• İstanbul 13 °C
  • Ankara 10 °C

İslâm medeniyetinin letafet nişâneleri: Kervansaraylar

İslâm medeniyetinin letafet nişâneleri: Kervansaraylar
"İslâm hudutlarının genişleyip yeni ticarî güzergâhların Müslümanların hâkimiyetine girmesi ile bu stratejik noktalarda inşa edilen ribatlar, kervanların yol güvenliğini sağlamaya ve konaklama ihtiyaçlarını gidermeye mahsus kervansaraylara dönüşmüştür." Sümeyra Güler yazdı.

Kervansaraylar, nev’i şahsına münhasır mimarisi ile kadim İslâm Medeniyeti’nin ruhunu ve letafetini günümüze aksettiren, dönemin tarihî dokusunu insana hissettiren yegâne eserlerdendir. Uzaktan bakıldığında bir kaleyi andıran, içlerine girildiğinde kervan kafilelerinin her nevi ihtiyaçlarını karşılayacak teçhizata haiz olan bu tarihî binalar ne kemiyet ne de keyfiyet bakımından âlem-i İslâm’ın sair bölgelerinde eşine rastlanmayacak bir kıymete sahiptir. Doğuyu ve batıyı; kuzeyi ve güneyi birbirine rapteden ticaret yolları üzerinde inşa edilen kervansaraylar, misafirine kucak açan bir ev sahibi sıcaklığı ile yolculara muhabbeti ve emniyeti hissettirmekte; yolcuların bütün ihtiyaçlarının karşılıksız temini ile Selçuklu - Osmanlı vakıf kültürünün ne denli geliştiğini gözler önüne sermektedir. Bilhassa Anadolu’yu bir ağ gibi ören bu muazzam âbidelerin izlerini hemen hemen her şehirde görmek mümkündür.

 

Kervansarayların menşei: Ribatlar

 

Selçuklu dönemine ait kitabe ve vakfiye gibi kaynaklarda “Han” ve “Ribat” kelimelerinin kervansaray ile eş anlamda kullanıldığını görmekteyiz.1 Sözlükte, “Düşman saldırılarını önlemek için sınır boylarında nöbet tutmak” anlamında masdar olan ribat kelimesi Kur’an-ı Kerim’de “Ribatu’l Hayl” yani cihad için bağlanıp beslenen atlar2 şeklinde karşımıza çıkar. Hadis-i Şeriflerde ise Allah yolunda savaşmak için atların hazır tutulmasının yanı sıra daha çok “Nöbet tutmak” ve “Sınır muhafızları” anlamlarında kullanılmıştır.3 Ribatlar, umumiyetle İslâm dünyasının hudutlarında askerî gayeler için inşa edilmiş binalardır. Başlangıçta cihad için hazır tutulan atların bağlandığı ve murabıtların konakladığı basit çadırlardan ibaret olan ribatlar, giderek İslâm beldelerinden gelen gönüllü askerlerin hudutlarda barındığı müstahkem yapılara dönüşmüştür. Kuzey Afrika’dan Türkistan’a kadar uzanan ve savunma duvarlarıyla çevrili, yatacak, yiyecek yerleri, ambarları, mescid ve hamamları, hayvan ahırları, askerlerin ikâmet ettiği bölümleri ve gözcü kulelerini ihtiva eden ribatlar hudutlar için dönemin ehemmiyetli müdafaa sistemlerinden biri olmuştur.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/gezi-mekan/islm-medeniyetinin-letafet-nisneleri-kervansaraylar-h44256.html

Bu haber toplam 40 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim