• İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C

Olay Çankırı’da Geçiyor

Olay Çankırı’da Geçiyor
Nehir kenarına tekrar indiğinde tırıvırılarda bir hareketlilik görüyor. Heyecanla ama usul usul çekiyor ağları. Ağlara toplamda yedi alabalık takılmış. Yavru olup olmadıklarına bakıyor.

Hepsi kocaman balık. Tırıvırıyı dolaştırmadan özenle çıkarıyor bugünkü rızkını. Balıklar kovaya girince kurtulduklarını sanıyor ama nafile bir umut. Daha çok balık tutma hırsını bastırıyor. Hem zaten ancak taşır eve kadar. Kovasını alıp bisiklete tırmanıyor. Pardon, dağ bisikletine…

Bozkırın sıcağıyla erimiş Amerikan asfaltında bıraktığı teker izlerine baka baka ilerliyor yolda. Arada bir kafasını dikip selvi ağaçlarına bakıyor. Yol boyu sıralanmış selvi ağaçları bir illüzyona dönüşüyor. Çok fazla bakamıyor bu yüzden. Bisiklet gidonunun sağına astığı yoğurt kovasını düşürmemek için çok dikkatli davranıyor. Bisikleti Bisan marka… Abisi kupon biriktirip almış, sıkılınca da kardeşine vermiş. Tabii sıkılana kadar bindirmemiş. Kardeşi, yani Basri.  Yani Basri şu an bisikletin sahibi. Basri aslında amcaoğlununki gibi amortisörlü ve tekerleri traktörlerinki kadar kocaman olan dağ bisikletlerinden istiyor. Frenleri de hidrolik miymiş, neymiş. Olsun, onun bisikletinde de Mountain Cat yazıyor. İngilizcesi iyi olmayanlar için; Dağ Kedisi… Yani Basri’nin bisikleti de dağ bisikleti… Bu düşüncelerle pedal çevirirken nehrin sesini duyuyor ve hafifçe gülümsüyor. Bu nehri imamın oğlu önerdi ona. “Orada çok balık olur, biz orada tutuyoz.”

Bisikletini bayırın başında bırakıp kovası elinde nehre doğru dikkatli dikkatli indi. Hemen kovaya su çekti. Tırıvırılarını cebinden çıkarıp şöyle bir nehri süzdü. Nehir de onu süzdü. Sudaki balık hareketlerini görmeye çalıştı Basri. “Balıklar kayaların diplerine saklanır.” demişti imamın oğlu. Tırıvırıları olabildiğince kaya diplerine doğru attı. Bazılarını da nehri ortalarına… Çünkü ona göre balıklar illaki taş diplerinden çıkıp yüzmek isteyeceklerdi. Kıyıda oturmaya uygun bir taş ve istediği uzunlukta bir değnek buluyor. Oturduğu yerden, saklanan balıkları meydana çıkarmak için değnekle kıyıdaki taşlara, yosun diplerine ve zaman zaman da nereye denk geldiğini bilmeden suya vuruyor. Canının sıkıldığını kendisine itiraf etmemek için bir türkü söylemeye başlıyor. Sonra bisikleti geliyor aklına. Pardon, dağ bisikleti… Tırıvırıların uçları zaten dallara bağlı. Hemencecik bayırı tırmanıyor ve içini rahatlatacak manzarayı görüyor. Bir ayaklık taktırsa iyi olacak. Böyle düşünüyor.

Devamı: https://www.insaniyet.net/olay-cankirida-geciyor/

 
Bu haber toplam 213 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim