• İstanbul 31 °C
  • Ankara 29 °C

Kızlarından ayrılan bir anne-babanın iç dünyasına yolculuk: Tarlakuşu

Kızlarından ayrılan bir anne-babanın iç dünyasına yolculuk: Tarlakuşu
Ona Tarlakuşu diyorlar... Artık otuz beşine basmış ve ailesiyle beraber yaşayan bir kız bu. Anne ve babasından bir günlük ayrılık dışında hiç ayrılmamış bu kızın adını bilmiyoruz.

Ya da adı Tarlakuşu. Dayısının daveti üzerine evden ayrılacak. Daha önce kendisi ve ailesi için yaşanmamış bir deneyim. Anne ve baba kızlarından ayrı kalmaya, kızları da anne ve babasından ayrı kalmaya ne kadar dayanabilecek?  Şimdi o gün geldi ve tam bir haftalığına dayısına misafir olacak. Anne ve babayı telaşa sürükleyen gün… Her şey hazır… Tren de hazır, duygular da. Herkes, her şey kendini hazırlamış bu anın yaşanmasını ve bitmesini bekliyor gibi.

Roman böyle bir ayrılık sahnesiyle başlıyor. Romanın ana karakteri “Tarlakuşu” olsa da anne ve babanın bu bir haftalık süreçte yaptıkları bize onu unutturacak kadar önemli. Fakat Tarlakuşu’nun gölgesi neredeyse tüm karakterler üzerinde daima dolaşıyor.

Yıllar geçmesine karşın bir talibinin çıkmaması artık anne ve babasını durumu kanıksar hâle getirmiş. Öyle ki belki şimdi bir talibi çıkıverse eskisinden daha fazla düşünecekler ve karar veremeyecekler.
Esasında Tarkakuşu'na anne ve babası tarafından bir dönem yakıştırılan Géza Cifra diye biri olmuş. Géza Cifra herhangi bir yüksek soydan gelmeyen sıradan biri olarak tanıtılıyor kitapta. Hatta bu yüzden yazar tarafından sıradan bir serseri diye de küçümseniyor. Géza Cifra'nın ailenin gündemine gelmesi bir akşam Tarlakuşu'na evine kadar eşlik etmesi ile söz konusu olmuş. Dokuz sene evvel kızın akşam yemeğine birkaç dakika geç gelmesine neden olan bu olay, ailede mutlu bir şaşkınlık hissi uyandırmış. O günden bugüne kadar bu adam evde gündemin ilk maddesi oluvermiş. Arada sırada kızlarını oyaladığını düşünüp damat adayını suçlamışlarsa da yazarın ifadesiyle ondan daha uygun damat adayını "en cüretkâr" rüyalarında dahi göremezlerdi. Géza Cifra'nın mütereddit karakteri, çok fazla çalışmayan kafası aile için uygun bir damat olması için yeterliydi. Çünkü Tarlakuşu'nun görüp görebileceği en yakın ve en uygun koca buydu. Aile, kızlarının sınırının ve kapasitesinin farkındaydı. Fakat işte münasebetler ilerlememiş ve üstelik aradan dokuz sene gibi de bir zaman geçmişti. Şimdilerde anne ve babanın bu adama bakışı daha soğuktu muhakkak.

Yazarlar bazen kişilik analizi yapabilmek maksadıyla pek çok kişiyi bir araya toplarlar. Bu toplanma alanı bazen bir otelin lobisi, bazen büyük bir konak, bazen de bu eserde olduğu gibi bir restoran ya da tiyatro olabiliyor. Böylesi daha kolaydır ayrıca. Kişiliklerini anlatabilmeniz için ya da onlardan bahsedebilmeniz için başlarına bir iş gelmesi ya da yolda herhangi bir sebepten onlarla karşılaşmanız gerekmez. Tek tek evlerine ziyaretlerde bulunup bir de evlerinden, eşyalarından bahsetmeniz ve evde bulunan diğer aile üyelerinin kimler olduğunu söylemeniz ve onları da tanıtmanız gerekmez. Tek yapacağınız onları oraya getirmektir ve bu romandaki gibi bir yerde toplayarak yemek yedirmeniz, tiyatro izletmeniz yeterlidir. Bay Ákos’un yani Tarlakuşu’nun babasının cemiyetten tanıdığı ve daha sonra görüşmediği arkadaşları burada olduğu gibi karşısına çıkabilmektedir.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/kizlarindan-ayrilan-bir-anne-babanin-ic-dunyasina-yolculuk-tarlakusu-makale,1409.html

Bu haber toplam 173 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim