Hüseyin Hakan, İçimizi Vatan İlan Eden Öyküler: Sonra Konuşuruz

Hüseyin Hakan, İçimizi Vatan İlan Eden Öyküler: Sonra Konuşuruz
Söylenmeyi bekleyen sözler biriktiğinde imdada bazı öyküler yetişir. Sakil bir yaşamda debelenirken etrafa ölgün gözlerle baktığımızda bazı anlatılar bir anlığına da olsa bizi geri çevirir.

Ya da aynı anlatılar biz dibe vururken seyirci kalamaz, gelir aynı dibi bizimle boylar. Kuyunun dibinde, körün herkesle aynı manzarayı gördüğü yere o içimizden öykülerle bakarız. Karanlıksa karanlık. Olağan bir hezimetin kaşla göz arasında gurur duyulacak bir zafere dönüşmesi bu anlarda başlar nasıl olsa. El ele dibe vururken.

Özlerken. Unutmak neyse de, hatırlarken.

Sonra Konuşuruz, on bir öyküden oluşuyor. Her bir öykünün mevzusu farklı, mevziisi ortak. Felaha ulaşmış, yere kapaklanmış, çaresizlik ve yenilgiyle aynı anda karşılaşmış, düze çıkabilmiş yaşamları çizebildiği gibi aşıklar, hayalperestler, uhrevi-dünyevi arasında sıkışıp kalanların yer aldığı öykülere de yer var. Yazarın kendisini sözcüklerin arasına gizlediği, bir o kadar da görünür kıldığı öz anlatımlar da yoğunlukta. Yine de her bir öykü kendi içine açılan fakat öteki öykülerle dirsek temasını kesmeyen bir mottoyla örülmüş: “velhasıl yaşamak vuracak, biz büyüyeceğiz.”

İbrahim Varelci’yi eleştiri, röportaj, inceleme, biyografi gibi türlerde kaleme aldığı metinleriyle tanıyoruz. Yazdıklarında sıklıkla bir varlık problemi, kendini arayış ve yaşamın sıkıntılarla dolu taraflarına muhatap kalmanın etkilerini görebiliriz. Din ve felsefenin kırçıllaştığı, ayrıştığı noktaların toplumsal izdüşümlerine, bireysel sorgulamalarına odaklanan metinlerde duyguların insanları var etmesi konusunu da yine metinlerinde görebiliriz. Sonra Konuşuruz da böylesi çok yönlü bakabilen öykülerden, anlatılardan oluşuyor. Açık bir öykü olarak değerlendirilebilecek metinler olduğu gibi, doğrudan öykü olmayan fakat kendisini bir anlatı biçimiyle öyküye yaklaştıran monologlar da var. Yazarın çağa sesleneceği, itiraz edeceği, bir arayışa girip sonunda ne bulacağına dair karamsarlığa düşeceği anlarda bile öykücülüğe sığınarak başarılı bir felsefî yöntem tutturması -üstelik sıkça şiirsel dile de başvurması, kitabın keyifle, merakla ve hayretle okunmasını sağlıyor. Tekil yaşantıları kamusallaştırıp umuma açma başarısı da yine kitabın bir diğer özelliğini oluşturuyor. Varelci’nin yaşamından, yaşadıklarından, gözlem ve hayal dünyasından kopup gelen anlatılar basit ve sağlam bir dille herkesin yaşamından bir pay taşıyan ortak öykülere dönüşmüş. Proust’un denemelerini okurken aldığımız lezzeti, Varelci’nin öykülerini okurken almamak içten bile değil. Öykülerin anlatmak istedikleri okuru yormayacak bir terbiyeden geçmiş. Burada büyük bir alkışı kitabın editörlüğünü üstlenen Bade Osma’nın hak ettiğini söylemeden geçmemek gerekir.

Devamı: https://www.izdiham.com/huseyin-hakan-icimizi-vatan-ilan-eden-oykuler-sonra-konusuruz/

Bu haber toplam 48 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim