Türkçe ve dünyevileşme

Türkçe ve dünyevileşme
"Kelime neden bu kadar önemlidir? Bunu anlamak için geleneğimizde neden zikir ve tesbihatın olduğunu ve ısrarla neden tavsiye edildiğini düşünmek gerekir." Mustafa Özçelik yazdı.

Zira dünyevileşme (sekülerleşme), sözlük manasıyla bile  “dinden bağımsız, dinî ya da ruhanî olmayan”ı ifade etmektedir. Mesele bağımsızlıkla da kalmamakta, bu tutum son noktada din karşıtlığına dönüşmektedir.  Dindeki sekülerleşme; din, hayatın bütün alanlarında tezahür eden bir özellik taşıdığı için bu durum, bütün hayatı kapsayıcı bir genişliğe sahip olma gibi bir özellik taşımaktadır.

Gerek zihin dünyamızda gerek hayatımızda meydana gelen değişimleri anlamak için ise dile bakmak yeterlidir. Çünkü duygunun da düşüncesnin de taşıyıcısı dildir. Öyleyse dünyevileşmeyi dil yani kelimeler üzerinden okumak daha kolaydır. Bunu yapmadan önce dildeki dünyevileşmenin kelimelerin dini anlamlardan boşaltılması olduğunu hatırda tutarak söze başlamak gerekir.

Dildeki dünyevileşmeyi en iyi anlatacak kelime son çeyrek asırda kullanımı hayli yaygınlık kazanan “tüketmek” kelimesidir. “Ekmek tüketmek, su tüketmek, meyve tüketmek…” gibi kullanımlar bir hayli yaygınlaşmıştır. Önce tüketmenin anlamını hatırlayalım. Tüketmek, gerçek anlamıyla “kullanarak bitirmek, hepsini harcamak” mecaz olarak ise “yok etmek, bırakmamak” manasına gelir.

Burada ortaya çıkan iki olumsuzluk vardır. İlki, dilimizde yakın zamanlara kadar ekmek “yeme”, su “içme” fiiliyle birlikte kullanılırdı. Şimdi tüketmeyi hem ekmek hem su için ortak bir fiil olarak kullandığımızda dilde kelime tasfiyesi yahut anlam daraltması gibi bir olayla karşı karşıyayız demektir. Zira iki ayrı fiilin anlamı üstelik alakasız tek bir fiile yüklenmektedir. Daha vahim olanı ise inanç dünyamızda bu kullanımın meydana getirdiği tahribattır. Çünkü yemekten içmekten söz ettiğimizde bunun kuralı, adabı akla gelmektedir. Mesela su içeceksek besmele çekmek, üç yudumda içmek, nefesi bardağın içine vermemek gibi ilkelere uymak söz konusu olmaktadır. Bu durum, yemek yerken de öyledir.  Yemeğe başlamadan önce el ve yüzü yıkamak, besmele çekmek, yendikten sonra şükür ve dua etmek bu işin adaplarındandır. Dikkat edilirse bu uygulamalar, öncelikle dinidir ama aynı zamanda sağlıkla da ilgilidir. Bunları terk ettiğimizde ise hem dini olandan uzaklaşıyor hem de hastalık riski altına girmiş oluyoruz. Böylece, bir atışta iki kuş vurulmakta hem dil dünyevileştirilmekte hem de tüketim ekonomisinin çarkları “hayat tüketmektir” anlayışı benimsetildiği için daha hızlı dönmektedir. Bir de tüketmek “yok etmek” şeklinde bir anlam taşıdığı için enerjisi negatiftir ve yok etme fiili insana özgü kılındığında ona insani olmayan bir mana yüklenmiş olmaktadır.

Devamı: https://www.dunyabizim.com/alinti/turkce-ve-dunyevilesme-h45118.html

Bu haber toplam 116 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim