• İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

İnsanlığın İslâm'a ihtiyacı var mı?

Rüstem BUDAK

Emperyalizme, şirke, zulme, fitneye, kaosa, kötülüğe, günaha karşı;
Tevhid…
Müslümanların insanlığın kurtuluşu için sunacağı- konuşacağı- teori ve pratize edeceği yegâne kavram; Tevhid’tir.
İnsanlık ancak ve ancak Tevhidi bir tutum, olgu, amel, söz üzerinden yürümelidir.
Tevhidi insan, Tevhidi toplum, Tevhidi alem, Tevhidi devlet, Tevhidi akıl, Tevhidi düşünce, Tevhidi ekonomi, Tevhidi kültür, Tevhidi iman, Tevhidi siyaset, Tevhidi din, Tevhidi aile, Tevhidi hareket, Tevhidi yönetim…
Tevhidi olmayan, Tevhidi temel almayan, Tevhidi yaklaşım olmayan hiçbir şeyin bir anlamı ve değeri yoktur. Tevhidin zıddı olan şirki de aynı şekilde tanımalı ve tanımlamalıyız.
Ne yazık ki Tevhidi temel alan yaklaşımlar sloganik, derinliksiz, ruhsuz, akılsız, kalpsiz olmaktadır. Mesajımız olan Tevhid yegane ölçüdür. Tevhidi aklı, anlayış ve pratiği ötelediğimiz, ertelediğimiz için insanlık için bir şey öneremiyoruz.

***

Hakikatın kaynağı, temeli ve kendisi; Allah’tır.
İnsanlar hakikate; Fıtrat(akıl, vicdan, ruh, kalp ve nefis), vahiy- kitap, insani tecrübe- tarih, elçi(peygamber) ile ulaşır.

***

Müslümanların; yeni bir dünya kurmak, imar etmek ve zulümden kurtulmak için pratik- gerçeklik- zaman ile uyumlu bir hakikat ve pratik inşa etmeleri gerekiyor.
Müslümanlar henüz tevhid, hakikat, adalet, emek ve özgürlük merkezli yeni teori ve pratiği inşa edemediler.
Hala; Sünnicilik, Şiicilik, Bölgecilik, Türkçülük, Kürtçülük, Arapçılık, Farsçılık, Mezhepçilik, Kapitalistçilik, Sosyalistçilik, Liberalcilik, Yalancılık, Adaletsizlik, Cehaletçilik, Tarikatçılık yapıyorlar.
Bunları yaptıkça; ne yerli zalimlerin, ne de küresel zalimlerin zulümlerinden kurtulamayız.

İnsanlığa için hidayeti değil delaleti götürmüş olacağız.

***

Kibirlenme!
Allah’a karşı kibirlenme!
Hz. Muhammed’e karşı kibirlenme!
Kur’an’a karşı kibirlenme!
İnsanlara karşı kibirlenme!
Yönettiğin halka karşı kibirlenme!
İş arkadaşlarına karşı kibirlenme!
Kardeşlerine karşı kibirlenme!
Anne- Babana karşı kibirlenme!
Başka bir düşünceye karşı kibirlenme!
Yoksullara karşı kibirlenme!
Hastalara karşı kibirlenme!
Düşmüşlere karşı kibirlenme!
İşçilerine karşı kibirlenme!
Yetimlere karşı kibirlenme!
Öğrencilerine karşı kibirlenme!
Hocalarına karşı kibirlenme!
Cahillere karşı kibirlenme!
Mazlumlara karşı kibirlenme!
Muhacirlere karşı kibirlenme!
Yaptığını yapamayanlara karşı kibirlenme!
Bildiğini bilmeyenlere karşı kibirlenme!
Günahkârlara karşı kibirlenme!

***

Yenilen İslam mı? Oryantalist aklın zihnimize ezberlettiği bir şey var. Der ki oryantalist akıl; İslam 11. yüzyıldan itibaren gerilemeye uğradı veya şu anda da İslam yenildi deniliyor. İslam’ı din olarak kabul eden Müslümanların tarihi ile İslam bir tutulamaz. İslam; insani, siyasi, ekonomik, kültürel, ahlaki olarak tevhid- adalet- özgürlük temelinde hakikatin ta kendisidir.

İslam yenilmedi; İslam’a inanan Müslümanların aklı- kalbi; kısırlaştı, vahyi algıyı köreltti, zamandan koptu, yeni ilahlara tapındı, dini tapınak cami-medrese-tekkelere hapsetti, mesajı iktidar ve sermaye doğrultusunda saptırdı…

Yenilen Müslümanım, diyen dindarlar ve onların kurduğu kurum-devlet-imparatorluklar…

***

Küresel dünya sistemi nedir, nasıldır? Doğru tanıyor muyuz?

İllüzyon ve Manipülasyonlara bağlı kalmadan dünya sistemini doğru tanımlamak ihtiyacı…
Küresel dünya sistemini oluşturan medeniyetler; İslam medeniyeti ve diğerleri(Batı- Hint Medeniyeti)…
Küresel sistemin tarafları; farklı coğrafyalarda da olsa da; Habil- Kabil, Tevhid- Şirk, Zalim- Mazlum…
Sistemin Firavni(Devlet ve teşkilatlarla küresel egemenlik) karakteri…
Sistemin Karun(küresel sermaye ve pazar mücadelesi) karakteri…
Sistemin Belami(dinleri sisteme- piyasaya uyumlu) karakteri…
Sistemin Haman(Askeri ve sivil bürokrasi)…
Küresel sistemin belirleyici batı bloku(Avrupa- İsrail- ABD- Rusya) bu sistem sahiplerinin dünyayı sürükledikleri yer! Görünüm nasıl? 2. dünya savaşında 80 milyon insan öldürüldü.
Değer krizi… İslamofobi… Ekonomik sömürü… Ruhsal krizi…
Müslümanlar küresel sistemin neresinde? Nasıl bir sistem öneriyorlar? Hangi değerleri taşıyabilirler? Dünyanın İslam’a ve Müslümanlara ihtiyacı var mı?
Müslümanlar bu halleri ile küresel sistemi dönüştürebilirler mi?
Kendilerini düzeltmeleri için nereden başlamalılar?
Türkiye küresel sisteme taşıyacağı değerler nelerdir?
Teoman Duralı yeni medeniyet teklifinin “Merhamet Medeniyeti” olması gerektiğini iddia eder. Alev Alatlı; ” Dünyanın İyiliği İçin Türkiye” perspektifi olmalıdır, der.

***

İnsanlar, Allah’ın irade ve müdahalesini sadece insanın yaratılışı ve ölümü, bitki, hayvan ve diğer alemlerin oluşu ile sadece ilişkilendiriyorlar.
İlk ve son sebebi düşünmeden hareket ediyorlar.
Teknolojinin yaratıcısının İnsan olduğunu düşünüp, Allah’ın teknolojinin oluşumu ve üretimine katkısı olduğunu pratikte düşünmüyorlar. İnsanlar teknoloji karşısında kendi kendilerini aşağılayarak ve ona tapınarak yaşıyorlar.

***

İslam dışı deolojiler, dinler, akımlar, fikirler karşısında ölçümüz; hakikattir.
Bunların hakikate düşen payı önemlidir.
Hakikate düşen payını alır, zulme bulaşan yönünü almazsınız.
Her insan bir hakikatin parçasıdır.
Önemli olan senin nasıl faydalandığındır.
***

Asr-ı Saadet bitmiş- tükenmiş ve bir daha gerçekleşmeyecek bir dönem projesi değildir.
Asr-ı Saadet’ten sonra her daim insanlık geriye doğru gitmekte ve yıkılmaya yüz tuttuğu anlayışı doğru değildir.
Asr-ı Saadet, her daim fıtrat-vahiy- sünnet- akıl- kalp ile insanlığın kurtuluş projesinin gerçekleşeceğinin ve hatta o döneme denk veya üstün- geniş- büyük olarak mümkün olduğunun nişanesidir.
***

Seslere kulak ver!

Aklın ve kalbin tevhidin çağrısını dillendirdikleri sesleri… Nefsine tapınmış ve nefsinden konuşan insanların sesleri… Zalimlerin zulmü altında inleyen mazlumların sesleri… Korkularından dilleri lal olan olup sesleri kısılanlar… Vicdanın ve fıtratın sesleri… Çıkarları için kendini adayanların çığlık dolu sesleri… Tarihin derinliklerinden yükselen sesler… Batıla kulak verip artık batılın sesinin sesleri… Mezarlıklardan yükselen sesler… Kurtarıcılığa soyunup kurtardığına kurtardıklarını iddia ettiklerine zulm edenler sesleri… Zalimler karşısında hakikati haykıranların sesleri… Vahyin sesine kulak verip o sesi değiştirerek insanlara aktaranlar… Kalabalıkların önüne çıkıp dosdoğru yolu gösterenlerin sesleri… Hegamonyacılar huzurunda onların yaltakçısı olan aydın, entellektüel, alim, bilgin, din adamlarının çıkardığı sesler… Tevhid, adalet ve özgürlüğe çağıran peygamber, alim, aydın, şair ve yazarların sesleri… Sesleri birbirinden ayırtedebiliyor muyuz? Hangi sese kulak veriyoruz?

***

İşlediğin günahların, yaptığın hataların, ertelenen iyiliklerin, işlediğin haramların, yerine getirmediğin sorumlulukların, söylediğin yalanların, ortak olduğun zulümlerin, sahip çıkmadığın emanetlerin, görmemezlikten geldiğin hakikatlerin kefaretini ödeme vakti gelmedi mi?

Bu yazı toplam 348 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim