ÖMER KAYIR - Başbakanlık Eski Müsteşar Yardımcısı
Türkiye Cumhuriyeti, yarım asra yaklaşan ve ağır sosyo-ekonomik, askeri ve insani maliyetlere yol açan terör sorununu meşru ve yasal bir zemine taşımak amacıyla tarihi bir virajdan geçmektedir. TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” (Çerçeve Yasa), konunun illegal odaklardan arındırılarak milli iradenin tecelligahında çözülmesi iradesini beyan etmektedir (Ruti G. Teitel, Transitional Justice, Oxford University Press). Ancak bu süreç, sadece Ankara'nın iç hukuk kurallarıyla sınırlı olmayan; Washington'dan Tel Aviv'e, Tahran'dan Şam ve Bağdat'a kadar uzanan çok aktörlü bir jeopolitik satranç tahtası üzerinde yürütülmektedir. Kalıcı bir başarı; iç tahkimatın doğru kurgulanmasına, askeri-teknolojik caydırıcılığın korunmasına, dünyadaki benzer çatışma çözümü modellerinden ders çıkarılmasına ve geleceğe yönelik gerçekçi risk analizlerinin yapılmasına bağlıdır.
İç siyaset, anayasal aritmetik ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı mimarisi
Sürecin başarısı, Türkiye'nin iç sahada karşılaşılabilecek iyimser ve riskli senaryoları akıl ve sağduyu çerçevesinde nasıl yöneteceğine; aynı zamanda bu sürecin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığı ve seçilme hedefine yönelik sunduğu anayasal ve siyasi imkânlara doğrudan bağlıdır:































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.