• İstanbul 20 °C
  • Ankara 18 °C

Taliban mı, Galiban mı?

D. Mehmet DOĞAN

Malûm, taliban, “talib”in, yani öğrencinin çokluğu, “talebeler” demek…Galiban da galibin çokluğu olsun! Kesin olan şu ki, adamlar artık talebe olmaktan çıktılar, galebe çaldılar ve galiban oldular!

Aykırı görülebilir: Afganistan’da ABD’nin gerçek müttefiki Taliban idi. Oyun çok yönlü olduğu için bu görülemiyordu.

ABD Afganistan’a Rusların sarkmasını bahane ederek müdahil oldu. Afganistan’daki mukavemet potansiyelini, radikal Müslüman kurmaca ile yükselti. Suudi Amerika menşeli elemanlara el-Kaide’yi kurdurdu. ABD bu radikal hareketi kurduktan sonra yıkmasını da bildi. Malûm sınırımızdaki ülkelerde de IŞİD’i teşkilatlandırdı. Sonra onları da saf dışı etti veya şimdilik pasifleştirdi. Kısacası, Afganistan’da Taliban ABD için en yararlı müttefik. Düşman görünümlü olmasa, gereken yararı sağlayamazdı.

Ülkesini terk ettiği açıklanan Afganistan cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin daha önce Taliban saldırılarından ABD’yi sorumlu tutmasını nasıl açıklayalım? Ki bu adam ABD desteği ile ayaktaydı. Demek ki giderayak da olsa, oyunu gördü.

Afganistan, kıt’a büyüklüğünde ülkeler arasında bir tampon devlet. Kuzeyde Türkistan, güneyde Hindistan (Pakistan dahil), Batıda İran ve doğuda Çin. Sarp, dağlık bir coğrafya. Ancak barış içinde bu kıt’alar arasında müreffeh olabilecek bir ülke. Fakat barış bu coğrafyanın tabiatına ters!

Modern Afganistan, tam da bu günlerde 1919 yılında, İngilizlerle hesaplaşmasını başarıyla tamamladı ve müstakil bir devlet olarak tanındı. Her ne kadar arada savaş varsa da, Hindistan’da sıkışmış durumda bulunan İngiltere’nin Afganistan’ı Sovyet tehdidine karşı bir tampon ülke olarak siyasetine elverişli bulduğu tahmin edilebilir.

20. yüzyılın son çeyreğinde, Rusya/Sovyetler Afganistan’a sarktı. Komünist bir yönetim kurdu. Bu denize doğru büyük bir hamle olarak görüldü. Buna karşı halk ayaklanması başladı. Elbette bu ayaklanmada dinî saik esastı.

ABD Sovyetlerin İran’a ve Hindistan’a sarkması tehlikesine karşı her iki ülkede de gerekli oyunu kurdu. İran inkılâbının bu çerçeve hayli uygun düştüğünü söyleyebiliriz. İran “İslâm” inkılabı ile Sovyet tehdidine karşı güçlü bir hale geldiği gibi, İslâm dünyasının büyük çoğunluğunu teşkil eden sünnî âlemde yükselen emperyalist tepkileri bir şiî devrimi ile manipüle edildi.

İran inkılabı en az çeyrek asır İslâm dünyasını ciddi şekilde etkiledi. Fakat, görüldü ki İran inkılâbı islâmî değil, şiî ve farsidir. Bugünkü İran siyasetinde bu açıkça görülebilmektedir. İsrail-İran zıtlaşması, aynı zamanda İran ABD zıtlaşmasıdır ama inkılâptan sonra İran Akdeniz’e doğru şiî unsurları kullanarak güçlü bir hamle yaptı. Bu hamle, ne tesadüf, ABD’nin müdahil olduğu ülkelerde müessir oldu.

ABD’nin ikinci hamlesi Afganistan’a müdahalesidir. (Üçüncüsü Türkiye’de 12 Eylül darbesidir, desek hata olmaz!). Bunun için bir yeşil kuşak teorisinden söz edilir. Sovyetleri islâmî muhtevalı yerli unsurlarla durdurmak. Bunun Afganistan’da silahlı bir mücadeleye dönüştüğünü, Afgan cihadının arkaplanında ABD’nin bu projesinin de olduğunu, görmekte geç kalındı. Belki de ABD kontrolünden çıkan radikal islâmî hareketleri durdurmak için 11 Eylül sonrası Afganistan’da farklı bir siyaset uyguladı.

Tabiî bunları konuşmadan, “neden ABD Afganistanla bu kadar ilgili” sorusunun cevabını vermemiz gerekir. Çünkü bu tampon bölge elden çıkarılamayacak kadar stratejiktir, yani mühimdir, hatta mühim ötesidir.

ABD Afganistan’dan askerlerini çekiyor, onun boşluğunu Taliban dolduruyor! Bunda bir sürpriz yok, ABD bir hesap hatası yapmadı. Sadece Taliban’ın tahmin edilenden hızlı hareket ettiğini öne sürdü ABD yetkilileri.

Bu noktaya nasıl gelindi? Afganistan’da başlangıcı ABD projesine dahil, sonrasında düşman görünümlü Taliban hareketi, nihayetinde ABD ile anlaşmaya vardı. Bu anlaşmanın muhtevasını bilmiyoruz. Söylendiğine göre, Taliban’ın devrimini yaymaması üzerine anlaşılmış!

ABD Afganistan’da varlığını sürdürebilmek ve Çin yayılmasını önlemek için Taliban’a bu ülkeyi emanet etti. Afganistan’ı tamamıyle ele geçireceklerini ABD’nin tahmin etmemesi, hatta bilmemesi mümkün mü?

Kuklacı iki kuklayı da oynattı. Sonra sahneyi asıl oğlanına bıraktı!

Aslında Taliban her ne kadar geleneğe bağlanmak isteniyorsa da modern bir hareket. Bir iki cümle ile söyleyelim: Ne İngiltere ve ne de ABD hiçbir zaman gelenekli Müslümanlığı desteklememişlerdir. Kendi amaçlarına hizmet eden radikal dinci hareketler icat etmişler ve onlar üzerinden siyaset yürütmüşlerdir. Taliban’ın modern karakteri belki kılık kıyafetlerinde, kadınlar üzerindeki baskıcı tavırlarında görülmüyor olabilir. Fakat İslâm ülkelerinde kılık kıyafet üzerinde bu kadar katı tutum geliştirmek, modern döneme mahsustur. Böyle tezahür edeni olduğu gibi, zıddıyla ortaya çıkanı da. Kadınlar üzerinde bu kadar baskıcı tutum da yine gelenekli müslümanlıkla paralellik kurulamayacak bir biçimde seyrediyor. İslâm dünyasında kadınlar geçmişte hiçbir zaman Afganistan’daki kadar baskı altında tutulmadılar.

Velhasılı kelâm, ABD Afganistan’da gerçek müttefiğinin önünü açtı. Hem Çin’e karşı buna ihtiyacı vardı, hem de İslâm dünyasına Müslümanlığın kötülüklerini göstermek için bu gerekli idi. İslamofobiyi İslâm dünyasında yaymak için başarı bir operasyon. Bir taşla çok kuş vurmak buna denir!

Bir “islâmî (!) diktatörlük” kuruluyor, bütün dünyada İslâm imajını haleldar eden bir durum bu. Müslümanlar adına kötü bir model daha ortaya konuluyor.

Bu yorumları uçuk kaçık bulanlara şu bilgiyi verelim: Bugünlerde Afganistan Emiri ilan edilecek olan Molla Abdülgani Birader, 2010'da ABD-Pakistan ortak operasyonuyla Karaçi'de yakalanmıştı, 2018'e kadar Pakistan'da hapisteydi. ABD salınmasını istedi…

Taliban bölge siyasetini çatışmacı bir tarza dönüştürecek: İran’la çatışma, Pakistan’la çatışma, Tacikistan’la çatışma ihtimalleri gözardı edilmemeli.

 

Bu yazı toplam 82 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim