Mektubu kim öldürdü?

Mektubu kim öldürdü?
“Her yazı mektuptur.” diyor Ataç. Mektubun ölümünün anlamı bu. Mektubun ölümü, yazının da ölümü değil mi biraz da?

Ölü bir tür mektup. Biz mektubun katliamına tanıklık eden bir nesiliz. Mektup öldü ve yerine hiçbir vekil bırakmadı: Ne telefon mektubun yerini tutabildi, ne ileti, ne de görüntülü konuşma. Mektup bunların dışında birçok mahiyet barındıran ve cesedi hâlâ orta yerde bırakılan kadim bir dost; dışında ve üstünde. İki dost arasında, bembeyaz bir sayfada kimi harflerin biraraya getirilişiyle ruh ve vücut bulan, asıl meramı satır aralarında gizli bir tür define haritası mektup. Şimdi beheri paramparça.

Nedir mektup!

Daha doğru bir tarzda soralım: Ne idi mektup?

Ne geliyor aklımıza ilkin? İki dost arasında, aslında aracıya gereksinilmediği hâlde, sırf aradaki muhabbetin sıcaklığından nasipsizlerin nezdinde aleni keramet sadır etmemek için başvurulan, tabula rasa’da kimi harflerin biraraya getirilişiyle ruh ve vücut bulan, asıl meramı satır aralarında gizli bir tür define haritası değil mi? Hiçbir hazine gömülü olmayan bu definede mumyalanan, ölümsüzlüğe adaylanan, iki ruhun dile getirilemez sırlarının tek bir kalıba dökülmüş, tek bir bedende bütünleşmiş bir sevgi meyvesi yalnızca. O yüzden de bir meyve gibi adım adım açılan ve özünü yalnızca bir kişiye bahşeden bir aleni hazine.

Devamı: https://www.gzt.com/gercek-hayat/mektubu-kim-oldurdu-3549903

Bu haber toplam 111 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim