Mustafa Uçurum: Ocak 2023 dergilerine genel bir bakış-3

Mustafa Uçurum: Ocak 2023 dergilerine genel bir bakış-3
2023’ün İlk Bir Nokta’sı“BirNokta daha çıkıyorsa ağaçlarla helalleşmek ve ağaçlara övgü için bulmaya gidiyoruz kaybettiğimiz o insan ve tabiat çağını. Her sayı insana dair ne var ise derliyoruz.

 Bu sayı, sahilde kopan Aylan Bebek için çığlık var, hariciyeciler için mahzun bıraktığımız Kerkük’ten gelen okunmuş sınav kâğıdı var, kardeşimiz Afrika’nın umutlarla geldiği İstanbul’un anason kokan sokaklarında kardeşliğimizi nasıl yitirdiğimizin ve denizin dibinde bir başına nasıl maestro olduğunun hikayesi var. Dahası da var bu sayının diğer sayfalarında, önceki sayılarda da olduğu gibi. Hepsi de tabiatı insanla insanı tabiatı ile barıştırma gayreti.”

252. sayısına böyle girdi Bir Nokta dergisi.

Trakya’nın Manevi Dinamiklerinden Bir Portre Denemesi: Yakup Küçüker 

Arif Dülger, Yakup Küçüker’i anlatıyor. Bir dava adamını, bir gönül insanını tanıyoruz Dülger’in anlatımı ile. Sayılarının çoğalması dileğiyle.

“Yakup Hocamız günlük dertlerle pek ilgilenmeyen, onları dert edinmeyen bir insandı. Sâde yaşantısı içinde okuma faaliyeti önemli bir yer tutardı şüphesiz. Ünlü denemeci Montaigne: “İnsanlar başaklara benzer, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler.” der ya, hocamız da o misâl daima mütevazı, tartışmadan uzak, cahil insanlara karşı sabırlı ve sâkin bir profil çizerdi.”

“Yakın bir zamanda okuduğum ve septik bir Müslümanın yolculuğunu anlattığı ‘Cenneti Arayan Adam’ adlı kitabında Hint asıllı ve küçük yaşlarda ailesiyle birlikte İngiltere’ye gidip orada yaşayan ve Batı kültürünü iliklerine kadar hisseden yazar ve düşünce adamı, entelektüel Dr. Ziyaüddin Serdar, nedense bana satır aralarında hep hocam Yakup Küçüker’i hatırlattı. Onun kitabının bir yerinde geçen ‘Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeyenler, çoğu zaman yanlışı seçerler’ sözü Yakup Hocamın pratik hayatında sergilediği ana karakteri özetleyen bir söz gibi geldi bana. Hangi sorun olursa olsun, ‘hiç mesele değil be ya!’ yaklaşımı içinde olan Hocamız, esasen doğru bilgiye erişimde kılı kırk yarar, olaylara ve insanlara karşı önyargısız biçimde hareket ederdi. Kimseyi kınamaz, kimseyle alay etmezdi. Bildiğini okuyan, başkasının kınamasından korkmayan türden insanlara imrenmişimdir her zaman. Hocam benim gözümde, sözün kısası, böyle bir insandır işte. İslâm dünyasında bilindik mistik akımlara yakınlığını gözlemlemesem de şiddetli bir karşıtlığına da şahit olmadım.”

Beylerbeyi Günlükleri

Epey olmuş Nurettin Durman’dan Beylerbeyi Günlükleri’ni okumayalı. Tekrar başlamasına sevindim. Her satırı tarihten bir not gibi. Olaylar, kişiler, mekânlar gönle dokunan bir selam kadar sıcak.

5 Haziran 2015, Cuma, 23: 42
Öğle vakti sağanak halinde yağmur başladı. İskelenin orada Celal Usta ile biraz oturalım dedik, üstümüzde bulutlar yağmaya hazır bekliyordu. Üsküdar’da şiddetli yağmur olmuş, gene Üsküdar’ı sular basmış, kendimi minibüse zor attım demiş, gelenlerden biri. Birkaç saniye geçti gibi oldu sanki pat pat diyerek düşmeye başladı damlalar. Kendimizi camiye attık koşarak. İmam vaaz ediyordu kürsüde…

7 Haziran 2015, Pazar,23: 13
Öğleyin Küplüce alt mezarlığında merhum şairimiz Cahit Zarifoğlu’nu andık. Kaç yıldır ben de katılamamıştım. Geçen yılyoktum Beylerbeyinde. Bu yıl kalabalık bir katılım oldu. Bilhassa Mustafa Ruhi Şiirinin çocuk vakfının sevimli çocukları vardı. Recep Garip ile gittik. Mustafa Ruhi Şirin, Yüksel Kanar, Ahmet Bilgili, Ali Kemal Temizer, Şakir Kurtulmuş, Mahmut Bıyıklı, Mehmet Nuri yardım, Cengizhan Orakçı, Recep Seyhan eski Mavera dergisinden Nevzat Bey geldiler. Asım Gültekin ailesi ile bulundu. Anadolu ajansından Bünyamin Yılmaz ile yanındaki gençler. Adem Turan ve öğrencileri. Berat Zarifoğlu ve kızları, oğlu Ahmet Zarifoğlu ve damadı ile iki torunu.

13 Haziran 2015, Cumartesi, 23: 53 Recep Garip hakkında notlarımı, birkaç yazımı toparlayıp düzenledim. Yeni notlar ekleyip kendisine gönderdim. Umarım bir işe yaramış olsunlar. Kayseri’de bir dernek Recep Garip kitabı hazırlıyormuş, onun için olacak bu yazılar.

Sedat Sayın ile Söyleşi

Ercan Ata’nın bu sayı konuğu Sedat Sayın. Öyküye, yazmaya dair sıcak bir sohbet Bir Nokta okurlarını bekliyor.

“Hikâye benim hayatı algılama ve anlatma biçimime uygun. Tabi bunu belirlemek üniversite yıllarına dayanıyor. Erciyes Üniversitesinde iken aslında “Yağmur” öykümde geçen “Yağmur” şiirini Dergâh dergisine göndermiştim. Hatta bir arzuhalcide yazdırmıştım. Büyük bir ümitle göndermiştim dergiye. Aylarca takip ettim dergiyi fakat çıkmadı. Sonra denemeler yazdım Nuri Pakdil Usta’mın denemelerini otobüslerde okula gidip gelirken okudum. Hele “Bir Yazarın Notları”ndaki üslûp beni adeta çarpmıştı. Bol bol denemeler yazdım. Bunları hocam Prof. Dr. Hülya Argunşah’a göstermiş ve Trakya Üniversitesine geçiş yaptığımda da mektupla göndermiştim. O da bana uzun ve yol gösterici bir mektup yazmıştı. Tarzımı, türümü seçmemi ve bol bol mitoloji okumamı salık vermişti. Bu denemeleri Yedi İklim dergisi sahibi yazar Ali Haydar Haksal’a göndermiştim. Bu metinlerin öyküye yatkın olduğunu dile getirmiş ve Çehov’dan Rasim Özdenören’e geniş bir yelpazeyi önermişti.”

 

Bu haber toplam 46 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim