideolojidir, böyle ideolojiler dinleşmek temayülündedir. Nitekim 1928’de Anayasa’dan devletin dini maddesi çıkarılmış, yerine CHP ilkeleri konulmuştur. Şunu bazılarının canını sıkmak bahasına söylemek zorundayız: Türkiye’nin devlet dini adı konulmadan kemalizm olmuştur. Bunun TDK sözlüklerinde “kemalizm (sonradan atatürkçülük) Türkün dinidir” şeklinde ifade edildiğini biliyoruz.

            CHP reddi mirasla yok olmak arasında!

Bugün CHP’nin devam edebilmek için elinde bir tek yol vardır: Reddi miras etmek! Yeni bir programla yola çıkmak veya tarih olmak. Milletin dini ile mücadele etmekten vaz geçtiğini açıklamak. Anayasa’da hâlâ muhafaza edilen din karşıtı ideolojik hükümlerin temizlenmesi için öncülük rolünü üstlenmek.

Türkiye’nin resmî ideolojisi 1920’li, 30’lu yılların şartlarına göre teşekkür ettirilmiş, Atatürk’ün ölümünden sonra ideoloji güçlü bir kültleştirme ameliyesine tabi tutulmuştur. Türkiye’nin en dogmatik kesimi bu yüzden kendilerini “atatürkçü” olarak niteleyenlerdir. Pozitivizm ve laiklik vurgulu bu kesim, hiçbir zaman ilmin mürşitliğini ve laikliğin dine müdahale demek olmadığını kabullenemez.

21. yüzyılımızın büyük hamleleri önünde Atatürk kültçülüğü ciddi bir engel olarak durmaktadır. Türkiye bu dinleştirilmiş ideolojiyi bertaraf etmeden salimen yoluna devam edemez. Türkiye’de bütün gelişme ve ilerleme hamleleri atatürkçülük adına yapılan darbe ve müdahalelerle sekteye uğratılmıştır. Buna rağmen bu darbe ideolojisi bu gözle değerlendirilip hesap sorulmamıştır.  

Umarız ki CHP’de bu konuların farkında olan ileri görüşlü kişiler vardır ve bunların içinde bir ileri görüşlü lider zuhur eder!

29 Mayıs sabahı CHP’yi Bizans’ın fetih sonrası çöküşü gibi bir düşüş beklemektedir. CHP’nin son başkanı, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir arivizm/makyavelizm yapısı kurarak Türk siyasetinin seviyesini alabildiğini düşürmüştür. Son seçim göstermiştir ki, Türkiye’de muhalefet ahlakilik iddia edecek bir noktada değildir.

Siyaseti ahlak çizgisine çekmek, bu seçimden sonra en mühim meselelerden biridir.

Bu haber toplam 1418 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim