Okul yöneticilerinin çok iyi olduğu, hocaların da mükemmel olduğu bir okulda okusan da sende bilgiye bir mesafe varsa, ne işe yarar?.. Tam tersi de mümkün… Okul idaresi berbat ve hocaların da hiçbir şey umurunda değil… Ama sende derin bir talep varsa, ne yapar eder, bilgiye ulaşırsın.
İlkokul, Ortaokul ve liselerde okulla övünmek kadar bir de üniversite ile övünmek var. Okul Harvard ama kafa tamtakırsa, neyleyim ben öyle mezuniyeti!..
Türkiye’de 1968’lerden beri, terör ve anarşi yuvası olarak göze çarpan Ortadoğu Teknik Üniversitesi mensupları, ortalıkta kabarık hindi gibi dolaşırlar. Âdetâ, “Çamurdan olsun, ODTÜ’lü olsun” havası hâkimdir hepsinde. Hak edene analarının ak sütü gibi helal olsun ama bir de kurdun hikâyesine yaslanıp kahraman geçinen çakallar ve tilkiler gibi yaşayanlar var. Ağızlarını açtılar mı “Small dağları ben yarattım, medium’ları babam, XXL’ları da dedem.” havasındadırlar.
En iyi eğitimi aldıkları iddiasında bulunan ODTÜ’lüler, (Almış da olabilirler ha; ona lafım yok.) ilk çağlara has o “asabiyet” duygusunu nasıl alıyorlar, bilmiyorum.
Güya çok yüksek seviyede eğitim-öğretim görüyorlar ve bilgi seviyeleri hep tavanlarda geziyor ama duygusal boyutları ilk çağlardan bir yıl sonrasına bile ulaşmış değil. Kendilerini bir aşiret veya kabile gibi görüyorlar. “Çamurdan olsun, ODTÜ’lü olsun” demek, bunun tezahürü işte.
Aşiretçi, kabileci zihniyet, ODTÜ’de ideolojik aşiret veya kabile olarak hortlamış vaziyette. Evliyası da Deniz Gezmiş… Onun etrafında oluşturulan menkıbelerle bir araya gelen ilkel kabile mensubu benzeri insanlar, korkularından, sadece kendilerine benzeyenlerle beraber olabiliyorlar. Henüz diğer insan topluluklarını görmemiş olan ilk insanlar gibi, bir yabancı gördükleri anda, onlarla diyaloğa girmeye, onları anlamaya çalışmadan, doğrudan kavgaya girip yok etmeye bakıyorlar. Tam bir primitif kabile davranışı!.. “Ben onu yok etmezsem, o beni yok edecek.” vehmiyle hareket eden (Tanrılar Çıldırmış Olmalı filminin o sahnesinin kulakları çınlasın.) fakat kendinin nitelikli bir eğitim-öğretim gördüğünü iddia ve zanneden primatlar grubu. Eğitilmemiş primatlar, taklitle ve görerek bir şeyler öğrenebilirlermiş ama bizim eğitimli primatlar, ego patlaması yaşadıklarından, zihniyet değişimini bünyeleri kabul etmiyor.
Bu primatlardan kaçıyla konuştuysam, hepsinde bir okul fetişizmi ve o fetişizmi besleyen “devrimci evliya” (!) menkıbeleri, şarkılar (ilahiler), ritüeller (ayinler, ibadetler) falan filan… Yani hepsi de mitolojik çağların ilkelliğine gark olmuş primatik tavırlar.
“ODTÜ’de bizden başkası olamaz.” diyerek, farklı olana tahammül edemeyip onu mahkum etmek üzere toplumu etkilemek için yafta da hazır: Mescitlerde IŞİD’çi yetiştiriyorlar!... (Nasrettin hocanın gaz tahliye etme fıkrasında olduğu gibi, ulan biz sizin IŞİD yokken de ne haltlar yediğinizi biliyoruz!...)
Velev ki ODTÜ mescitlerinde IŞİD’çilik yapıldığına dair istihbarat olsun; bununla devletin kolluk güçleri ilgilenir; sana ne?... Yarın öbür gün bir başkası, senin kaldığın yurtları basar ve “Burada PKK eğitimi veriliyordu; ondan bastık.” derse ne yapacaksın ey primat?..
Allah bu ülkeyi duygusal zekâ sorunu yaşayan ODTÜ’lülerden muhafaza eylesin.
Vahdet, 02.01.2016































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.