• İstanbul 32 °C
  • Ankara 34 °C

Huzursuzluğun Kitabı Üzerine Altı Duruş

Huzursuzluğun Kitabı Üzerine Altı Duruş
Kübra AKTEPE yazdı...''Her şey idim, hiçbir şeye değmezmiş.''(Pessoa, 2017, Huzursuzluğun Kitabı, s. 183)

Hayal Kırıklıkları

Genç Werther'i okuyanların intihar ederek öldüğüne şahit olan bu dünya, Huzursuzluğun Kitabı'nı okuduktan sonra intihar edenlerle karşılaşmamışsa, bu işte bir terslik var demektir. Şimdinin taş kesilmiş saydam duvarının içinden geçen ellerimiz, geçmişe kök salmış bir ağaç gibi sızlarken, ''Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim'' (Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı, s. 17) diyen Soares'in çarpıcı ifadesi, kâğıdı bir kılıç gibi kesip, izini bırakıyor. Ağlamadan önce gözler yanar ya hani, düşüncesi dahi gözlerini yakacak kadar hüzünlü biri kurgudaki yazar Soares. Bazı demler, en olmadık şeye, durduk yere sanılan bir ruh haliyle ağlayan insanların hüznünü, çoğu insan o an için anlayamaz, ama anlayacağı bir an gelir; hüngür hüngür ağlarken.

''Hayattan çok az şey istedim – ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde.'' (Pessoa, 2017, Huzursuzluğun Kitabı, s. 34)

Umuyorum ki yıllar geçip de ellerim kitaplarımda dolaşırken bu alıntıyla tekrar karşılaştığımda böyle hissetmem; yarası ayan olanın hüznü gizli olandan daha ağır, saklamak istiyor saklayamıyor, tuz basanlar var. ''Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız.'' (Pessoa, 2017, Huzursuzluğun Kitabı, s. 61)

İnsanın ruhu hayatından yorulacak kadar dolduğunda, yaşamak tek çaredir, akışa bırakmak gerek. Bir insan için, içine karışamadığı hayatı, bir camın ardında görüp anlayarak ama dokunamayarak geçirdiğinde, neşeyle acının tadı bir olur, her nefes daha fazla yorulmak demekken, yormayacak şeyler bile bir vitamin eksikliği gibi çöker kemiklere. Bütün bunlar insanların biraz da birbirini yalnız bırakmasından. Kendi hayatlarımıza öyle gömüldük ki, herkes birbirini yalnızlaştırdı, bir gün yalnız kalanlardan birinin kendi olabileceğini hesaba katmadan… Bir selamı, bir hatır sormayı zül bildik, bir fotoğraf karesi için onlarca dakikayı çeşmeden suyun boşa akışı gibi harcarken… ''Gururumu körler taşa tutmuş, düş kırıklığım dilencilerin ayaklarının altında ezilmiş.'' (Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı, 2017, s. 155) diyecek kadar hüzne battığında insan, sırtını sıvazlayanları çok olsun.

Unutmamak gerek: Pessoa'nın ifadesiyle ölüm, var olmuş olmayı bırakmak anlamına gelmez. Geldiğimiz yere döneceğiz. Sabır.

Devamı: https://www.kitaphaber.com.tr/huzursuzlugun-kitabi-uzerine-alti-durus-k5248.html

Bu haber toplam 293 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim