Kendilik Bilincinden Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne Yol Bulabilmek

Kendilik Bilincinden Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne Yol Bulabilmek
Buket Doğan yazdı.

İnsan düşünen, bilen ve eyleyen varlıktır. İnsanı “Bizatihi İnsan” yapan en temel unsur esasında kendilik bilincidir. Bilinçle yani farkındalıkla gerçekleştirilen her eylem insanın kavram dünyasını billurlaştırır, var olanla ilişkisini nizama sokar. Bunu “tabiî farkındalık” haline getiren kişi bilmekten olmaya doğru yol alır.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü otobiyografik bir roman olma niteliğiyle hem baş kahraman hem de anlatıcı olan Hayri İrdal’ın hayatını önümüze serimlemektedir. Bu metinde; kahramanın kendisi hakkındaki bu serimlemeden yola çıkarak baş kahraman kendilik bilinci açısından değerlendirilecektir.

Kendilik bilincine sahip olmak, hesabı verilebilir bir hayat yaşamayı zorunlu kılar. Eser, kahramanının kendi kendisini samimi bir şekilde anlatması ile başlar. Okuma yazmayı çok sevmemesi, buna rağmen bir kitap yazması ancak kitabı da Hayri İrdal kitap yazmış desinler diye yazmadığını belirtmesi vb. şeyleri söylerken ki samimiyeti okuyucuyu sarar ve bir çeşit kendisiyle hesaplaşma hissini uyandırır. Ancak kahramanın yazdıkları bir yandan da itiraf, olanı anlatmak havasındadır. Bunun sebebini ise kendisinin kaderci olmasına bağlar. Ona göre zaten hayatının yazılmış şekli mevcuttur (Tanpınar, 2020, s.10). O sadece yazılanı yaşamakla mükelleftir. Baş kahramanın karakterine sinmiş bu kaderci anlayış tüm eser boyunca sezilmektedir. Dolayısıyla bu anlayış onu, hayatını bilinçlendirme gayesinden uzaklaştırıp, başkalarının ayarlamasına göre yaşayan bir karakter haline büründürmektedir.

Kendilik bilinci teemmülle başlar (Fazlıoğlu, 2015, s.47). Kişi, bu teemmül arzusu ile tefekkür eder, irade gösterir, yapacağı işlerin sorumluluğunu üstlenir. Sonunda kendini gerçekleştirip, kendini aşma imkânına erişebilir. Eserde kahramanın bir teemmülünün olmadığı gözlemlenmektedir. Emine ile evlenmesine, hangi evde oturacağına, Posta Telgraf Okulu’nu okumasına, kimin yanında çalışacağına, hatta çalıştığı yerde ne iş yapacağına hep başkaları karar vermiştir. Kendi hayatının tasarrufu hiçbir zaman kendi elinde olmamıştır. Onun hayatı âdeta başkalarının teemmül ve arzularına göre ayarlanmış bir hayattır.

İnsan kendilik bilinci oluşturmak için o bilinci inşa edeceği bir zemine ihtiyaç duyar. Eserde bu zemini ona sağlayabilecek kişi saat ustası Nuri Efendi’dir. Nuri Efendi irfan sahibi, ayaklarını gelenek zeminine basarak yol alan bilge bir karakterdir. “O zamanın sahibi idi. Ona istediği gibi tasarruf eder, yanındakilere de az çok bu hakkı tanırdı.” (Tanpınar, 2020, s.53). Ancak bunları idrak edecek bilince sahip olmayan Hayri İrdal ne yazık ki kendisine tanınan bu hakkı fark edip, değerlendirememiştir. Onun bu niteliklerini fark eden Nuri Efendi şu sözleri söyler: “Oğlum Hayri! İyi bir saatçi olup olmayacağını bilmiyorum. Doğrusu bunu senin hayrın için çok isterdim... Hayata ve etrafına karşı dayanaklı değilsin.” “Dinlemesini biliyorsun ki bu mühim bir meziyettir. Hiçbir şeye yaramasa bile insanın boşluğunu örter, karşısındakiyle aynı seviyeye çıkarır.” (Tanpınar, 2020, s.36-37). Nuri Efendi bu teşhisinde oldukça haklıdır. Hayri İrdal dinlemesini iyi bilmektedir. Ancak, bilinçten yoksun olan dinleme onu ancak başkalarının dediklerini yapma seviyesine çıkarmış, ona itaatle geçen bir hayat yaşatmıştır.

Kendilik bilinci kişinin kendi özgünlüğünü keşfetmesiyle taçlanır. Özgünlükten uzak olan Hayri İrdal kendisini şu şekilde tanıtmaktadır: “Hiç farkında olmadan bazen Nuri Efendi, bazen Lütfullah veya Abdüsselam Bey oldum. Onlar benim örneklerim, farkında olmadan yüzümde bulduğum maskelerimdi. Zaman zaman insanların arasına onlardan birini benimseyerek çıktım. Hâlâ bile bazen aynaya baktığım zaman, kendi çehremde onlardan birini tanır gibi oluyorum. Şu anda Nuri Efendi’nin kendini yenmiş tebessümünü yüzümde dolaşıyor sanıyorum, biraz sonra Lütfullah’ın yalanı benimsemiş bakışlarını kendimde bularak yaptığım işten ürküyorum. Bir başka defasında babamın ümitsiz kıskançlığı ve sabırsızlığı ile perişan oluyorum.” (Tanpınar, 2020, s.53). Hayata kendi özgünlüğü ile dâhil olamayan Hayri İrdal bunun farkındadır. Ancak farkındalığını iradesiyle birleştirerek bir hamle yapacak meziyette olmadığından kendi dehlizlerinde ömrünü harcar.

Kendilik bilinci olmayan kişi ayarlanabilen, hazır reçetelere itimat eden kişidir. Bunu hızlıca fark eden Halit Ayarcı, Hayri İrdal’ı Saatleri Ayarlama Enstitüsü adı altında aslında hiçbir amacı olmayan, balon bir kurumun başına getirir. Ayarcı tüm işleri kendisi yönetmesine rağmen hiçbir zaman ön planda olmaz, her zaman Hayri İrdal gibi maşa kişilerle işlerini yönetir. İşler kötüye gittiğinde ise sahneden ilk çekilen yine kendisi olur. Kendilik bilincinden yoksun insanların nasıl ayarlanıp, kullanılabileceğini sembolize eden Saatleri Ayarlama Enstitüsü birden popüler hale gelir. İnsanlar ayarsız saatlerini (kendilerini) gönüllü olarak ayarlatmaya getirirler. Bu anlamsız iş, sorgulamayan ve düşünmeyen bir toplumda kolaylıkla kabul görür. Kişiler bu düzenin bir parçası olmak için gönüllüdürler. Ödedikleri cezalar veya yaptıkları işin anlamsızlığı onların gözündeki bağı açmaz. Onların harekete geçirecek şey ise kendi menfaatlerine dokunulmasıdır. Menfaat medeniyet kurucu bir değer olamayacağı için kişileri harekete geçiren çıkar dürtüsü onların bilinçlenmesine bir katkı sağlamaz. Böyle toplumlar erdemli şehir kurmaktan uzak, çıkarlarına dokunulmadığı sürece başkalarının maşaları olarak yaşamlarına devam ederler.

Tüm bu bulgular, Hayri İrdal’ın şahsında ve onun temsil ettiği toplum anlayışında henüz hesap verme bilincinden mahrum, teemmülü olmayan, doğru zemin üzerinde yükselmeyen, özgünlüğünün farkına varmayan kişilerin ancak başkalarının hazır reçeteleriyle günlerini geçirebildiklerini ve kendilik bilincinden yoksun olduklarını göstermektedir. Ancak Nuri Efendi’nin deyimiyle usta bir saatçinin elinde bozuk saatler bile yeniden diriltilebilir. Usta, saatleri tamir ederken bir yandan saati diriltmiş olur, bir insana yaşadığının şuurunu, zamanını hediye eder (Tanpınar, 2020, s.33). O nedenle yazar hikâyenin sonunda Halit Ayarcı’ıyı öldürmüştür. Ancak Hayri İrdal hâlâ yaşamaya devam etmektedir. Hayri İrdal’ın hayatta olması henüz umutlarımızın tükenmediğini, kendilik bilinci kazanmamız için hâlâ vaktimiz olduğu umudunu bize aşılamaktadır.

 

KAYNAKÇA

  1. Fazlıoğlu, İ. (2015). Kendini Bulmak. İstanbul: Papersense Yayınları
  2. Tanpınar, A. H. (2020). Saatleri Ayarlama Enstitüsü. İstanbul: Dergah Yayınları
Bu haber toplam 132 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim