• İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Konya 18 °C
  • Sakarya 16 °C
  • Şanlıurfa 25 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Gaziantep 23 °C
  • Bolu 14 °C
  • Bursa 18 °C

Ankaralı D. Mehmet Doğan

Ankaralı D. Mehmet Doğan

ANKARALI

D. MEHMET DOĞAN

 

   1947 Kalecik doğumlu. Akranım, adaşım ve gönüldaşım.

    Mehmet Doğan bugünün tarihiyle benim yaklaşık yarım asırlık yani 50 yıllık arkadaşım.

 

           Dönem sonu memlekete dönmeyişimin, Ankarada yerleşip kalmamın bir bakıma konuşulmayan ve görülmeyen sebeplerinden biri ve en önemlisidir.

           1968 yılında İstanbul-Sultanahmet, Ersoy Han no: 45 adresinde yani Fikir ve Sanatta Hareket Dergisi idarehanesinde tanışmıştık.

            Mehmet Doğan, Ali Birinci, T. Fikret Göncüler, Niyazi Adalı, İhsan Sezal ve M. Emin Palamut Hareket Dergisinin Ankara gurubunu teşkil ediyorlardı. Bazen hepsi bezen de bir kısmı Kurban ve Ramazan bayramlarında İstanbul’a bayramlaşmak için gelirlerdi.

            Birlikte Nureddin Topçu, Osman Turan, Ali Nihat Tarlan, Cemil Meriç ve bazen de rejisör Halit Refiğ ve Metin Erksan’a da bayramlaşmak için giderdik.

       Daha önce münferit de olsa İsmail Hami Danişmend ve Ali Fuat Başgil’e de gittiğimizi hatırlıyorum.

            Ben Cerrahpaşada mezuniyet dönemimde derslere gömüldüğüm günlerde Mehmet Doğan Ankaradan İstanbula geldi ve Dergah yayınlarında çalışmaya başladı. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisini Kutlu ve Ezel Erverdiyle birlikte hazırlamaya başladı. O Ankaradayken ben ihtisas yapmak üzere yurtdışına çıktım.

            Mesleki ihtisasımı tamamlamak için Almanyada tam yedi kalmıştım. Dönüşümde 1982 yılında askerlik hizmeti için geldiğim Ankara’da Mehmet Doğanın bir gurup arkadaşıyla birlikte Yazarlar Birliğini kurmuş olduğunu gördüm. Ankara, Anadoluda kültürel etkinliklerin merkezi haline gelebilirdi. Bu yürüyüşün başladığını görmek beni memnun etmişti. Hemen üye oldum ve çalışmaları takibe başladım.

            1986 ‘da Zaman Gazetesinde günlük yazılar yazmaya başladı. İskenderundan Ankaraya her gelişimde Rüzgarlı sokaktaki gazeteye gider görüşürdük. İlk sayısından itibaren Zaman Gazetesinin abonesiydim.Artık Ankarada iki ziyaretgahım vardı. Birincisi Fatih Gökdağın Dergah Kitabevi, ikincisi de Hatay sokaktaki Türkiye Yazarlar Birliği.

Doğanın teşvikiyle İskenderunda Hatay dergisini çıkarmaya başladım İlk sayısını da Ankarada Feryal Matbaasında basıldı. Muayene ve laboratuarımızı açıp, Devlet Hastanesinde çalışmaya başlayınca İskenderuna yerleşmiş olduk. Ankaraya gidiş-gelişimiz de düzene girdi.

            Doğan Ankara Siyasal mezunuydu. Hem de Siyasalın Basın-Yayın bölümünden. Daha açık ifadeyle Doğan yazı ve araştırma konusunda Mektepli idi, bizler de alaylı. Araştırma ve tespitlerine yansıdığı gibi konulara analitik yaklaşımı mükemmeldi, profesyonelceydi.

                 TEK KİŞİLİK DİRENİŞ ÖRGÜTÜ

            Batılılaşma İhanetinden sonra Camideki Şair Mehmet Akif, Mağlubiyet İdeolojisi, Yüzyılın Soykırımı, Ankarayı En Kara yapanlar resmi ideolojiye karşı birer isyan belgeselleriydi, başkaldırı Manifestolarıydı. Büyük Türkçe Sözlük ise Mehmet Doğanı kültür hayatımızda markalaştırdı. Hamamönü mevkiinde unutulan ve Hacettepe Hastanesinin sınırları içinde boğulan Taceddin Dergahını o direniş ruhuyla ve tuttuğunu koparan mücadeleciliğiyle kurtardı. İstiklal Marşımızın yazıldığı ve Akifin üç yıl süren ilk Meclisteki görevi sırasında davet üzerine kaldığı evi de yılları kapsayan ısrarlı direnişinden sonra kurtarmayı başardı. 

            Doğan koşarken koşturanlardandı. Amatör Hatay Dergisi üzerine tanıtım konuşması ve takdimi için bir cumartesi günü bizi Ankara’ya davet etti.

            Mehmet Doğanın Yayınlanan kitapları Türkiye’de yeni ve dinamik bir düşünce adamının doğmakta olduğunu müjdeliyordu. Onun varlığı ve performansıyla iftihar ediyor ve kültür hayatımız adına sevinç duyuyorduk. “Batılılaşma İhaneti” Doğanın keskin çıkışlarından biridir. Dayandığı dip notları ve belgesel çalışması, zorba resmi ideolojiye başkaldırışının ilk belgeselidir. Batılılaşma İhaneti Doğanı aranan yazar haline getiren ilk eseridir. Kitabı iki defa okudum ve İskenderunda çıkardığım Hatay Dergisinde eleştirisini yazıp okuyucularla paylaştım. Yayınevinden ödemeli olarak 50-elli kitap istedim. Batılılaşma İhaneti kitabı muayene masamın sağ köşesinde dururdu. Gelen hastanın tahlil-tetkik ve muayenesi bittikten sonra, ona yazdığım reçeteyi verirken hediye olarak bir de Doğanın kitabını hediye ederdim. Genellikle armağanım okuyacağına güvendiğim hasta veya genç hasta yakınlarına olurdu.

            Yıl-1987. Gazete haberlerinde Mehmet Doğan ve arkadaşlarının Ekim ayı ilk haftasında Tunustaki İdam kararlarını protesto etmek üzere elçilik önüne siyah çelenk bıraktıkları için tutuklandıklarını okuduk. Araştırdık, iki arkadaşıyla birlikte Doğan gözaltına alınmıştı. Saçları kesilmiş ve Ulucanlara tıkılmışlardı. Olayı işitmeyen arkadaşlara telefonla duyurmaya başladım.

            Bu sıkıntı ve baskıların yeni doğuş ve uyanışlara vesile olmasını Allahtan dileyerek, tutuklandıklarını dergimizde duyurduk.

            Birlikte Türkiyenin farklı şehirlerinde anma toplantıları, şiir ve edebiyat sohbetleri, konferanslar, seminerler ve kültürel ağırlıklı gezilere katıldık.

            Balıkesirde Suçıktı , Maraşta Dolunay ve Safranboluda şiir geceleri, Bağdatta “Mihrican El Merbit LeyelişŞi’r” uluslar arası etkinlikler her zaman TYB mensuplarının katılımıyla gerçekleşti. Mihrican şiir geceleri etkinlikleri Arabların cahiliye döneminden beri geleneksel aralıklarla gerçekleştirdikleri şenliklerden biri olmuş.

            Doğan, bir dönem de RTÜK- Radyo Televizyon Üst Kurul üyesi olarak hizmet verdi.                

            Irak Kültür Ateşesi Zeben El Kubeysi ile güven ve dostluklar perçinlendikçe vize almamız kolaylaşmış, Tikritte yapılan “İd Milad Seyidine Saddam Hüseyin”etkinlikleri vesilesiyle tekrak bölgeye Selahaddin Eyyubiaraştırmaları için gitmiştik.

            İyi bir yol arkadaşıdır. Arap Atasözü meşhurdu:” Evvel Rafik, sümme Tarik.” Yani önce yol arkadaşı sonra yol. Birlikte çok verimli yurt içi ve yurt dışı seyahatler yaptık. Yazdık ve paylaştık. İlk uzun seyahati Kazakistan’a yapmıştık. Almatı, Yesi ve Taşkenti doyasıya gezmiş ve notlar almıştık.

            Bir minibüs dolusu TYB üyesiyle birlikte Gürcistana gitmiştik. Geçidi bekleyen şehir Erzurumda programlanan etkinliklerden sonra Ardahan ve Posof üzerinden Ahıskaya geçmiştik.

            Başka bir seferinde vefatının 25. yıl dönümünde fikir dünyamızın yıldızlarından Nureddin Topçuyu anmak ve anlatmak için Yozgat, Sivas Erzincan üzerinden Eğin’e doğru yola revan olmuştuk. Merhum İskilipli Muhammed Atıf Hoca hürmetine Çorum istikametine yaptığımız günlük gezi yeni atılımların başlangıcı olmuştu.

2012 yılı çok bereketliydi. Sırayla Kızıl Çinin resmi davetlisi olarak Doğu Türkistan, Sekiz asırlık İslam yurdu Endülüs ve Umre ibadeti için maaile Hicaz yolculuğunu da lehülhamd birlikte gerçekleştirdik.

Seyahatler sırasında yaptığı gözlemleri aldığı notlarla hemen yazıya dönüştürür ve Yeni Akit Gazetesindeki köşesinde yayınlanıverirdi. İnternetten takip eder ve okurduk. Yeni tespit ve teklifleri, Güzel Türkçesi ve akıcı üslubuyla Doğan kendini okuturdu. Kendisi nerede olursa olsun yazısını okuduktan sonra telefonla da olsa onu tebrik etmekten kendimi alamazdım.

Yeni Akit gazetesinde iki imzayla yazardı. Çoruma günübirlik gezimizde ziyaret ettiğimiz merhum İskilipli Atıf Hoca ile ilgili onun imzasıyla bir yazı yayınlandı.

 

EVVEL REFİK-SÜMME TARİK

 

Önce yoldaş sonra yol der bir Arap atasözü.

Önce takoz ve tökez olmayan, tam tersi uyumlu ve becerikli yol arkadaşı seçilecek sonra da ne kadar uzun, zahmetli ve zorlu olursa olsun yola çıkılacak. 

Şarki Türkistana yaptığımız ve Urumçi ile Kaşgar ziyaretlerimizde beş yazı, sekiz asırlık İslam yurdu Endülüs ile İmanımızı imar ve yeniden inşa için gittiğimiz Hicazda Umre notlaını yine beşer yazıyla taçlandırdı. Bitmedi, TYB’nin hazırladığı on günlük “Ankaradan Siirte Kültür Kervanı” ile sekiz ilimizde ve Üniversite rektörleriyle müşterek yaptığımız etkinliklerde yine şar dostlarla birlikteydik. Diyarbakır ve Mardin üniversitelerinde Dünya İslam Birliğinin mimarı Selahaddin Eyyubiyi gençlere anlatmak nasip oldu. Hatay ve Adıyaman üniversitelerinde de birlikte “Sekiz asırlık İslam yurdu ENDÜLÜS’ü” birlikte anlattık. Son gezimiz de Kırgızistan’a oldu. TYB’nin Bakanlık desteğinde yaptığı bu etkinlikleri bizlerin seyahat maksadıyla gerçekleştirmemiz ekonomik güçlüklerle karşılaşabilirdi.

Katılımcılar arasında başına buyruk, ekzantrik davranışlar sergileyenler olurdu. Lisan-ı münasiple uyarırdı. Geç kalanları kul hakkı yüklenmekle ikaz ederdi. Yöneticiliğinde –arada sigortası atsa da- genelde hoşgörülüydü.  

Diğer uluslar arası seyahatlerde gurubun en uyumlularından oluşuyla onu “Aksakallı” olarak görevlendirirdik, gurubun sözcülüğünü yapardı. Çin gezimizde bu görevi başarıyla gerçekleştirdiğine şahidim. Doğan yalnız gezi gurubunun en uyumlu ve problemsiz yoldaşı değil, aynı zamanda daima problem çözen ve geziyi kolaylaştırıp sevdiren bir dost oldu.

            Kalecikli Mehmet Doğanla birlikte yeni bir geziye hazır mısınız?

 

Not:1

1987 yılında İskenderunda onun yazdığı kitabı okuduktan sonra bir şiir yazmıştık.

 

PERVANELER

                              -Batılılaşma İhanetinin Yazarına-

 

Tasavvuf kolunun ibret dağından

Seyrettim cikanı elde neler var.

 

Fer silinmiş bakanların gözünden

Kalp gözüyle gören ferdaneler var.

 

Mevlana Rumi’nin sır bahçesinden

Henüz derilmedik güldaneler var.

 

Hikmetinden sual olmaz Hüda’nın

Velilerden öte nurdaneler var.

 

Çerağ Peygambere cism-ü canıyla

“Nureddinler” gibi pervaneler var.

 

Yeganeydi “Topçu” şimdiyse gani

Fikir meydanında merdaneler var!

 

Not:2

6.Nisan 2013 günü, kurucusu bulunduğu Türkiye Yazarlar Birliğinin35. kuruluş yıldönümü münasebetiyle Mehmet Doğanı anma toplantısı İstanbul Sultanahmet Kızlarağası Medresesinde gerçekleştirildi. Yaşayan şair-yazar ve düşünce adamlarını anma toplantıları yıllardan beri yapılıyordu. Ankaradan Muhsin Mete ve İbrahim Ulvi Yavuz beylerle birlikte bizler de katılıyorduk. Toplantıda Beşir Ayvazoğlu, Hicabi Kırlangıç, Mustafa Miyasoğlu ve İbrahim Demirci Doğanı anlatmaya başladılar. Toplantıda Mehmet Doğan yoktu. Zaten salonda olsaydı eminim diyaloglar-itirazlar-yapmayın yahu’lar yükselirdi.

           Toplantı sona erdi, köşede çay içiyoruz. Arkadaş söylediklerinize katılıyoruz altına da imzamızı atıyoruz. Ancak Mehmet Doğanın hiç mi ters davranışı, hatası, yanlışı yok?

Adamı öyle övdünüz ki alayı illiyine çıkardınız. Eğer salonda olsaydı ilk itirazı size kendisi yapardı. Bakın birincisi Doğan anlattığı bir efsanede doğum yeri olan ilçeye gelen Büyük İskendere ve komutanlarına Türkçe öğretti. Makendonyalı İskender bütün çevreyi zaptetmiş de sadece Kaleciği alamamış. Muhasara uzayınca komutanlarına bağırıp çağırmış. Hala alamadınız şu küçücük kaleyi yazıklar olsun size demiş. Komutanlar da İskendere “Efendim İşte KALE, sıkıysa ÇIK demişler. Ogün bu gündür bu şehrin adı KALEÇIK’tan KALECİK olarak günümüze kadar gelmiş.?!? (At martini Debreli Hasan dağlar inlesin!)

            İkincisi de sizleri uyarıyorum. Beni dut mevsiminde ağaçlardan dut yemeye arkadaşlarla birlikte Kaleciğe davet etmişti. Gerçi dut yedik ama 5 yıl da siyaset yasağı yedik.

Son baharda Kaleciğin ayvaları da güzel olurmuş. Cömert adamdır, yine davet ediyor da siz siz olun sakın gitmeyin. Doğan AYVA diyor, doğrudur ikram eder, Kalecikten AYVAYI da yer dönersiniz. Ben uyarıyorum, demedi demeyin!

Dr. Mehmet Sılay

 

Bu haber toplam 336 defa okunmuştur
Etiketler:
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim