• İstanbul 29 °C
  • Ankara 33 °C

Çözümle ilgili teklifler, tavsiyeler ve uygulama ile ilgili görüşler

Çözümle ilgili teklifler, tavsiyeler ve uygulama ile ilgili görüşler
Türkiye Yazarlar Birliği, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği, Yunus Emre Enstitüsü ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ile müştereken dilimizin dünü, bugünü ve yarınının konuşulduğu bir Türkçe Şûrası düzenledi.

26-27 Kasım 2021 günleri yapılan Şûra'ya, dilciler, edebiyatçılar, ilim ve fikir adamları ile hukuk, tıp, eğitim, spor gibi alanlardan konuyla ilgili çalışmaları olanlar katıldı. Şûra'da müzakere edilen başlıklarla ilgili kapsamlı bir rapor hazırlanarak kamuoyuna açıklandı. 

Çözümle ilgili teklifler, tavsiyeler ve uygulama ile ilgili görüşler

Bu bölümde uygulamaya yönelik bazı teklif ve tavsiyeler dile getirilmektedir. Devlet kurumlarının başta TBMM, Millî Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, YÖK, RTÜK, TRT ve TDK’nin ilgili kurumlar olarak dilimizin sağlıklı şekilde varlığını sürdürebilmesi için yapması gerekenler sıralanmaktadır. Dil meselesinin devlet katında bütüncü bir yaklaşımla ele alınarak köklü tedbirlerle yoluna konulmasında daha fazla geç kalınmaması gerekmektedir.

Şûra’ya katılan çok farklı kesimlerden ilim, fikir ve edebiyat adamlarının dilimizin bugünkü durumu ile ilgili temel konularda fikir birliği içinde oldukları görülmüştür. Dilimiz, ifâde imkânları daralarak, kelime hafızası zayıflayarak yoluna devam etmektedir. Bu zafiyet bir taraftan kelime haznesinin küçülmesi, öte yandan cümle yapısının bozulması dâhil, meselelerin giderek artması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Türkçe cümle, başka dillerden alınan kelimelerle de kurulabilir fakat cümle Türkçenin yapısına uygun olmazsa, anlam tamamen kaybolur. Bugün anlamda açıklığın, anlaşılırlığın kaybedilmesi, yeni kelime yapma (uydurma) konusunda bir otoriteye ihtiyaç duymadan her önüne gelenin keyfine göre kelime uydurmasının yanında, Türkçe cümle yapısının dışına çıkılarak metinler ortaya konulmasıyla da ilgilidir.

Devlet kurumları dil konusunu ciddiye almalıdır!

Dilimizin kelime varlığının ayırım yapmadan korunması yanında, cümle yapısının, söz diziminin korunması da ehemmiyetli hâle gelmiştir. Türkçe cümle yapısı dil bilgisi derslerinde anlatılıyor olmakla beraber, güzel ve mükemmel Türkçe örnekleri ile karşı karşıya getirilmeyen öğrenciden güzel cümle kurması beklenemez. Teori ancak güzel edebî eserler, düşünce ve ilim eserleri esas alınarak anlatılabilir/anlaşılabilir.

En başta her kademede Türkçe dersleri tabiî-köklü Türkçe esas alınarak yeniden düzenlenmelidir. Yerleşikler dışında uydurma kelimeler ve dilimizin malı olmamış yabancı kelimeler kullanılmamalıdır. Bu dersler okunması, hatta bazen ezberlenmesi mecburi olan güzel metinlerle desteklenmelidir. Öğrenciye kurallar/kaideler sormakla birlikte, okutulan metinlerin cümle yapıları ile ilgili sorular da sorulmalıdır.

Bir dilin kelimeleri devlet kararıyla değiştirilmemelidir. Tam tersine devletin müdahalesi var olanı korumaya dönük olmalıdır. Dile uygun tasarruf dilden doğmalıdır. Dilin istikrarının korunması en önce devletin dil konusunu esaslı şekilde ele almasını gerektirmektedir. Bugün bir taraftan devlet metinlerinin dilinde (kanun, tüzük, yönetmelik vb.) ciddi bir aşınma görülmekte, diğer taraftan yine devlet kurumu olan Millî Eğitimin ve üniversitelerin metinlerinde aynı zaaf hissedilmektedir. Devlet, Millî Eğitim ve akademiyle dili kontrol altında tutmakta ve yönlendirmektedir. Dolayısıyla, sonuç alıcı tedbirlerin, uygulamaların bu kurumlar eliyle yürütülmesi gerekmektedir. Türkçe, Öztürkçe ayrımı ortadan kaldırılmalı, makul bir çizgiye dönülmelidir. Orta öğretimde Osmanlı Türkçesi dersleri en azından seçimlik olarak yer almalıdır.

Hukuk dili adaleti ihlal edecek derecede bozulmuştur!

Hukuk dili sağlıklı olmaktan çıkmıştır. Hukuk dili gibi belirli bir jargona istinat eden özel alanların dili belagatini yitirmiştir. Her alanda anlam, düz anlama indirgenmiştir. Önceden yedi sekiz kelimeyle ifâde edilen ve birbirinden farklı anlamları karşılayan kelimeler bugün bir tane kelimeyle karşılanmaktadır. Mesela, zaman, vakit, mühlet, vade… kelimeleri sadece “süre” kelimesiyle karşılanmaktadır. Adalet Bakanlığı hukukî metinlerinin dilinin sağlıklılaştırılmasını gündemine almalıdır. Meclis’ten çıkan kanun metinlerinin hem dil bilgisine vakıf hukukçular hem de dil bilimciler tarafından denetlenmesi yönünde adımlar atılmalıdır.

c1.jpg

Bu haber toplam 296 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim