• İstanbul 25 °C
  • Ankara 31 °C

Edebi ve tasavvufi bir figür olarak Şeyh Bedrettin

Edebi ve tasavvufi bir figür olarak Şeyh Bedrettin
Tarihi şahsiyetler günümüze şüphesiz çeşitli süzgeçlerden geçmek suretiyle yansırlar. Kimi zaman resmi ideoloji, kimi zaman yanlı tarih yazıcılığı, kimi zamansa tahrip edilmiş belgeler bu süzgeçleri oluşturur.

Tarihçiler, gazeteciler, yazar ve şairler kendi siyasi, ideolojik ya da dini görüşleri gereğince tarihe mal olmuş şahsiyetler hakkında kendilerince hüküm verirken zaman zaman tarihi belgeleri çarpıtırken kimi zamansa doğrudan iftira ve hakaret yolunu seçebilmektedir. “Galat-ı meşhur, lügat-i fesihten evladır.” sözünün de ifade ettiği üzere yaygınlaşan bu yanlış ve yanlı görüşler zamanla tarihi birer hakikat olarak algılanmaya başlar. Hâl böyle olunca; “Onlar yalana inandırır, biz hakikate inandıramayız!” sitemi kaçınılmaz olur işin aslını bilene.

Şeyh Bedrettin, hakkında pek az şey bilinmesine rağmen Türk siyasi tarihi içinde önemli bir figür olarak karşımıza çıkan on dördüncü yüzyıl Osmanlı mutasavvıfıdır. Vahdet-i vücut felsefesini benimsemiş, Muhyiddin-i Arabi’nin görüşlerinden etkilenmiş, ehl-i sünnete bağlı bir çizgide seyretmiştir. Fetret Devri’nde Çelebi Mehmet’e karşı savaşan Musa Çelebi’nin Edirne’de saltanat sürdüğü sırada kazaskerlik görevini yapmıştır. Çelebi Mehmet kardeşine galip geldikten sonra Şeyh Bedrettin’i İznik’te ikamete mecbur kılar. Şeyh Bedrettin burada “Varidat” adlı eserini yazar ve görüşlerini halka anlatmaya başlar. Müridlerinden Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal daha sonra Aydın ve Manisa’da ayaklanır. Ayaklanmalar bastırılır ve her iki mürid de halkın gözü önünde öldürülür. Daha sonra Şeyh Bedrettin de yakalanarak ibret olsun diye çıplak bir şekilde asılarak öldürülür. Şeyh Bedrettin’in Türk siyasi tarihinde ve Yeni Türk şiirinde önemli bir figür olarak ortaya çıkmasını sağlayan unsur ise Hasan Aktaş Hocamız’ın ifadesiyle “Bizans tarihçisi Dukas’ın spekülatif yorumlarından” kaynaklanır. Hasan Aktaş; “Dukas, o zamanlar ‘Dede Sultan’ olarak bilinen Börklüce Mustafa’yı Türklere karşı olan önyargısı nedeniyle kendi bakış açısından oldukça subjektif bir biçimde anlatır. Şerafettin Yaltkaya da Dukas'’n bu görüşlerini objektif ve bilimsel görüşlermiş gibi alır ve benimser. Hatta benimsemekle de kalmaz, onun bu görüşlerini halka yaymaya çalışır. Şerafettin Yaltkaya da Bedreddin’le ilgili birincil kaynaklara ulaşmaya çalışmaz” ifadeleriyle söz konusu çarpıtmaya işaret ediyor.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/edebi-ve-tasavvufi-bir-figur-olarak-seyh-bedrettin-makale,1893.html

Bu haber toplam 114 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim