• İstanbul 21 °C
  • Ankara 21 °C

Heba edilen neslin isyankârı: Adalet Ağaoğlu

D. Mehmet DOĞAN

Ünlü bir yazarımızı kaybettik, ardından sağda solda güzel şeyler yazıldı.

Edebiyat camiasında herkese nasib olmaz böyle uğurlama. Adalet Hanım’ı üniversite yıllarından, Basın Yayın Yüksek Okulu’nda radyo oyun yazarlığı dersinden hatırlıyorum. TRT’de çalışıyordu, tiyatro yazarı olarak da “Çatıdaki Çatlak”la biliniyordu ve onun ders teksiri diğer hocalarınkinden hayli farklıydı.

Harf inkılâbı yılında, 1929’da doğmuş Adalet Hanım… “İlk Cumhuriyet nesli” desek yeri var; tahsile Latin harfleri ile başlıyan ilk nesil. Aynı zamanda, eğer aileden almadıysa, dinî bilgilerden yoksun ilk nesil. O yıllarda kesif bir inkılâp propagandası ve Osmanlı-din düşmanlığı öğretim sisteminin esasını teşkil ediyor.

Ankara Nallıhan doğumlu. Cumhuriyet’in 20. Yılında Nallıhan’da orta okul yok! Oysa, eski Ankara İstanbul yolunda önemli bir kasaba Nallıhan ve Abdülhamid döneminde rüşdiye (orta okul) açılmış. Cumhuriyet’ten sonra muhtemelen yeterli hoca bulunamadığından veya imkânlar elvermediğinden kapatılmış olmalı. Bu yüzden aile Ankara’ya göçüyor.

Nallıhan’ın tarihine bir Osmanlı paşasının eli değmiş. Daha sonra I. Ahmed’in sadrazamı olacak Nasuh Paşa 1600’lü yılların başında Bağdat’dan veya Halep’ten İstanbul’a dönerken tabiî olarak Bağdat-İstanbul yolunu takip eder. Beypazarı’ndan sonraki menzile, ilçenin bugünkü yerine bir han, cami ve bir hamam yaptırır. O günden sonra bu yerleşim yeri gelişerek büyür.

Adalet Ağaoğlu, Göç Temizliği’nde hatıra ile roman arası denilebilecek bir tarzda Nallıhan’da geçen çocukluk günlerini anlatıyor.

Adalet Hanım kuşağı Cumhuriyetin karşı-nesil (geleneğimize, değerlerimize, tarihimize, dilimize, dinimize…) projesinin tabiî olarak ilk tiplerinden. Okuyacak kitap yok, eski harfli kitapları okunamaz, elde Maarif Vekaleti’nin Batı klasikleri tercümeleri var. Klasik sayılabilecek metinlerimizle karşı karşıya kalmamış, Osmanlı düşmanlığı ile beslenmiş, divan edebiyatını hor görmeye şartlanmış; Cumhuriyet’in beyin yıkama ameliyesine en fazla maruz kalan nesil. O lisedeyken Dil Kurumu’nun yaklaşık 20 bin kelimelik ve yarısı uydurma ilk Türkçe Sözlüğü yayınlanıyor.

Bu nesil, olumsuzlukları rejimde, o zamanın idaresinde aramayan bir nesildir. CHP seçimi kaybettikten sonra da köklerimize atıfları olan Demokrat Partiye ve sonraki seçilmiş iktidarlara muhalefeti iş edinmiş nesil. Adalet Hanım, bu muhteva ile yetişiyor. Müthiş bir mahalle baskısı var üzerinde. Adalet Ağaoğlu’nun yazarlık sürecinde okuyarak ve yazarak bir değişim geçirdiği görülebiliyor. Kendisiyle yapılan son konuşmada söyledikleri önemli:

“Cumhuriyetin ikinci kuşağı olan bizim dönemimizde, ikilem içinde yaşanan bir dünya vardı. Anne-baba Osmanlı ahlâkıyla yetişmiş, biz ise Cumhuriyet kuşağıyız. Babam hâfızdı, Kuran’ı ezbere nameyle okuyordu. Babamın hafız olduğunu uzun süre söy lemekten çekindim. Çünkü o dönemde İslâm’a doğru bakılmıyordu. Çok yanlıştı bu.” … “‘Ölmeye Yatmak’ta da kendi hayatımı yazdım. Yaşanan bu ikilemi anlattım. Anne ve babalarımızın yaşadığı dramı 30’umdan sonra anladım ben. Burada eski yazıyı bilen anne-babalarımız, aydınlarımız, yeni alfabe gelince câhil konumuna düştüler. Kökten değişim çok tehlikelidir. Alt yapısı olmadan değişim yapılmamalıydı. Yoksa dramlar yaşanıyor.”

Türkçe Sözlük “hâfız”a aptal derken, kolay mı babanın hâfız olduğunu itiraf etmek?

Adalet Hanım ilk Cumhuriyet neslinin dramını yaşadı ve uzun süren hayatının sonunda belli bir noktaya geldi. O nokta neresiydi? Dram orada bitmiş miydi? Bu uzun bir bahis. Son Osmanlı nesli büyük yazarlarını, mesela Tanpınar’ı dahi tanımadığını-okumadığını “Yaşar Kemal’e Nobel yakıştırmasından çıkarabiliriz!

 Adalet Hanım’da uyanışın yakın tarihin din karşıtlığına tepki mahiyetindeki bir olay dolayısıyla başladığı anlaşılıyor. Yargıtay Başkanı İmran Öktem’in dini tahkir eden sözleri dolayısıyla cenaze namazının kılınması mesele teşkil etmiş, zor kullanılarak cenaze namazı kıldırılmak istenmişti. Akabinde laikçi tepki kabartılmış ve Anatkabir’de biten kalabalık bir yürüyüş düzenlenmişti. “Yüründü Anıt Kabir’e doğru: Laik Türkiye Türkiye Cumhuriyeti’ni (!) savunuyoruz...” Yürüyüşçülere halkın katılmaması onun için bir uyanış sebebidir. Bu zıtlaşma yazarın Ankara Palas’taki ilk balosunu hatırlamasına yol açar. “Cumhuriyet hayatı: Roman! İkide bir içimi dürtükleyen bu romanı yazmalıyım.” der.

Adalet Ağaoğlu bu romanı yazdı…Farkı oydu.

23.07.2020 Karar

Bu yazı toplam 134 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim