• İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C

Sezai Karakoç'a neden saldırıyorlar?

Mahmut BIYIKLI

Türkiye’de ne kadar değer varsa hepsine saldırmaya and içmiş örgütlü bir cephe var.

İtibar suikastı yapmakta profesyonelleşmiş bu karanlık güruhun marjinal gazeteleri, karanlık siteleri, sahte sosyal medya hesapları, besleme yazarları, satılmış kalemleri gece gündüz demeden fitne kaynatmaya devam ediyor.

İlginçtir her seferinde hedefe aldıkları kişiyi tam ısıtıp gündem ettikleri anda devreye CHP’li bir milletvekili giriyor ve konuyu önergeyle meclis gündemine getiriyor.

 Bu tiyatro uzun zamandan beri böyle sürüp gidiyor. Amaçları belli. Kendilerinden olmayan kendileri gibi düşünmeyen herkesi bir şekilde susturup kıstırmak.

 

 

Türk solu Türkiye düşmanı olduğu gibi Türkiye’nin bütün değerlerine de düşman. Bu yönüyle bizdeki solculuğun dünyada bir örneği yok. Masum değiller. Hastalıklı bir propaganda tarzıyla sürekli gayri milli slogan atıyorlar.

Memleketin gençlerine rol model olmuş örnek ve öncü isimleri karalayarak güya onları yok edeceklerini sanıyorlar.

Sol zihniyetin operasyon merkezi haline gelen bazı marjinal gazeteler son olarak ülkemizin yaşayan en büyük mütefekkirlerinden birisi olan Üstad Sezai Karakoç’u manşete taşımış. Neymiş Gençlik ve Spor Bakanlığı nasıl olur da Karakoç’un Diriliş Nesli’nin Amentüsü kitabını alır gençlere okuturmuş.  28 Şubattan ve benzeri zamanlardan hatırladığımız faşist bir dil kullanarak güya Bakana geri adım attıracaklarını düşünüyorlar. Skandal diye verdikleri haberin içinde de bu kitabı tavsiye edenler görevden alınsın diye parmak sallıyorlar. Bu düşmanca dilin bu haince yaklaşımın sebebini biliyoruz. 

Ahmet Hakan köşe yazısında Sezai Karakoç’tan haberleri yok demiş. Aksine Karakoç’u çok iyi biliyor ve tanıyorlar. Bu adamlar Diriliş mimarının fikirlerine düşmanlar. Onun memleketin çocuklarına özlerini hatırlatmasından, İslam dünyasını ve insanlığı düze çıkarak düşüncelerinden korkuyorlar.

İyi biliyorlar ki daha çok gencin Diriliş Nesli’nin Amentüsü okuması demek bunların ihanete varan çizgilerinden haberdar olması demektir.

Bunlar Mehmet Akif’i inancından dolayı çok sevdiği vatanından ayrı kalmak zorunda bırakan baskıcıların torunları. Bunlar Necip Fazıl’ı son nefesine kadar mahkeme kapılarında karanlık zindanlarda süründürmek için çırpınanların çocukları.

Akif’e yaptıkları yetmedi Necip Fazıl’dan hınçlarını alamadılar şimdi de onlardan devraldığı bayrağı titizlikle taşıyan bir ufuk insanı marjinal göstermeye çalışarak uğruna ömrünü vakfettiği milletinin evlatlarıyla bağını kesmeye çalışıyorlar.

Onlar bizi biz de onları iyi tanıyoruz. Menderes’in alçakça idam edilişine çanak tutanlar Özal’a kan kusturanlar Erbakan’ı konuşmadan susturanlar bunlar. Bu topraklarda İslamın sesini her alanda boğmak için proje yapanların gönüllü taşeronları.

MUSEVİ MOİZ KOHEN’İN AMENTÜSÜ MÜ DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ MÜ?

Örgütlü kötülük bugün kime saldırıyorlarsa bu saldırıda dünün intikamı olduğunu unutmamak gerekiyor. Burada yüzyıllık kinin yansıması var. Özellikle Diriliş Nesli’nin Amentüsü üzerinden vurmaya çalışmaları boşuna değil.

Tarihi perspektiften bakıldığında düşmanlığın ne kadar köklü ve bilinçli olduğu açık şekilde görülecektir.

Çünkü kirli bir dille saldırdıkları bu kitapla Üstad batıcıların hayallerini tasarımlarını alt üst etmiştir.

“ Eğer güçlü bir propaganda ve algı operasyonu yürütülebilirse, Anadolu toprakları Yahudiler için bir ‘siyon yurdu’ olabilir” fikrini taşıyan Moiz Kohen’ ismini yakın tarih bilen herkes duymuştur.

 Selanikli bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Moiz Kohen namı diğer Munis Tekinalp Türk Dil Kurumu üyeliği bile yapmış ilginç bir adam.

Osmanlı sonrası Kohen’in idealleri ile sistemin kurucularının idealleri keşişince ortak planlarını projelerini hayata geçirdiler. Neydi projenin özeti: islamsız bir Türkiye dinsiz bir nesil.  İşte bunun için büyük savaş verdiler. Yeni bir nesil inşasında Kohen çok tehlikeli sorumluluklar aldı. Üzerine aldığı vazifeyi aşkla yerine getirdi.  Çünkü Türk milletini İslam’dan koparınca ortada millet diye bir şey kalmayacağını iyi biliyordu. Bunun için yeni bir amentü yazdı.

“Türkün Yeni Amentüsü” diye adlandırdığı amentü şöyle:

“Kahramanlığın örneği olan ve vatanın istiklâlini yoktan var eden Mustafa Kemal’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahit analarına ve Türkiye için âhiret günü olmadığına iman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medenî cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset dasitanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazi’nin Allah’ın en sevgili kulu olduğuna, kalbimin bütün hulûsiyle şehadet eylerim.”

Evet yeni sistem öylesine sert katı batıcı uygulamalara girdi ki bu uğurda yazı değişti, takvim değişti, Hilafet kaldırıldı, Türk musıkîsi yasaklandı, tarih değişti, talih değişti. Bütün bunlarla yetinmeyip öldürücü darbeyi vurmak için Türkün amentüsünü değiştirmek istediler.

Kohen’in yazdığı Türkün yeni amentüsü CHP’nin gazetesi Hakimiyet-i Milliye matbaasında 1928’de basılıp her yere dağıtıldı. Dinsiz imansız köksüz öksüz bir nesil çalışmaları için bütün imkanar kullanıldı. Aydınlardan bu projeye destek veren herkes el üstünde tutuldu. Karşı çıkanlar zulümlere maruz kalırken alkışlayanlar makamlarla ödüllendirildi. Pekiyi bu kadar tantanaya bu kadar imkâna iç ve dış desteğe rağmen Türkün Yeni Amentüsü neden tutmadı.

İşte Sezai Karakoç’a yönelik saldırıların bitmeyen kinlerinin sebebi burada yatmaktadır.  Karakoç Diriliş Nesli’nin Amentüsü’yle Kohen’lerin projesini başarısızlığa uğratmış tarihin çöplüğüne atmıştır.

‘’Allah’a inanan insanın özgür olduğuna inanıyorum. İnsan boynuna zincir atan, takan eşyadan ve öteki insanlardan, insanların tanrılaştırdığı kişi ve eşyadan insanı ancak Allah kurtarır. Yani insanı ancak Allah özgür kılar…” diyen diriliş mimarı tarihi bir başkaldırıyla üzerinde kara planlar yürütülen Anadolu çocuklarını uyandırmıştır.

Mevlana, Yunus, Akif, Necip Fazıl gibi öncülerden sonra bu topraklara yeniden maya çalmış ve hamdolsun o maya tutmuştur. Diriliş düşmanlarını çıldırtan da budur.

Hakikate adanmış bir ömrün sahibi olarak er ya da geç hakikatin galip geleceğine inanan Karakoç Diriliş Neslinin Amentüsü’yle yeni nesilleri kökleriyle yeniden buluşturmuş safi zihinlere yüklenen o yalancı bölmelerin suni duvarlarını devirmiştir. Gençleri günün adamı olmaya değil demin adamı olmaya davet ederek onları diri tutmuştur. “Müslüman kuvvetli olmak borcundadır. Hem kendi inanç ve medeniyetini korumak, hem zulmün insanlığa el koymasına mani olmak için.” Diyerek yeni bir ruh aşılamıştır.

Moiz Kohen’lerin Türkçülük zehrini yayarak İslam milleti ve coğrafyasıyla ezeli bağlarımızı koparma hinliğine karşı ‘Müslümanlar, coğrafyalarını, tarihlerini birleştirme, bu yolla da tek bir kültüre erme zorundadırlar.’ Diyerek vurulduğumuz yerden ayağa kalkmamızın yolunu göstermiştir.

Yeni rejimin ideologları milletimize Edirne’den Kars’a kadar dar bir hudut çizerken Karakoç gençlere Afrika’nın bir ucundan, Filipin adalarına kadar evrensel bir ufuk çizmiştir. İşte bu ufuk harici ve dâhili düşmanları çıldırtmaktadır. Tanzimat’tan beri batıcılığı tek kurtuluş yolu olarak görenlere gerçek çıkış yolunu eserlerinde ustaca göstermesi zorlarına gitmektedir.

Aslında sadece bugün değil geçmişte de Türkiye’yi Türkiye yapan değerlerle hiçbir zaman barışmayan proje solcular Karakoç’un varlığından hep rahatsız olmuştur.  Çünkü Diriliş nesli uykularını kaçırmış diriliş fikri öz medeniyetimize yabancı bu güruhu çıldırtmıştır.

CHP’nin Üstadın kitabıyla ilgili verdiği önergeye Hükümet temsilcilerinin tarihi bir cevap vereceğini umuyoruz. Alttan alma altta kalma dönemi bitmiştir. Vakit gürül gürül Hakkı haykırma vaktidir.

Hakikat düşmanları şunu iyi bilmelidir ki Sezai Karakoç bu milletin kırmızı çizgisidir. Karakoç’a karşı gelmek hakikate başkaldırmak demektir.  Cephede yurdu korumakla, yurdun içinde kendi medeniyetimizi gözler önünde tahrip edenlerle savaşmayı birbirinden farksız gören diriliş nesli daima yanındadır. O büyük nehirlerin kıyısından büyük şehirlerin ortasına tayf gibi inen şehirlerin kapalı ve kirlenmiş havasına taze dağ havası getiren bir bilgedir. İnandıklarını ve doğru bulduğu şeyleri topluma karşı bir ödev olarak görüp yıllarca bu uğurda kalem eritmiştir. İnşallah Türkiye bir gün kıymetini hakkıyla bilecektir.

Dileğimiz,  insanlığı birbirine bağlamaya güç yetirebilecek yegâne vasıta olan ‘İslâm’ın barış huzur ve selâmet getirecek nefesini yeniden ciğerlerimize çekebilmek ve bir seher medeniyeti olarak diriliş amentümüzü bütün insanlık adına yeniden besteleyebilmektir.

Bu vesileyle Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na da önerimiz şudur: Sayın Bakan, gerekli sponsorları da bulup inadına yüz bin Diriliş Neslinin Amentüsü kitabını gençlerimize ulaştırın. Makamlar gelip geçici. Bugün görevdeyken alkışlayanınız çoktur yarın hepsi dağılır. Alın size tarih boyunca adınızı yaşatacak hayırla anılmanıza vesile olacak bir icraat.

Devamı: http://www.haber7.com/yazarlar/mahmut-biyikli/2973257-sezai-karakoca-neden-saldiriyorlar

Bu yazı toplam 556 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim