Beşir Ayvazoğlu ansiklopedik biyografi eseri olan "Yahya Kemal-Eve Dönen Adam"da Yahya Kemali her açıdan inceler, anlatır. 30 küsur yıl Yahya Kemal üzerine çalışan Ayvazoğlu nerdeyse şair hakkında her bilgiye ulaşmış.
Ayvazoğlu, Yahya Kemal için "Eve Dönen Adam" diyor; fakat biz kitabı okuduğumuzda ve şairin hayatını gözlerimizin önüne getirdiğinde görürüz ki Yaşar Kemal'in hiçbir zaman bir evi olmadı. Onun gözü hep dışarıda, Batı'daydı. Bedeni buradaydı ama ruhu Batı'daydı. O kelimeleriyle buradaydı ama söylemek istedikleriyle Batılıydı.
Yahya Kemal çocukluğunda dahi 'Byron'ı bedbaht eden melâl'i duymuş bir insandır. Bu şu demektir: İslami muvazene unsurlarını hiç hesaba katmamak. Ruhunu bahtiyar edecek hüzne yüz çevirdi. Gençliğinde Baudelaire'in kokladığı elem çiçeklerini, hiç unutmadığını şöyle ifade eder:
"Lâkin o bahçelerde geçen devre'den beri
Kalbimde solmamıştır o şi'rin çiçekleri."
Endülüs'te Raks, Mehlika Sultan, Rindlerin Ölümü, Yol Düşüncesi, Sessiz Gemi, 1918, Mohaç Türküsü, Kocamustafa Paşa, Bir Başka Tepeden, Akıncı, Süleymaniye'de Bayram Sabahı gibi şiirlerin şairi Yahya Kemal şiirinin merkezine müminleri değil rintleri koymuştur. Rint İslami değildir, ziyadesiyle Hint-Avrupa kökenlidir.
Gerçek manada bir evi olmamıştır, annesinin ölümünden sonra babasının başka bir kadınla evlenmesiyle birlikte onun asıl trajedisi başlamıştır. Sıcak bir yuva, kendini ait hissedebileceği bir ev aramıştır ömrü boyunca ama bulamamıştır.
Batı'nın her şeyine müptela derecesinde bağımlı olan Yahya Kemal, bu çelişkisini milli kültür, milli edebiyat üzerine yazdığı eserlerle gizlemeye çalışmıştır ama başaramamıştır. Bedeniyle mili kültür ve milli edebiyattan beslenen şair ruhuyla Batı semalarında uçmuştur.
Yahya Kemal'i çelişkisini Mehmet Akif ve Tevfik Fikret ile açıklayabiliriz, anlayabiliriz. Yahya Kemal bu iki şair arasında bir yerlerdedir. Yahya Kemal çelişkileriyle Fikret'e yakındır; çocukluğunda aldığı İslam kültürüyle Akif'e.
Yahya Kemal'in annesiyle yakın ilişkisi, gelecek için ümit verici bir gelişme gibi görünür; fakat annesinin erken ölümü, onu Fikret'in koynuna iter. Yahya Kemal, çocukluğunda duyduğu Kur'an sesini ve mevlitleri unutmamıştır fakat Paris'e yolu düştükten sonra ondan Batılı anlamda büyük değişiklikler olmuştur. En büyük değişiklikler yaşantısında olmuştur: iflah olmaz bir bohem olup çıkmıştır. Artık çelişkilerin adamıdır o ve güzel şiirlerle geçecek koca bir ömür onu beklemektedir. Elçilikler tam ona göre bir iştir.
Bu durumu Yahya Kemal'in öğrencisi ve yakın dostu olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın aktarımlarıyla destekleyebiliriz. Tanpınar'ın ağzından birkaç önemli anekdot: Bir gün Yahya Kemal'e 'Neydi bu eskilerin hayatı acaba? Nasıl yaşarlardı?' diye sormuştum. Gülerek, 'Gayet basit' dedi, 'pilav yiyerek ve Mesnevi okuyarak. Medeniyetimiz Mesnevi ve cihat medeniyetiydi.
Devamı:https://www.kitaphaber.com.tr/evi-olmayan-adam-yahya-kemal-k7571.html































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.