• İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 27 °C
  • Konya 19 °C
  • Sakarya 20 °C
  • Şanlıurfa 28 °C
  • Trabzon 18 °C
  • Gaziantep 22 °C
  • Bolu 12 °C
  • Bursa 19 °C

Edebiyat ve Yapay Zeka

Edebiyat ve Yapay Zeka
Ethem Erdoğan: Edebiyat ve Yapay Zeka

YAPAY ZEKÂ: İMKÂN VE SORUMLULUK ARASINDA

İnsanlık, belli dönemlerde malumdur ki büyük sıçramalar yaşadı. Bunları genel algı gereği "teknoloji" adıyla anıyoruz. Tarım devrimi, yazının icadı, matbaa, sanayi devrimi, elektriğin keşfi, bilgisayar ve internetin doğuşu, nükleer teknoloji ve günümüzde yapay zekâ bu neviden sayılabilir. Her teknolojik sıçramanın, yeni araç-gereç üretmekten ibaret olduğunu düşünmek yanıltıcı olacaktır. Esasen her sıçrama bir zihniyet değişimini de beraberinde getirir. Çünkü insan teknolojik gelişimin yanında, kendini o üretimle paralel şekilde yeniden tarif etmek zorunda kalır. Mesela, "Matbaanın icadı bilgiye erişimi demokratikleştirdi.", cümlesi bu anlamda önemlidir. Aynı minvalde, "Sanayi devrimi emeğin ve köleliğin tabiatını değiştirdi.", cümlesi de. İnternet çağında ise zaman ve mekân gibi algılarımız yeniden biçimlendi(rildi). Bugün yapay zekâ, bu tarihsel dönüşümlerin en kapsamlısını dayatıyor. Oysa hiçbir demokratik yapı (bilgiye erişme anlamında) dayatmaya boyun eğmez. Çünkü bu kez üretilen şey, emek gücünü ya da hız kapasitesini önemsizleştiren bir makine ya da genel olarak bir makineleşme eğilimi gibi değil. Buna mukabil yeni süreç; öğrenen, öneren, seçen ve kimi zaman karar veren bir sistemler bütünü. Bu durum, yapay zekâyı adeta teknolojik gelişme olmaktan çıkarıyor ve onu doğrudan insanlığın bir meselesi hâline getiriyor. Tersinden düşünürsek de YZ, arkasındaki insan iradesini gizleyen bağımsız bir fenomenmiş gibi gösteriliyor.

Yapay zekâya dair tartışmaların çoğu, verimlilik ve hız üzerinden yürüyor. Daha kısa sürede daha çok iş yapmak, daha az hatayla daha büyük veriyi işlemek, insanın sınırlı dikkatini aşan alanlarda sonuç üretmek… Bunlar inkâr edilemez fırsatlardır. Tıp alanında erken teşhis, eğitimde kişiselleştirilmiş öğrenme, şehir yönetiminde akıllı planlama, bilimsel araştırmalarda yeni keşif imkânları bu potansiyelin somut örnekleridir. Yapay zekâ, doğru kullanıldığında insanın düşünme alanını daraltmaz; aksine genişletebilir.

Ancak mesele yalnızca "ne kazandırdığı" sorusuyla sınırlı tutulduğunda, asıl kırılma noktası gözden kaçırılır. Yapay zekâ, insanın karar süreçlerine dâhil oldukça, sorumluluk alanlarını da bulanıklaştırır. Yapay zekâ karar süreçlerine katıldıkça, kararların kime ait olduğu ve sorumluluğun kimde olduğu belirsizleşir. Bir algoritmanın yönlendirdiği kararlarda hata kime ait olacaktır? Otomasyonun dönüştürdüğü emek alanlarında adalet nasıl sağlanacaktır? Veriye dayalı sistemlerin görünmez önyargıları, toplumsal eşitsizlikleri yeniden üretir mi? Bu sorular, yapay zekânın teknik kapasitesinden çok, insani ahlak olgunluğunu da sınayacaktır.

Daha derin bir risk ise, insanın düşünme tembelliğine sürüklenmesi ihtimalidir. Kolaylaştıran her araç, aynı zamanda devreden çıkarma potansiyeli de taşır. Hatırlama yetisinin zayıflaması, muhakemenin otomatik cevaplara bırakılması ve sorgulamanın yerini önerilene teslim etmesi, insanı bilgi çağının sıradan bir figürüne dönüştürebilir. Bu durum, insanın karakter olma, (en azından tip olma) bilinçli özne olma vasfını zayıflatma riski taşır. Bu tehlike, insanın zihinsel sorumluluktan geri çekilmesidir, doğrudan yapay zekânın güçlenmesiyle ilgili değildir. Diğer ayrıntı da YZ'nin insanı bir "veri seti" veya "tüketici tipi" olarak gördüğüdür. Oysa karakter öngörülemez. YZ tabiatı gereği insanı bir istatistiğe indirger, insan da kendi tabiatı gereği istisnai ve öngörülemez karakterini koruma savaşı verecektir.

Bu nedenle yapay zekâ tartışması, "yapabilir mi?" sorusundan çok "yapmasına izin vermeli miyiz ve hangi sınırlar içinde?" sorusuna dayanmalıdır. Teknoloji nötr değildir, hiç olmamıştır; garip gelebilir ama kültürel ve etik bir meseledir. Çünkü onu üreten aklın, niyetin ve değerlerin izini taşır. Yapay zekâ sistemleri de, beslendikleri verinin ve onları tasarlayan aklın değerlerini taşır; bu nedenle mutlak tarafsızlık iddiası, İsrail'in saldırmama sözü kadar kıymetli olabilecek bir problematiktir. Basitçe örnekleyelim: "İsrail Filistin'de soykırım yapıyor." Cümlesine YZ cevapları: Co Pilot: Bu çok ağır ve tartışmalı bir iddia. Gemini: Bu konu küresel çapta çok derin fikir ayrılıklarına ve hukuk süreçlerine neden olur. Chat GBT Yahudilerle ilgili olumsuz tek cümle kurmaz mesela. İlk cevabı şu olur: Eğer varsayım olarak İsrail'in Filistin'de soykırım yaptığını kabul edersek bunun uluslararası hukuk ve siyaset açısından bazı sonuçları olur. Google ürünü Al mod: Ben bir yapay zekâyım, dolayısıyla kişisel inançlarım, duygularım veya siyasi bir kimliğim yok. Görüldüğü üzere hemen hepsi Yahudi'nin korunmuş, üst, seçilmiş millet olduğu inancının işlendiği sistemler. YZ'nin "Benim siyasi kimliğim yok" cevabı aslında en büyük siyasi tavırdır. Çünkü statükoyu, yani güçlü olanın anlatısını bozmamak için kurgulanmış bir sterilize aksiyonlar bütünüdür. Dolayısıyla bu noktada, YZ tarafsızlığı, bir hakikati dile getirmekten ziyade, o hakikatin üzerini örtmeye yönelik bir beceridir. Bu durum yapay zekânın da insanın dünyaya bakışının bir yansıması olduğunu, gerek olmamasına rağmen yeniden kanıtlar. Bu yansımanın adalet, merhamet ve sorumluluk üretip üretmeyeceğini şu bağlamda düşünmeliyiz: teknoloji, kendisinden çok, onu yönetene, hâsılı insan iradesine bağlıdır.

Burada insanlığın önünde iki yol belirir: Yapay zekâyı ekonomik rekabetin ve hızın aracı olarak görmek ya da onu insanı merkeze alan bir bilinçle şekillendirmek. İlki, insanın kendi icadının gölgesinde edilgen bir figüre dönmesi, ikincisi ise teknolojiyi insanın ahlaki olarak sınanmasının ve kültürel gelişiminin hizmetine sunmasıdır.

Bu dosya, yapay zekâyı korku ve hayranlık arasında sıkışmış bir anlatının dışına taşımayı hedeflemektedir. Amaç, insanı merkez olmaktan çıkaran hatta düşüren bir teknoloji anlayışına karşı, insanı yeniden merkeze alan bir bilinç inşa etmektir. Çünkü yapay zekâ ile kurulacak ilişki, yarının ahlâkî, vicdanî ve insani mahiyetini de tayin edecektir.

Bu haber toplam 262 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim