• İstanbul 24 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 26 °C
  • Konya 20 °C
  • Sakarya 24 °C
  • Şanlıurfa 25 °C
  • Trabzon 17 °C
  • Gaziantep 24 °C
  • Bolu 21 °C
  • Bursa 20 °C

Seyfettin Erol'dan: Operasyonel Merkeziye...

Seyfettin Erol'dan: Operasyonel Merkeziye...
"Stratejik Ortaklık" ile "Model Ortaklık" arasında kendisine bir yer arayan Türk-Amerikan ilişkileri, Obama ile başlayan ve çerçevesi Arap Baharı ile şekillendirilmeye çalışılan "müttefiklik" ilişkilerinde Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un İstanbul ziya

Bu da bizi, haliyle Türk-Amerikan ilişkilerinde böylesi bir Mekanizma'nın kuruluş gerekçelerine, olası hedef ve sonuçlarına götürüyor.

Öncelikle taraflarca ortaya konulan "resmi nitelikteki" gerekçeye bakalım. Bu noktada Clinton'un Suriye muhalefetiyle bağlarını genişletmeyi amaçladığı yorumunu yapan Washington Post'da şu ifadelerin yer aldığını görüyoruz: "En tepedeki ABD'li diplomat, Türkiye ile daha fazla askeri ve istihbarat işbirliği sözünü verdi." New York Times gazetesi ise, "ABD ve Türkiye Suriye konusunda koordinasyonu sıkılaştıracak" başlığını kullandığı haberinde iki ülkenin Esad rejiminin düşmesi olasılığı karşısında hazırlıkları hızlandırma mutabakatına vardıklarını belirtiyor.

Nitekim, Suriye için kurulan "operasyonel mekanizma" çerçevesinde Ankara'da ilk kez bir araya gelen Türk ve Amerikalı yetkililerin, toplantıda, Suriye muhalefetine destek verilmesi, Beşşar Esad rejiminin son bulacağı ve geçiş döneminin başlayacağı günün hızlandırılması, mülteciler, bundan sonra karşılaşılabilecek senaryolar ve Esed rejimi sonrasıyla alakalı konuları masaya yatırması, bu gerekçeleri ve hedefleri bir kez daha teyit ediyor.

Diğer taraftan, böylesi bir mekanizmaya ihtiyaç duyulması ise ilk etapta tarafların süreç içerisinde yeni bir yol kazası istemediklerini, bir diğer ifadeyle "Esad sonrası" için aralarında ciddi anlamda bir ihtilafın, güven sorunun olduğunu ve bundan dolayı da birbirlerini kollamaya yönelik böylesi bir adımı atma mecburiyetini hissettiklerini ortaya koyuyor. Özellikle de Türkiye boyutu itibarıyla...

Bu kapsamda, F-4 Phantom olayı ile başlayan ve Kuzey Suriye (ya da Batı Kürdistan) ile zirve yapan yeni kriz ortamı, Ankara-Washington hattında "örtülü krizi" bir kez daha teyit ediyor. Burada, özellikle ABD'nin bir emrivakisi olarak karşımıza çıkan, hamiliğini üstlendiği "Batı Kürdistan" sürprizi, ikili ilişkilerin önünde bir "İkinci Kuzey Irak" ve "Kandil" olarak durmaya devam ediyor.

"Karayılan Hadisesi" ile ikinci bir "Apo süreci" yaşamak istemediğini ortaya koyan Türkiye'nin sınır bölgesinde PKK'nın Suriye versiyonu olan Kürt grupların (özellikle de PYD ve KUK) kurduğu denetimin oluşturduğu tehdide gönderme yaparak, buraya yönelik askeri bir operasyona hazır olduğunu sıklıkla belirtmesi ve Başbakan Erdoğan'ın; "Sınırda, şu anda tatbikatlar yapan üç tugayımız var... Suriye'nin kuzeyinde terörist bir örgüt yapılanmasını hoşgörmemiz söz konusu değildir..." uyarısı, hiç kuşkusuz bu yeni süreçteki önemli kilometre taşlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

Dolayısıyla, Türkiye'nin özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde PKK üzerinden ABD ile yaşadığı sorunlar, kaçınılmaz olarak Ankara'daki "milli refleksleri" harekete geçirmekte, bu da iki ülke arasında Küba Krizi ve Johnson Mektubu ile başlayan, "1 Mart Tezkeresi Krizi" ve akabinde "Çuval Hadisesi" ile tavan yapan inişli-çıkışlı ittifak ilişkilerindeki "tarihsel hafızayı" sürekli olarak diri tutmamıza yol açmaktadır.

Bu husus ise, hiç kuşkusuz, ABD'nin Türkiye üzerinde daha fazla baskı ve denetim-kontrol kurma sürecine yol açmaktadır ki, söz konusu mekanizma bunun bir sonucudur. Açıkçası ABD yönetimi, Türkiye'ye güvenmemekte ve Ankara'nın atacağı olası adımları engelleme ya da yönlendirme doğrultusunda bu türden "koordinasyon-operasyon merkezlerine" ihtiyaç duymaktadır. Daha öncesinde olduğu üzere...

Bunla ilgili örnekleri ve akabinde yaşanan sorunları bu mekanizma çerçevesinde bir sonraki yazımızda ele almaya devam edeceğiz.

27.08.2012 Milli Gazete
Bu haber toplam 430 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Dr. Bilal Güzel04 Mayıs 2026 Pazartesi 11:17
  • “Okuma Bilen Kitap Yazmalı Sanıyordum”04 Mayıs 2026 Pazartesi 10:34
  • TYB’de anlamlı buluşmalar devam ediyor04 Mayıs 2026 Pazartesi 10:24
  • Doç. Dr. Yahya Aydın02 Mayıs 2026 Cumartesi 10:57
  • Hatice Bildirici01 Mayıs 2026 Cuma 10:57
  • Yazar Erdoğan okurlarıyla bir araya geliyor30 Nisan 2026 Perşembe 16:23
  • Eğitim ve iş dünyasından TYB’ye tam destek30 Nisan 2026 Perşembe 16:02
  • Ali Osman Özdemir30 Nisan 2026 Perşembe 13:26
  • ABD/İsrail-İran Savaşı Çalıştayının sonuç bildirgesi açıklandı29 Nisan 2026 Çarşamba 18:05
  • Dr. Yunus Emre Aydınbaş29 Nisan 2026 Çarşamba 11:32
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim