• İstanbul 18 °C
  • Ankara 11 °C

Kitap okuma notları: Akdeniz’den Hindistan’a Türk-İran Esintileri

Kitap okuma notları: Akdeniz’den Hindistan’a Türk-İran Esintileri
Kitap çok, okuyan az; kitaplardan haberdar eden yayınlar çok daha az.

Yeterince kitap tanıtan mecramız olsa, kıymetli eserlerin ilgili okuyucuları ulaşmasını sağlar ve belki meraklı okuyucuları harekete geçirebiliriz.

Akdeniz’den Hindistan’a Türk-İran Esintileri, ismiyle dikkatimi çeken bir kitap. “Esintiler” edebiyat ağırlıklı bir kitapmış izlenimi uyandırmıştı. İçindekilere bakınca, isimle müsemmanın uyuşmazlığı kendini belli etti.

İslâm dünyasının bir ucu Arap coğrafyasına uzanan fakat farklı bir kültürel Müslüman âlemi olan yaygın bir coğrafyadan bahsediyor. Hindistan, Türkistan, İran, Türkiye…Türkiye denince Osmanlı ve Türkiye’yi aşan geniş coğrafya…Bu dünyaya rengini veren iki köklü kavim: Türkler ve Farslar. Ve onların kültürleri. Farsların zengin yazılı kültürü, Türklerin benzersiz yönetme geleneği. İşte bu coğrafyanın Müslümanlık sonrası dönemi 20. Yüzyıla kadar böyle kısa bir tarifle anlatılabilir. Aslında kitap tam da bunu anlatıyor. 20. yüzyıla kadar bölgeyi Türk hanedanlı devletler yönetti, bu devletlerin topraklarında farsça etkili bir dil olarak kendini gösterdi.

Bölgede Türk hanedanlı devletlerin yıkılışıyla beraber, Farsçanın tesiri de hızla silindi…Türkler kaybetti, Farslar kaybetti…Esas olarak Müslümanlar kaybetti ve Emperyalizm kazandı!

“Cambridge University Pres” yayını bir kitabın tercümesi elimizdeki. Kitabın esasını 1985’te yapılan “Kültürel bir alan olarak Orta Asya” başlıklı bir seminer teşkil ediyor. Makaleler toplanırken “Türkiye’den Sinkianga (ya da Doğu Türkistan’a) ve daha güney enlemler üzerinde Fırat’tan Kuzey Hindistan’a kadar uzanan bir bölge” coğrafî tanımlaması yapılmış.

Tercümenin yanlışlar dizisi kitabın adından başlıyor.

Buyrun İngilizcesi: Turko-Persia in Historical Perpective.

Her ne kadar öyle ahım şahım bir İngilizcemiz yoksa da bu isimde “esinti”ye karşı gelecek bir kelime bulamıyoruz! Belki “Tarih Perspektifinde Türk-Fars” çok açıklayıcı bir isim olmayabilir. “Tarih Perspektifinde Akdeniz’den Hindistan’a Türk-Fars Dünyası” denilebilirdi. Bu kitabın muhtevasını daha iyi ifade ederdi ve bana kalırsa okuyucuyu daha fazla cezbederdi.

Seminer 1985’te yapılmış; ama kitap 1991’de yayınlandığı için kısmen Sovyet sonrası dünyayı da kapsıyor. Türkçe tercümesi ise 2005’te yayayınlanmış.

Tercümenin değeri, tercümanın birikiminin genişliği ile orantılıdır. Mesela kitapta “24 Oğuz kavmi”nden söz ediliyor. Bunlar “Oğuz boyları” olmalı. Kavmin alt birimleri…

“Moğol istilası sırasında istemli yakımlar nadir olarak görülmüşse de genellikle şehirler yağmalanıyordu.” Burada istemli, iradî, iradeli karşılığı mı, kastî karşılığı mı kullanılmış anlaşılamıyor.

Ya “tarihi yazınlar”? Ne yapsak düzelmez!

“…Bir asır sonra Arapça ile yazan Kaşgarlı Mahmud, Divan-ı Lügati Türk adlı eserinde yerel lehçelere yer vermişti.”

Kaşgarlı Mahmud’un kitabın adını Türkiye’de orta derecede tahsil yapan herkes bilir: Divanü Lügati’t-Türk. Kaşgarlı kitabı Araplara türkçe öğretmek için yazmıştır, tabiatıyla kitap Arapçadır. “Arapça ile yazmak” ne demek? o anlaşılamıyor. Ya “yerel lehçeler” neyin nesi? Bunlar Türk lehçeleri olmalı! Bunlar elbette öncelikle müellifin cahilliği, fakat mütercim bu cehalete ortak olmamalı idi.

Yine aynı müellifin cehaleti. Yok yetmez: Kara cehaleti!

“11. Yy’de Selçuk Türkleri Melik Şah idaresinde İslâmî bir hanedanlık kurmuştur.”

Makalenin yazarı ABD’de Utah üniversitesinde hoca imiş! Okudukça cehaletin koyuluğu ortaya çıkıyor.

Hanedanın kurucusu Selçuk’un iki torunudur Tuğrul ve Çağrı Beyler. Tuğrul Bey hükümdardır. Melikşah onun kardeşi Çağrı’nın torunudur. Arada Alparslan vardır. Müellifin kafa karışıklığı sürüyor: “Yönetimde Melikşah adında bir İranlı (Nizamülmülk) bulunmuş…”

Melikşah hem hanedanın kurucusu, hem Nizamülmülk! Ey mütercim, neredesin? Yoksa “ey editör neredesin” mi demeliydik?

“Horasanlı büyük bir İslâm âlimi (Gazali-i Tusi)…arapça yazılar kaleme almış!” Eserlerini arapça yazmış demek istiyor galiba!

Bazı dikkatler:

Türkiye’den, Osmanlıdan fazla bahis yok. Bu yüzden Akdeniz’den diye başlamak boşlukta kalıyor.

Neden Hindistandaki Babür oğulları hanedanı “Moğol” olarak anılıyor? Timur Moğol mu? Biz ona Tatar deriz. Babür onun torunu! Onun dili türkçe olduğu gibi torunu Babür Şah da öyle idi. Onun Babürnamesi türkçe bir hatırattır. Çağatay lehçesiyle şiirler yazmıştır.

Muvâfık yârlar birle bu demi hoş kiçür Bâbür

Ni üçün kim kilür demga bola almas kişi zâmin

(Uygun dostlarla bu vakti hoş geçir Bâbür, çünkü bir vakit gelir ki kişiye kefil olan çıkmaz).

Babur Hanedan Türkçe konuşurdu. 18. Asırda Nadir Şah Hindistan’ın Babürlü hükümdarı ile türkçe tekellüm etti.

Sebk-i Hundi neyin nesi? (Sebk-i Hindî!)

“Nadir Şah Asfar!” Bunun Nadir Şah Afşarî olduğu bilinemez mi? Yer yüzünün son cihangiri Nadir Şah 18. Asrın aşlarında İran’ı kasıp kavurdu. Türkistan’a, Hind’e, Osmanlı’ya seferler yaptı. Safevî hanedanını yıktı. Fakat hükümranlığı uzun sürmedi, öldürüldü.

Saybani devleti, Şeybaniler olmalı!

Türkçe sefaleti:

“Bâtınî aşırılığın tinsel imgeleri.”

“Betimleyici metinsel materyaller..”

“Bu makalenin, bu argümanlar için destekleyici metinsel materyalleri de içeren tam versiyonunun yayınlanması için…”

“Rus işgalinin bu derece uzun sürmesine neden belirleyici faktörler nelerdi?”

“Bağdatbahn” (Bağdat demiryolu!)

“Trotsky” yani Troçki! Troçki’yi neden İngiliz imlasıyla yazalım? Adam İngiliz mi?

Kitaptan hatırda kalan bazı hakikatler:

“Savaş ve yönetim dehası Türkler”

İşte bir hakikat: İngilizlere karşı Hindistandaki direnişin Atatürk’ün hilafeti kaldırması ile yok olduğunu öğreniyoruz!

Hilafetin kaldırılması -nedense- sömürgeci İngiliz’in işine yarıyor!

“Arap alfabesinden ve diğer alfabelerden latin alfabesine geçiş, diğeri ise latin alfabesinden kirili alfabesine geçiş olan iki radikal dil reformu, yerel özellikleri suni bir şekilde kuvvetlendirdi. Ve panislamizm veya panturanizm gibi her hangi büyü bir pan hareketine engelledi.”

Her şeye rağmen, Akdeniz’den Hindistan’a Türk-İran Esintileri faydalı bir kitap!

ktp.jpg

Editör: Robert L. Canfield
Mütercim: Ömer Avcı
Yayınevi: Kaknüs
Türkçe yayın yılı: 2005
Bu haber toplam 201 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim