• İstanbul 18 °C
  • Ankara 17 °C

“Kültçülük”le mücadele Türkiye’nin geleceğini kurtarmak için zaruri hâle

D. Mehmet DOĞAN

Son 23 Nisan kutlamaları, “kültçülükle mücadele”nin zaruretini bir daha ortaya koydu. Türkiye’de, doğru tarih bilgisine ulaşabilmek için öncelikle bu şart hükmünde. Doğru tarih yanında ilmin gerektirdiği objektiflik için de bir mecburiyet.

Kemalizm/atatürkçülük, batıcı, laik, pozitivist bir ideolojidir.

Bugün Türkiye’de pozitif ilimlerin önündeki en büyük engel bu ideoloji üzerinden oluşturulan Atatürk kültçülüğüdür. Pozitivizmin atatürkçülük üzerinden kültleştirilmesi Türkiye’ye mahsus olmalıdır.

Türkiye’de laikliğin önündeki asıl engel de “Atatürk kültçülüğü”dür. Türkiye’de bütün dinlere karşı laiklik ilkesi işler, Atatürk kültçülüğü hariç!

Atatürk’ün ölümünden sonra kültleştirilmeye başlandığı malûmdur. Onun halefi olan güçlü liderlik kabiliyetinden yoksun yöneticiler “seni sevmek millî bir ibadettir” şiarı ile ülkeyi Atatürk kültüne dayanarak idare etmişlerdir. Atatürk kültçülüğü Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük mimari yapısı olan Anıtkabir’le sembolleştirilerek zirveye ulaştırılmıştır.

Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük mimari abidesinin bir mezar olması tuhaf değil midir? Bu hangi pozitivist anlayışla izah edilebilir?

Selçuklu devletinin kurucu atası Selçuk’un kabri bilinmez. Neyse ki Tuğrul Bey’in Rey şehrindeki kümbeti ayaktadır. Tarihi Rey şehri Tahran’ın güneyindedir. Malazgirt kahramanı Alp Arslan’ın kabri de kayıptır.

Kıt’alara hükmeden Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in mütevazı türbesi Bursa’da, onun atası Ertuğrul’un Söğüt’tedir.

En ihtişamlı Osmanlı padişah türbesi Kanunî’ye ait olmalıdır. Anıtkabir’in yanında kıt’alara hükmeden cihan padişahın türbesi hayli sönük kalır. Bütün Osmanlı padişahlarının, hatta geçmiş bütün Türk hükümdarlarının türbeleri toplansa, Anıtkabir kadar yer kaplamaz!

Bütün büyük hükümdarların kabirlerinde besmele başta olmak üzere, Allah’ın yüceliğini ifade eden yazılar, levhalar bulunur. Ve bütün türbelerde Allaha dua edilir. Çünkü burada kim olursa olsun ölümlü bir insan yatmaktadır, bakî olan Allah’tır.

Anıtkabir bu topraklar üzerinde istisnaî bir anıt-mezardır. Burada dua edilmez. Etmek isteyenler men edilir.

Türkiye’de mimarî bir eser üzerinden kült üretilmeye 21. Yüzyılda da devam edilmektedir.

Şu anda Türkiye’de bütün türbeler, ziyaret yerleri salgın dolayısıyla kapalıdır. Hatta bütün ibadethaneler kapalıdır. Ramazan ayına girdik. Vakit namazları yanında, cemaatle kılınan teravih namazları da men edilmiştir. Cuma bir aydan fazla zamandır kılınmamaktadır, bayram namazının durumu da şüphelidir.

Bütün mescidlerin kıblesi Kâbe’nin bulunduğu Mescid-i Haram kapalıdır veya belli ölçüler dahilinde açıktır. Temmuz ayındaki hacc ibadetinin ifa edilme ihtimali çok zayıftır. Buna rağmen Müslümanlar “ille de haccedeceğiz, cuma kılacağız, teravihten vazgeçmeyiz” diye ayağa kalkmamaktadır.

Fakat bir kült merkezi olarak Anıtkabir açıktır ve TC’nin resmî protokolu fizikî-sosyal mesafeyi hiçe sayarak bu “mozole”de alay-ı vâlâ ile tören icra etmektedir.

Bu neyin göstergesidir?

Türkiye’de her türlü dinî tezahür engellenebilir, Atatürk kültçülüğünün önüne geçilemez!

Atatürk kültçülüğü ülkemizde pozitif bilimin olduğu kadar, sosyal ilimlerin gelişmesine de engel olmaktadır. Büyük Millet Meclisi’nin hangi şartlarda ve nasıl açıldığı konuyla ilgilenenler tarafından bilinmekte, fakat bu gerçek yerine uydurulmuş gerçek dışı mitolojik bilgilerle amel edilmektedir.

Bu kültçülük öyle garipliklere yol açmaktadır ki, çocukların heykellere selâm durması, büstlerin yüzünü gözünü öpmeleri marifetmiş gibi sergilenmekte, gazetelere haber olmaktadır.

yazi1.jpg

Kültçülüğü alt edemeyen bir ülke, geleceğin dünyasında hak ettiği yeri alamaz!

Bu yazı toplam 153 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim