Bu defa dağ yürüdü: Erciyes ayağımıza geldi!

D. Mehmet DOĞAN

Meşhur bir sözümüz var: Dağ yürümezse abdal yürür! 

Bu tabiata uygun olandır. “Dağ”ın onca kerameti varken ve yürüse bile bizim idrakimizle anlaşılamazken, insanın yürümesi de keramettir. Bunu en güzel yürüyemeyenler fehmeder. İnsan keramet gösterip, hücresinden, odasından, evinden çıkıp kıra, şehre ve dağa yürümekle ömrünü tamamlar. Kimileri kırda kalır, gözünün erimindeki bir dağa doğru yürümeyi bile göze alamaz. Kimileri hayat gailesine dalar, şehrin hay huyu içinde kıra veya dağa doğru gidemez.

Dağlar bizi çağırır. Bu dâveti Âşık Gevherî dört asır önce duymuş ve bize de duyurmuştur:

Başına bir hal gelirse
Dağlara gel dağlara
Seni saklar vermez ele
Dağlara gel dağlara

Köroğlu dağ konusunda daha yüksek perdeden konuşur:

Arkam sensin, kal’am sensin dağlar hey!

Köroğlu’nun sesinin yankısını Abdülhak Hamid’de buldum desem, inanmasınız:

Dağlıyım ben, fakat yanardağlı!

Dadaloğlu da “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” dememiş midir?

Dağlar bizim de, bize dağ yolları kapalı! Öyle bir devirdeyiz ki, ne dağlar bizim, ne ferman padişahın! Şu sıralar dünyayı kasıp kavuran taçkıran salgını bizi kırlardan, dağlardan yoksun bıraktı. Dağ gibi dostlarımız göçünü topladı, bazılarına bir “uğurlar olsun” bile diyemedik.

Bu kapanma devri dağ hasreti olup yüreğimizi dağladı! Yahya Kemal’in mısraını dilimize vird ettik:

Yârin  ki  her  tebessümü  dâğ  üstü  bâğ olur

Dursun Çiçek’in sosyal medya denilen gayyada dağ fotoğraflarına gördükçe bu hasret katlandı. Arada dağ şiirleri bulup, pes perdeden de olsa okuyoruz. Ahmet Muhip Dıranas’ın Ağrı şiiri ilk hatırıma gelenlerden. Arayı arayı buldum.

Ahmet Muhip Dranas’ın Ağrı şiiri şöyle hitama erer:

Gökyüzüne doğru yürüyen yeryüzü,

Barıştıran sınır geceyle gündüzü;

Ey sonuca doğru ilkuçtan gelen Dağ!

Göğü perde perde delip yükselen Dağ!

Ve dağ bize geldi! Meğer Dursun Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediyesi yayınlarından Erciyes Dağı kitabını çıkarmış. Büyükşehir belediye başkanlarının kültür arkaplanı yoksa, böyle bir işe talip olmamaları en doğrusudur. Memduh Büyükkılıç, bu vasfını bir daha gösterdi, bu güzel kitabın yolunu açmakla.

Kitabın önce resimlerine baktım. Orta Anadolu’nun damı Erciyes her cepheden görünüyor kitapda. Biz ne yapsak etsek, bu kadar farklı yönlerden, yerlerden seyrü temaşa edemeyiz o mutantan tabiat harikasını.

Sadece resimler değil, yazılar da var elbette: O dağ, Dağ ve insan, Tecelli ve tezahür, Gönlümdeki dağ.

Sadece bakılan değil, okunan bir kitap Erciyes Dağı.

Tabiat kitabını okumak için güzel bir önsöz bu kitap.

Sadece Erciyes dağını değil, onunla birlikte var olan çevreyi, insanları, köyleri, şehirleri de yerli yerine koyan bir eser. Bir de dağ gibi bir fikir adamımızı, Erciyes’teki Erciyesi, merhum Âkif Emre’yi bize hatırlatıyor. Rahmeti bol olsun!

Velhasıl, biz dağ yoluna çıkacağımız günleri ümitle beklerken dağ bize geldi!

D.M.Doğan

Bu yazı toplam 181 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim