• İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C

TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan’ın İstiklâl Marşı Büyük Bilgi Şöleni açış konuşması

TYB Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan’ın İstiklâl Marşı Büyük Bilgi Şöleni açış konuşması
Bugün bir bayram günündeyiz. İstiklâl Marşı yüzüncü yılındayız, bugün bizim için bir bayramdır; hepinizin İstiklâl Marşı gününüzü tebrik ederim, kutlu olsun.

Yüz yıl, İstiklâl Marşı bayrağımız gibi başımızın üstünde dalgalandı. Sanmayın ki İstiklâl Marşı, Mehmed Âkif bugünlere kolay geldi. Midhat Cemal Kuntay, “onun sevmenin zor olduğu, tehlikeli olduğu günlerden geçtik” der. Bugünlere bizde yetiştik, bizim gençliğimizde de bu günler devame diyordu, bir ara sanki bu günlerden kurtulduğumuzu sanmıştık ki, 1990’lı yıllarda, o meşhur yarı darbe günlerinde tekrar İstiklâl Marşı ve Mehmed Âkif sorgulandı. Bugün TBMM çatısı altında Mehmed Âkif’i yâd ediyoruz, geniş bir programla İstiklâl Marşı’nın 100. Yıldönümünü kutluyoruz. Tekrar hepinizin, hepimizin İstiklâl Marşı bayramını kutluyorum.

*

Birinci Büyük Millet Meclisi hiç şüphesiz olağanüstü bir meclistir, birçok övülecek, ilgi çekici yönü vardır.

Bunlardan biri de millî marşımızı yazacak şairi kendi içinden çıkarmasıdır!

Büyük Millet Meclisi Millî Mücadele’nin destanını yaşamıştır, Meclis’in mensubu olarak Mehmed Âkif o destanı yazmıştır. İşte milletin yaşayan en büyük şairi o Meclis’tedir.

İstiklâl Marşı üç mutabakatla yüzüncü yılına ulaşmıştır.

Birincisi, İstiklâl Marşı şairinde mutabakat.

“Bunu ancak Âkif yapabilir”.

Ankara’daki erkân yukarıdan başlıyarak “İslâm şairi”nde mutabık kalmıştır.

O zaten Ankara’ya “İslâm şairi” olarak davet edilmiştir, geldiğinde öyle karşılanmıştır.  

Özü, sözü birdir. Fikri, zikri, bilinmektedir. Ne yazacağı tahmin edilir ve ne yazarsa, o millî marş olacaktır!

Bu mutabakat üzerine Maarif Vekili Âkif’in peşine düşer.

Mehmed Âkif yarışmaya girmez, fakat yarışmanın mükafat şartını değiştirir! Bu Âkif’in tarzıdır: İttihat Terakki’nin yeminini de böyle değiştirmiştir!

Hamdullah Subhi, ona yazdığı tezkerede “hassasiyetinizi anlıyoruz, bunun için pek çok tedbirler vardır” der.

Bir de şunu der: Maksadın hâsıl olması için zât-ı üstadanelerinin bu şiiri yazması son çaredir!

Maarif Vekili ne diyor aslında?

Yazdığınız millî marşımız olacaktır! Bunu ancak siz yazarsınız!

Bir memleket meselesi vardır ve onun halli Âkif’ten beklenmektedir. Sorumluluk onundur, vazife ona düşmektedir.

Bir vazife ve mes’uliyet adamı olarak Âkif, şiiri yazmayı kabul eder.

Âkif yazacak, yazdığı milli marş olacaktır! Bu itminanla yazacaktır.

Şahsında sağlanan mutabakat, şiirinde mutabakatla pekişecektir.

Nitekim Meclis, Âkif üzerindeki mutabakatı, şiiri üzerindeki mutabakatla pekiştirir.

“Ekseriyeti azime” ile, büyük oy çokluğu ile!

Yarışma bir tarafa bırakılır, seçilen 6 şiir oylanmaz bile…

Balıkesir’den Bitlis’e Âkif’in şiiri oylansın diyen milletvekilleri:

Balıkesir Hasan Basri

Bursa Operatör Emin

Kastamonu Suad Bey

İsparta İbrahim

Ankara Mehmed Şemseddin

Kırşehir Yahya Galip

Bitlis Koçzade Yusuf Ziya.

Şiir daha önce, 1 Martta Meclis’te okunmuştur. Büyük heyecan uyandırmıştır. Esasen, 17 Şubatta da Hakimiyet-i Milliye’nin 1.sayfasında yayınlanmıştır. Hakimiyet-i Milliye TBMM’nin yarı resmi yayın organıdır.

Şairde mutabakat, şiirde mutabakata dönüşür.

Mehmed Âkif’den şiirini Meclis kürsüsünden kendisinin okuması istenir.

Mevzu kendisi ile ilgili olduğu için Âkif, görüşme başlayınca Meclis’ten hızla uzaklaşmıştır.

Şiiri yine Hamdullah Subhi okuyacaktır.

Konya meb’usu Refik, “Milletin ruhuna tercüman olan işbu İstiklâl Marşı’nın ayakta okunmasını teklif ediyorum.”

Reis Adnan Bey, “Resmî İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir, binaenaleyh ayakta dinlememiz icab eder.”

Meclis mutabakatını İstiklal Marşı’nı ayakta dinleyerek bir daha ilan eder!

İstiklâl Marşı’nda üçüncü mutabakat, milletin mutabakatıdır.

Meclis’in mutabakatı milletin mutabakatı ile pekişmiştir.

Meclis’te sağlanan mutabakata rağmen, bazı vekiller İstiklâl Marşı’nın muhtevasından pek de memnun değildir. 

Milletimizi yok etmek isteyen batı emperyalizmine karşı sert ifadeler vardır. “Tek dişi kalmış canavar” gibi!

Sonra dinî muhtevası güçlüdür!

Fakat Meclis, o sıralar bizi yok etmek isteyen düşmanı çok iyi bilmektedir, fiilen ona karşı savaşmaktadır. Hakikat budur! Bu yüzden İstiklâl Marşı’nın muhtevasına itirazlar, mutabakatı etkilemez.

Fakat aradan birkaç yıl geçince, Lozan imzalanınca, batı emperyalizmi ile uzlaşılınca, Cumhuriyet ilan edilince ve ardından inkılaplar sökün edince, Meclis’in mutabakatında çatlaklar meydana gelir.

1924 sonunda yeni bir milli marş yarışması açılır.

İşte o zaman milletin mutabakatı öne geçer.

Her şey değişir, kanunlar değişir, anayasa değişir.

Millet bu değişme devresinde kendini kanunlarda bulamaz, anayasada göremez.

Bunlarda onun mutabakatı beklenmez ve istenmez zaten.

Millet için temel metin İstiklâl Marşı’dır.

Milletin büyük ekseriyetini devletle mutabakat bağını İstiklâl Marşı üzerinden sürdürür. Millet İstiklâl Marşı’nda kendini bulur.

Bu mutabakatın yüzüncü yılındayız!

Mutabakatımız daim olsun efendim!

Bu haber toplam 228 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim