• İstanbul 19 °C
  • Ankara 16 °C

D. Mehmet Doğan’dan siyasete kurban edilmiş Türkçenin kitapları

D. Mehmet Doğan’dan siyasete kurban edilmiş Türkçenin kitapları
Dil bir milletin ortak anlaşma zeminidir. Yüzlerce, binlerce yıllık edebiyat, düşünce ve tarih birikimi dil sayesinde vardır.

Dil siyasete âlet ediliyorsa şu veya bu tarafıyla oynanıyorsa, edebiyatınızın sürekliliğinden, düşüncenizin istikrarından, tarihinizin devamlılığın vaz geçiliyor demektir.

Tarihinizden vaz geçmek, hafızanızdan vazgeçmektir. Hafıza kaybı kişilik kaybıdır.

Edebiyatınızın sürekliliğinden, düşüncenizin istikrarından vazgeçmek, medeniyet kaybıdır.  

20. yüzyılımızın özeti hafıza kaybı ve medeniyet kaybıdır.  

Keşke, siyasiler dile hiç el uzatmasalardı. Dili, halk, aydınlar, ilim ve fikir adamları konuşarak, yazarak, üreterek genişletse ve geliştirseydi. Türkçe 19. yüzyılın sonunda, en güçlü olduğu bir dönemde, dil politikasıyla karşılaştı. Hayırhah iddialar, milliyetçi tafralar, sonra devrimci cilâlar yapıldı.

20. yüzyılda köklü yazılı kültüre sahip milletlerden sadece Türklerin alfabesi değiştirildi, yer yüzünde sadece Türkiye’de “dil devrimi” yapıldı. Yabancılar, dilde devrim olmayacağını bildikleri için dil devrimini “reform”, yani “ıslahat” olarak tercüme ediyorlar (language reform).

1930’lardan sonra her nesil, çocukluğunda başka, gençliğinde başka ve nihayet yetişkinliğinde başka kelimeler öğrenmek zorunda kaldı. Yurt dışında türkoloji öğretimi yapan hocalar Türkiye’ye her geldiklerinde yeni bir dil öğrenmek mecburiyetinde kalmaktan şikâyet ettiler.

Bir şey devrimcilikle, milliyetçilikle cilâlanınca meseleler çözülüyor zannedildi. Aksine, bu cilâlı kelimeler problemi örtmek için kullanıldı. Türkiye dil devrimine maruz kalmasa idi, daha güçlü bir edebiyatımız, daha etkili bir fikir hayatımız olacaktı. Daha akıcı yazacaktık, daha selis konuşacaktık. Dil devrimi ilk hızıyla devam etse ve tam başarıya ulaşsa idi, bugünkünden daha kötü durumda olacaktık. Yabancı bir türkologun, Geofferey Lewis’in deyimiyle, trajik bir başarıya, felakete yol açan bir başarıya daha fazla yaklaşacaktık. Neyse ki, sınırlı kaldı. Bu sınırlı tahribat bile, domino etkisi denilen bir tesir uyandırarak bütün kültür ve düşünce hayatımızı hasara uğrattı.

20. yüzyılın önemli filozoflarından Jacques Derrida, harf inkılabının “travmatik” yani yaralayıcı bir şey olduğunu söylüyor ve Bizde böyle bir şey olduğunu düşün: Cumhurbaşkanı, yarından itibaren yeni bir yazı sistemi kullanmamız gerekti­ğine karar versin.” cümlesini kuruyor ve bunu bir “harf darbesi” olarak niteliyor.

“Bu yüzden, Türkiye’de bir harf katliamı olduğunu tahayyül ettiğim, ge­ri dönüşü olmayan bir yolculuk olduğunu düşündüğüm şeyi üstlenmeye ve yanıma almaya, sanki içimdeymiş gibi onu kavramaya ve yeniden yaşamaya çalışıyorum.”

Dille oynamanın sonucu ne olmuştur? Bütün dünyada dil kültürel devamlığın esas zeminidir, Türkiye’de ise, kültürel devamlığı belirsizleştirmenin aracı hâline dönüştürülmüştür.

D. Mehmet Doğan, sözlük hazırlamak dışında, Türkiye’deki dil siyasetini, zihnimize yapılan müdahaleyi ve sonuçlarını 1970’lerden beri kaleme aldığı kitaplarında ele aldı. Dil Kültür Yabancılaşma, Bir Lügat Bulamadım, Yüzyılın Soykırımı, Devlet Sözlük Yazar mı?, Kelimelerin Seyir Defteri ve Söz Okyanusunda Yolculuk.

dil-kultur-yabancilasma.jpg

DİL KÜLTÜR YABANCILAŞMA

Ülkemizde yaşanan yabancılaşma insanımızı derin bir kargaşanın içine itmiştir. İyi, güzel, doğru vb. kavramlar konusundaki görüşler çarpıtılmış veya yok edilmiştir. Dil, Kültür, Yabancılaşma’da, yaşadıklarımızdan hareket edilerek ağırlıklı olmak üzerinde durulmakta, olayların ve kahramanların dil geri planı, geçmişi Kurcalanmakta ve genel geçere aykırı doğrular ortaya konulmaktadır. Yazarı, Dil, kültür, Yabancılaşma’yı asıl okuyucularına, yani haklı ve güzel tedirginlikleriyle gerçeği, yaşanan çarpıtılmışlıkların sonucu olan genel geçerin dışında arama yürekliliğini gösterenlere ithaf ediyor.

9481028698162.jpg

BİR LÜGAT BULAMADIM

Kültürel alana, dile müdahale, adı ne olursa olsun, nasıl yüceltilirse yüceltilsin, Türkiye’yi çıkmaza soktu, içinden çıkılması zor buhranlara sürükledi. Sözlüğümüzü sınırlayanlar, düşünme gücümüzü tehdit etmek istediler / Bilme ve düşünme kapasitemizin gelişmesini istemediler!

“Bir Lügat Bulamadım” kendini yazan bir kitap. Macera, yazarın, daha orta mektep talebesiyken, Dil Kurumu inşaatında çalışan bir hısmının hediye ettiği bir sözlükle başlıyor. Küçük öğrenciye önce çok büyük, hatta muazzam ve mükemmel görünen bu sözlük zamanla, hem küçük, hem kifayetsiz ve hem de kusurlu görünmeye başlıyor. Yazar bu hususta kesin kanaate ulaştıktan sonra, gerçek bir sözlük arayışına giriyor. Bulamadığı sözlüğü kendisi hazırlamaya karar veriyor! Çeyrek asır içinde en fazla mesai harcadığı kitap, sürekli genişlettiği Büyük Türkçe Sözlük..

9486217379890.jpg

YÜZYILIN SOYKIRIMI

Bu kitabın konusu ile "katliam", "soykırım", "jenosid" veya "etnik temizlik" kavramları arasında ilişki kurmakta zorluk çekilebilir. Bedenlerin yok edilmesiyle, biyolojik varlığı insan yapan, insan olarak farklılaştıran, kişilik kazandıran ve böylece imha edilmeyi gerektiren düşmanlıkların konusu hâline getiren dilin, kültürün, inancın tasfiyesi arasında her hangi bir ilişki yok mudur gerçekten?

Yüzyılın Soykırımı, bu noktada, birçokları için kafa karıştırıcı olmanın ötesinde hayret ve hatta dehşet uyandırcı bilgiler ve yorumlar "içeriyor". Katliam, soykırım, jenosid, etnik temizlik… Bu kelimelere ve bu kelimelerin delalet ettiği mânalara millet olarak yabancı değiliz. Nitekim son iki asırlık tarihimizde çok sayıda dehşet verici soykırım hadisesi ile karşı karşıya kaldık. Bu millet diliyle, kültürüyle, değerleriyle ve medeniyet unsurlarıyla tamamen yok edilmenin nesnesi hâline getirildi. D. Mehmet Doğan´ın bu eseri, kültürel soykırıma maruz kalan bir milletin sağduyusunu henüz yitirmemiş çocuklarına hitap etmek, böylece toplumumuzu kimlik buhranının gayyâsına iten manevî tahribatın nasıl aşılacağı meselesini yeniden tartışmak istiyor.

9103249080370.jpg

DEVLET SÖZLÜK YAZAR MI?

Dil, bir milletin ortak hafızasıdır. Devrim, geçmişimizle en güçlü bağımız olan Türkçemiz üzerinde ideolojik bir ameliyat yapmış: bin yıldır kullandığımız alfabe ve kelimeleri diri diri maziye gömmüş; dilde istikrarsızlık yabancı kelimelerin istilasına zemin hazırlamıştır.

Devlet Sözlük Yazar mı, Türkçe sözlükleri, bilhassa “Devlet sözlüğü”nün, Dil Kurumu sözlüğünün 1945’ten bugüne macerasını okumak isteyenler için ufuk açıcı bir kitap, Sözün, kelimelerin bilhassa anlamın peşinde olanlar için bir başlangıç kitabı.

kelimelerin-seyir-defteri-ciltli-836242-19-o.jpg

KELİMELERİN SEYİR DEFTERİ

Büyük ve zengin muhtevalı sözlükleri kamus, okyanus olarak adlandıran bir geleneğe sahibiz. İki kelime de aş mânalı, yani “sinonim”. Okyanus “büyük deniz”, “dünya karasını çevreleyen su kütlesi” demek; muhit ve kamus de aynı anlamda. Sözlükler böyle adlandırılınca kelimeleri de bu uçsuz bucaksız denizde seyreden gemilere benzetmek yanlış olmaz. Kelimeler, dilin engin denizinde sürekli hareket halindeler. Bazıları bir zaman bir limana demirlese de, birgün hiç beklenmedik bir şekilde sefere çıkabilir. Unutulmuş sanılan bir kelime birden hayat bulur ve belki de bu ikinci veya kaçıncı olduğunu bilmediğimiz yeni seyrinde daha yaygın bir kullanılışla dile mal olur...

Dille, sözlüklerle, kelimelerle uğraşanlar kelimelerin tarih içindeki seyri konusunda az çok fikir sahibi olurlar. Diller de denizler gibi durağan değildir. Sürekli bir dalgalanma, hareket denizlerin belki de mümeyyiz vasfıdır/belirtici özelliğidir. Durgun sanılan denizin bile hareket halinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ve deniz habire yeni su kaynaklarıyla beslenir. Kelimelerin engin dil denizindeki seyri elbette merak konusudur. Bugünün insanı günlük hayatta kullanılan bir kelimenin tarih içinde farklı anlamları olabileceğini pek düşünmez. İşte bu değişik anlamları merak etmeye başladığımız andan itibaren o durgun denizin hareket halinde olduğunu fark ederiz. Kelimelerin takip ettiği seyir aslında bizim kültür tarihimizin, medeniyet tarihimizin değişimini ve gelişimini anlamamıza, açıklamamıza yardımcı olur.

soz-okyanusunda-yolculuk-8d61558cf912487cbd29d24ebf729be8.jpg

SÖZ OKYANUSUNDA YOLCULUK

Kelimelerin Seyir Defteri’nden sonra Söz Okyanusunda Yolculuk Türkçeye gönül verenlerin ve sözün değerini takdir edenlerin elinden düşürmeyeceği bir eser.

“D. Mehmet Doğan’ın hayatının meselesi sözlük ve Türkçenin söz varlığı” desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Türkçe meraklıları ve kelime hazinesini zenginleştirmek isteyenler için birbirinden değerli kitaplar yazan Doğan, “Söz Okyanusunda Yolculuk” eserinde okuyucularını kelimelerin dünyasında anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor.

Doğan, bu yolculukla ilgili olarak sunuş yazısında şu açıklamayı yapıyor: “Denizlerde seyrüsefer zordur, yorucudur, tehlikelerle doludur. Kıyı sıra gitmek yetmez, enginlere doğru açılmak gerekir. Türkçenin binlerce yıllık macerasına doğru yolculuktur bu. Dev dalgalarla boğuşmak, bazen girdaplardan kurtulmaya çabalamak, pusulasını kaybetmiş kelimelerle karşılaşmak… Korsan kelimelerle karşılaşmak… Korsan kelimelerle savaşmak… Köklere doğru giderken bugüne anlamlar devşirmek, kelimelerin okyanusunda adalar, kıt’alar keşfetmek… Kelimelerin Seyir Defteri kitabımız Söz Okyanusuna Yolculuğun ilk verimi idi. Kelimelerin kamusundaki yolculuğunun seyir defterini tutmaya devam ediyoruz.”

Doğan’ın, Türk dili ve edebiyatının yanı sıra güncel meseleler üzerine düşünce ve yorumlarının yer aldığı “Söz Okyanusunda Yolculuk” üç bölümden oluşuyor.

“Kamus yolculuğu” başlığı altındaki birinci bölümünde; Ne zaman “yazar” olduk?, “İntihal”le “kalpazanlık” arasında “korsanlık”! , İnkılâp, ihtilâl, devrim... namı diğer, darbe! , Cumhuriyet ilân etmek, başkanlığa geçmek! , Hâfızlar aptal mı olur?, Kahve Yemen’den gelir, ya “café” ? gibi yazılar yer alıyor.

“Türkçe öğretimi ve kültür dili olarak Türkçe, Türk dili ve edebiyatı dersi öğretim programı: Esas mesele dil!, Talimsiz, terbiyesiz müfredat ve sözlüklerle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş” konu başlıklı makaleler ise “Öğretim ve kültür dili Türkçe” başlığı altında ikinci bölümü oluşturuyor.

Eserin, “Bize her sene Türk dili yılı” 3. bölümünü ise dil odaklı polemik yazıları oluşturuyor.

Bu bölümde; Bize her sene Türk dili yılı, Avara kasnak bir kurum: TDK, Dil Kurumu’nu işe yaratmak Dilde kirlenmenin sorumlusu kim?, Kanunların dili, Yargı sözlük yazar mı? gibi yazılar yer alıyor.

Bu haber toplam 880 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim