• İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

Şiirden Günler-7

Şiirden Günler-7
Bağımlı şiirde hayata ait sert realitelerdir bir de önemli olan.

 Bir sebepten ‘kusur’lanan genç kızlar, toplumsal bencillikler, halkını sevmekten suçlananlar, fabrikada çalışan işçiler, işsizler, ömründe bir kez dahi futbol maçına gidememişler, edilgenleşmiş şahsiyetler…

İzmir, 15 Ağustos 1987, Şiire Bağımlılık Hâli…

Bağımlı Şiir (Broy Yay., 1986, 59 s.) kitabını elime aldım Ali Cengizkan’ın, tek celsede canına okudum. 10 parçadan oluşan uzun bir şiir. Şiir, evet. Ama biraz öykü, biraz tiyatro ayrıca.  Öyküleyici bir anlatım, yer yer diyaloglarla ilerliyor. Şiirselliği bozmadan. Üstelik buna söylevci bir edayı da ekleyerek. 

Metin dağ, deniz ve geceyle çevrili kırsal bir yurt coğrafyasında dikkatlere sunulan bir genç adam anlatımıyla başlıyor. Bu şair olmalı. Memleket sorunlarından bunalan şair kendisini buraya atmalı. Bu yönüyle çağdaş zamanlara gelip yerleşmiş bir Mehmet Akif var karşımızda. Tabii onun “Bülbül” şiirinin girişindeki haliyle:

“Bütün gün kırlarında dolaştım yurdumun

oynak tepelerinde, ayartıcı ovalarında.” (s. 11)

Sonra bir çocuk girer görüntüye. O, bağımlılığı taşır gündeme. Farklı bağımlılık hallerine atıflar. Şiire, hayata, kadına, özgürlüğe, küçüklü büyüklü şeylere. Cengizkan, özellikle halkı rencide ettiğini düşündüğü şeyleri alır eline: Bankalar, bonolar, tahviller, gayrimenkuller, mülkler… 

Bağımlı şiir çatışmalarla örülü bir metin. Bağımlılık ile bağımsızlık, akıl ile kalp, gece ile gündüz, zorunluluk ile rastlantı, hiçlik ile gerçeklik, aşk ile ayrılık, baba ile babasızlık, annesizlikle herşeysizlik… Kitaptan bir bölüm:

“Babamı gördün mü şair amca?

Babam hep en iyileri verirdi bana: Kalemlerin

En kalınını, misketlerin

En telaşlısını, uçurtmaların

En ağır yükselenini, dondurmaların

En donmuşunu, tatlılaın

En kadayıfını, sokakların

En az araba geçenini, topların

En yükseğe çıkanını, kuşların

En iyi uçanını… (Babam

öten kuş beslememe karşıydı da.)” (s. 30)

Bağımlı şiirde hayata ait sert realitelerdir bir de önemli olan. Bir sebepten ‘kusur’lanan genç kızlar, toplumsal bencillikler, halkını sevmekten suçlananlar, fabrikada çalışan işçiler, işsizler, ömründe bir kez dahi futbol maçına gidememişler, edilgenleşmiş şahsiyetler… 

Edilgenleşmişler arasında şairi de sayabilir miyiz? Evet demek istemiyorum bu soruya ama biraz da öyle görünüyor: 

Devamı: https://www.insaniyet.net/siirden-gunler-7/

Bu haber toplam 43 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Tarihi seyir içinde Türk-İran (Fars) kültürü11 Ağustos 2022 Perşembe 11:35
  • Ayın kitaplığından sizin için derlediklerimiz10 Ağustos 2022 Çarşamba 14:30
  • Muharrem: Hüseyin-i Kerbela’yı Elvan Eden Gün09 Ağustos 2022 Salı 14:09
  • 'Aziz İstanbul'un ressamı Hoca Ali Rıza Bey08 Ağustos 2022 Pazartesi 13:34
  • Şairler Geçidi: Ahmet Tepe ile Konuştuk08 Ağustos 2022 Pazartesi 13:32
  • İyi Ki Şairler Var-108 Ağustos 2022 Pazartesi 13:30
  • TYB 45 yıldır ülkemizin kültürüne sanatına hizmet ediyor08 Ağustos 2022 Pazartesi 13:19
  • TYB nice 45 yıllara08 Ağustos 2022 Pazartesi 10:45
  • Türkiye Yazarlar Birliği (TYB)’nin 45.yılı08 Ağustos 2022 Pazartesi 08:48
  • Makyaj Yapan Ölüleri Görürseniz Dehşete Kapılmayın06 Ağustos 2022 Cumartesi 13:42
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim