• İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C

Öz Güven Mi, Öz’e Güven Mi?

Öz Güven Mi, Öz’e Güven Mi?
Burcu Aydın yazdı...

Özgüven tam olarak; bir bireyin içinde bulunduğu ortamdan bağımsız olarak, kendine duyduğu saygı, kendi potansiyelinin farkındalığı, bilme, karar alma, seçme ve harekete geçme konusundaki becerileri ve kararlılığı, bu eylemler sonucunda ortaya çıkacaklar hakkında sorumluluk üstlenme ve çevreyi değiştirme becerisi ya da potansiyeli gibi konulardaki kendine ilişkin algılamalarının tamamıdır. Diyor sevgili Nurdoğan Arkış. Ne kadar öz ne kadar net bir tanımlama.

Çocuklarımızı özgüven sahibi olarak büyütmek, sağlıklı toplumlar oluşturmak için çok önemli ve değerli. Bugün baktığımızda birbirine sınırsızca hakaret eden, görmezden gelen, aşağılayan, sokaklara çöp atan, kamu malına zarar veren, sağlığımızı ve geleceğimizi tehdit eden faaliyetlerde bulunan o kadar çok insan var ki. Bunların hepsi sağlıklı özgüvenin ve biz bilincinin eksikliğinden kaynaklanıyor. Evinin içinde halının üstüne çöp atmak ne kadar abes ise sokakta yerlere çöp atmak da o kadar abes hale gelmedikçe insanların sağlıklı özgüvene sahip olduğundan bahsedemeyiz. Çünkü özgüven kişinin salt kendine güvenmesi değildir. Sınırlarını bilmesi, herhangi bir davranışı ile başkalarının hakkına tecavüz etmemesidir. 'Özgüven kendin olmayı bilirken başkalarını da güçlü kılabilmektir'.(s.23)

Nurdoğan Arkış 1980 yılında ODTÜ Sosyoloji bölümünü bitirmiş, yaşamı bir öğrenme yolculuğu olarak gören, öğrendiklerini de paylaşmayı seven kıymetli bir yazar. 'Çocukta özgüven nasıl gelişir?' kitabında bizlere adım adım sağlıklı özgüven inşasını anlatmış. Sağlıklı özgüvene vurgu yaptım çünkü sağlıksız özgüven çok tehlikeli sonuçlar doğurabiliyor. İsyankâr olmak, bağırıp çağırmak, kibir derecesinde kendini beğenmek, saygısızca davranmak, bencil olmak, duygusuz olmak, kaytarmak, kontrolsüzce davranmak, acımasız olmak sağlıksız özgüvene örnek olarak verilebilir. Çocuğumuzda özgüven algısını geliştirmek istiyorsak Nurdoğan Hoca'nın kitabında bahsettiği üç önemli noktayı dikkate alabiliriz:

Bilmek; çocuğumuzun ben bilebilirim algısını geliştirmek. Doğruyu, yanlışı, ideallerini, hedeflerini bilebilmesi, ona sen bilebilirsin mesajını vermek.

Yapmak; çocuğumuza "Ben yapabilirim" algısı vermek. Onun harekete geçmesine, çabalamasına, emek vermesine ve kendine inanmasına zemin hazırlamak.

Sürdürmek; özgüvenin en önemli parçası, koşulların uygun olmadığı durumlarda ya da engellerin çıktığı zamanlarda veya başarısızlıklar karşısında yeni yollar, çareler arama, denemeler yapmaya devam etme halidir. Ne kadar güzel değil mi? Okudukça içim açıldı kitabı. Tabi bir yandan da okuduklarım karşısında yaşadıklarımıza bakınca aradaki uçurumu fark edip umutsuzluğa düşmedim değil. Allahtan Nurdoğan hoca içimdeki karmaşayı 'Özgüven doğuştan mı, sabit mi?' başlığı ile çözdü J

Beyin öyle bir organ ki hangi yaşta olursak olalım bizim vereceğimiz komutlara göre kendini yine yeniden şekillendirebiliyor. Tıpkı şu şarkı sözlerindeki gibi: "Hadi beni yine sev, beni yine yeni sev, beni yine yeni yine yeni yine yeni yeniden sev". Biz kendimizi ve o muhteşem beynimizi, nöronlarımızı sevdikçe özgüven sahibi olmak her zaman mümkün. Tabi "Önce can sonra canan" atasözümüz de burada yerini alsın, çünkü ebeveynler olarak biz kendi özgüvenimizi inşa edemez isek çocuklarımıza bu özgüvenin harcını temin etmemiz pek mümkün olmaz. Özgüvenin gelişmesi için güven ve sevgi ortamının çok önemli olduğunu vurgulamış Nurdoğan Hoca. Yani çocuğumuza önce biz güveniyor muyuz? "Anne sana çay getirebilir miyim?" diyen yavrumuza "Olur mu kız! Elini kolunu yakarsın şimdi. Ben alırım, sen büyü öyle getirirsin" mi diyoruz? Yoksa "Tabi yavrum, yalnız ben de seninle geleyim, çünkü su sıcak, sana destek olmam gerekebilir" mi diyoruz. Birinci tavır "Sen beceremezsin", "Kendine zarar verirsin", "Senin yerine başkası yapar", "Cesaret etme", "Çabalama", "Sonuçlarını öngöremezsin" mesajı verirken; ikinci tavır, "Sen yapabilirsin, "Ben sana inanıyorum", "Sen bu yeteneğe sahipsin fakat bazen desteğe de ihtiyacın olabilir ben yanındayım" mesajı verir.

Hayatta doğru mesajlar almak, kişinin kendini inşasında doğru harcı kullanması, karakterinin de sağlam olması sonucunu doğurur. Ve sarsıntılar onu sallar ama yıkamaz. Nurdoğan hoca kitabının son kısmında özgüveni geliştirmek için bizlere bazı kısa öneriler vermiş. Çocuklarınızın olumlu yönlerine odaklanın, onları cezalandırmayın cesaretlendirin, ödüllerle değil ilişkinizle teşvik edin, övgüleriniz davranışa yönelik olsun, gerçekçi bir ilişki kurun, siz de öğrenmeye istekli olun, bol bol oynayın, koşulsuz sevin, çabalayın, kendi özgüveninizi de geliştirin ve en önemlisi mükemmel olmaya çalışmayın sadece 'iyi' olun. Rabbimiz her şeyin tohumundan serpmiş bize. İyi de var kötü de, merhamet de var acımasızlık da, bencillik de var diğerkâmlık da, mütevazılık da var kibir de. Her şey zıddıyla mevcut... Önemli olan içimizde hangi tohumu ekiyor, suluyor, bakıyor ve büyütüyoruz. Elbette bilmek gerek. Ne yaparsak ne yeşerir, ne yapmazsak doğru olur. İşte kitaplar burada devreye giriyor. Doğru olanı öğrenmek ve uygulamak için. Nurdoğan hoca bu kitabıyla çok değerli bir tohum bırakıyor elimize. Eker büyütürsek ne elde edeceğimizi de açıklıyor. Yani bize kalan tek şey birazcık gayret ve özen. Emanetlerimiz bunu elbette hak eder.

Devamı: https://www.kitaphaber.com.tr/oz-guven-mi-oze-guven-mi-k5167.html

Bu haber toplam 395 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim